Ejderhalar ve Kahramanlar
RAHMİ ÖĞDÜL RAHMİ ÖĞDÜL

Kahraman denince, öncelikle ejderhaları öldürenler gelir aklımıza; hayranlarıydık; dünyayı kötülerden kurtarıyorlardı. Hangimiz kahramanlara özenmedik ki? Devletin bahçesindeki fidanlıkta, ölmeye ve öldürmeye programlı kahramanlar yetiştiriliyor. Bahçıvan, bahçeye girmeye yeltenen, düzeni bozacak ayrık otlarına, tarım zararlarına karşı nasıl kahramanca savaşmamız gerektiğini öğretmişti bize. Kötülük, çok başlı ejderha ya da keçi kafalı şeytan kılığına bürünebiliyordu. Ya da adını hatırlamadığım, gençliğimde izlediğim bir korku filminde şeytan, bildiğiniz hamam böceği formundaydı. Doğanın iğrenç formları. İğrenç, çünkü ‘biz’ olarak kendimizi inşa ederken, ötekileri iğrenç mahlukata dönüştürmekte üstümüze yoktur. Öteki çirkindir, biz güzeliz; öteki iğrençtir, biz nezih. Ötekiler, üzerine basıp ezeceğiniz böcekler. Böceklerle temas etmek, ötekilerle teması deneyimlemektir ya da tam tersi. Ötekilere ve doğanın öğelerine iğrenerek yaklaşmak, dünyaya faşizmin çemberinden bakmaktır.



Çemberin içinde güzel ve nezih bedenler vardır; ideal ve kanonik, kahramansı bedenler. Naziler, kahramanlar ırkı yaratmak üzere yapay seçilimle beden üretmeye giriştiklerinde, model olarak Rönesans’ın kanonik bedeni duruyordu önlerinde: Leonardo da Vinci’nin, çemberin ve karenin içine yerleştirildiği ‘Vitriviusçu Adam’ı. Nazi sanatında boy gösteren erkek bedenleriyle ‘Vitriviusçu Adam’ akrabadır. Nazi heykeltıraşlarından Arno Breker’in yapıtlarının, Rönesans’ın kanonik akrabalarından farkı, boylarının daha uzun olmaları ve omuzlarının aşırı genişliğidir. “Üstün insan, insanlığı eksizliğe, tamamlanmışlığa taşıma iddiasındadır” (Deleuze, Kritik ve Klinik, Norgunk). Üstün insan kahramandır, ucubeleri ortadan kaldırarak insanlığın yozlaşmasını engelleme, insanlığı mükemmel bir forma sokma görevini üstlenmiştir.

Çemberin içindeki beden mükemmel bir formdur, yere değil, göklere ait. Pisagor’un “evrenin yapıtaşları sayılardır” düşüncesinden etkilenen heykeltıraşların, mikrokozmoz olarak inşa ettikleri kanonik beden temsilleri, bütün ile parça arasındaki sayısal simetriye dayanır. Oysa kozmik estetiğin sayısal ölçütüyle yargıladığınızda yeryüzü grotesktir, uygunsuz birleşmelerin yeri. Doğanın ilk bakışta ayrıksı duran ögelerini uygunsuz birleşmelerle bir araya getirerek grotesk bedenler yarattık. Ejderha groteskin en mükemmel örneğidir, insansı, hayvansı, bitkisel ögeleri birleştiren fantastik çizimler. Ejderha, doğanın temsilidir, apayrı duran parçaların bir araya geldiği, aklın tüm estetik yargılarına meydan okuyan, sınıflandırılması, baş edilmesi imkânsız, asla evcilleştiremediğimiz, doğanın ele geçmez kudreti. Doğa, tüm zamanların ötekisidir.

Kozmik estetiğe göre yeryüzü iğrenç ve çirkin ötekilerle, grotesk bedenlerle dolu. Kaostan arındırılmış, hayali bir kozmozun mükemmel estetiğini yansıtan kanonik beden karşısında, yeryüzünün oluşuna batmış, groteskin anti-estetiği çok güzeldir oysa. Yeryüzü, herkesin katıldığı ve katıldıkça uygunsuz birleşimler yarattığı bir karnavaldır ve dışarıdan değil, içeriden baktığınızda şeyler grotesk gözükür gözünüze. Kanonik bedenin aksine, “grotesk beden, oluş halindeki bir bedendir. Asla bitmez, tamamlanmaz; sürekli inşa ve yaratılma halindedir” (Bakhtin, Rebelais ve Dünyası, Ayrıntı).

Kahraman, kanonik formlarla döşenmiş çemberin içindeki simetrik parçalardan biridir sadece ve dışarıdaki oluş haline form giydirmek üzere doğaya fetihler düzenlediğinde kozmokratöre dönüşür, kozmoz yaratıcısına. Kahramanı hangi nitelikleriyle tanırsınız? “Ciddi havası, ağırlığı, yük taşımaktan aldığı zevk, yeryüzünü horgörmesi, gülmedeki ve oynamadaki yetersizliği, intikam girişimi” (Deleuze). Ayrıca kahraman titizdir, temizliğine pek düşkün. Kozmoz yaratırken etnik ve ekolojik temizliğe girişir. Yeryüzünün kıvrımları arasında, labirentte yaşayan grotesk bedenleri, boğa-insan Minotauros’u, ötekileri gözünü kırpmadan öldürebilir. Ortadan kaldırmak istediği yaşamdır, yaşamın asi kuvvetleri. Ama yaşam her yerdedir; içinizdeki kıvrımlarda. Yumurta misali, kabuğu soysanız, içinden Dionysos çıkacak; “gülmeyi, oynamayı, dans etmeyi, yani yaşamı olumlamayı” bilen boğa-insan. Grotesk!