Ekmek kavgasına gözaltılar sökmez
İkinci defa patron Özilhan’ın villasının önüne giden Migros depo işçileri, gözaltına alındı. İşçiler, gözaltı öncesi yaptıkları açıklamada, ekmek için yola çıktıklarını vurguladı. Polisler baygınlık geçiren emekçiyi de gözaltına aldı.

Emek Servisi
Direnişlerinin 13’üncü günü olan dün Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) öncülüğünde yeniden Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önüne giden Migros depo işçileri, gözaltına alındı. İşçiler, geçtiğimiz günlerde de aynı yerde aynı şekilde gözaltına alınmıştı. Dün de ters kelepçeye alınan 100 işçi, Vatan Emniyet’e götürüldü. Gözaltına alınanlar arasında, eylemde baygınlık geçiren 50 yaşındaki temizlik işçisi de vardı.
İşçiler, gözaltı öncesi patronun evinin önünde yaptıkları açıklamada ‘aile evlerine’ geri geldiklerini belirterek, “Zam istemek, hak aramak suç ise biz suç işlemeye devam edeceğiz” diyerek tepki gösterdi. İşçiler, villa önünde bekleyişlerini sürdürürken "İşçiler açken Özilhan’a huzur yok" sloganını attı. Eylemde bir işçinin tansiyonu düşerek fenalık geçirdi.
Villa önünde konuşan DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, "Günler sürse aylar sürse bizim tek direniş alanımız burasıdır. Biz buradan sesleniyoruz, bizi duyduklarını biliyoruz. Biz direnişe çıkarken sırtımızı emekçi halka dayıyoruz. Direnişin etrafında kenetlenmeye daha çok ihtiyacımız var. Elinizden geleni ardınıza koymayın, çünkü bunlar koymuyor. Biz kazanırsak sizin sayenizde kazanacağız" dedi.
HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ
DGD-SEN Örgütlenme Uzmanı Azad Erdin, memlekette bir şeylerin artık değişmesi gerektiğini belirterek, “On iki depoda işçiler bir araya geldi. ‘İşçiler nasıl yan yana geldi?’ diyorlar. İşçilerin yan yana gelmesine, en basit insani talebine bile tahammül yok. Gözaltılarla, baskılarla, farklı hikâyelerle bu direnişi bitireceklerini sanıyorlar. İşçiler hak aramaktan vazgeçmeyecek.”
Özilhan’ın “Aileyiz” sözünü eleştiren Erdin “Aileyiz’ diyorsun, o zaman işçinin karşısına geçip, konuş. Meseleyi çöz, işçiler işbaşı yapsın. Ama onların kibirli dünyasında bu yok. İşçiyle yan yana gelmek, bir telefon açmak, ‘sorununuz nedir’ demek yok. O yüzden çıkıp medyaya ‘biz iyi para veriyoruz’ diyorlar. Tepeden bakıyorlar. Bizim söylediğimiz tam olarak bu: Ya o kibirli dünyalarından çıkacaklar ya da bu mücadele devam edecek” dedi.
EMEĞİMİZİN KARŞILIĞI İÇİN BURADAYIZ
Kapısından patrona seslenen, Migros deposunda temizlikçi olarak görev yapan 60 yaşındaki işçi Ayşe “Ben altmış yaşında çalışan bir emekçi kadınım. Oturduğum binayı bir görsen, neredeyse dökülüyor. Bu şekilde yaşayabilir misin? 70 yaşındasın, bu zenginliği nereye götüreceksin? Hepimiz aynı mezara gireceğiz” diye konuştu.
Hayatta insanı ayakta tutan şeyin onur, şeref ve gurur olduğunu söyleyen emekçi, konuşmasını şöyle sürdürdü: “ekmeğim için savaşıyorum. Geçinemiyorum arkadaşım. Verdiğin ücretle geçinemiyorum. Sefalet ücretiyle yaşayamıyorum! İnsanlara o ürünleri sağlıklı yesin diye elimle, avucumla temizledim. Ben bir temizlik işçisiyim. Sen beni aşağı göremezsin. Ben olmasam sen de olmazsın. Ne istiyorsun? Hırsızlık, dolandırıcılık m ı yapalım? Kendi hakkımı savunmayayım mı? Kiramı ödeyemiyorum ben borç içindeyim. Ben çalıştığımın karşılığını istiyorum. Mücadele ederken bir tane poşete bile zarar vermedim. Bu kadar gururluyum, bu kadar onurluyum. Ortaya çık, konuş. Haklıyım. Sonuna kadar haklıyım. Çünkü kendi emeğimle çalıştım. Şimdi emeğimin karşılığını istiyorum.”



