birgün

26° PARÇALI AZ BULUTLU

SİYASET 08.01.2020 06:00

Ekonomi bağımlı ilişkiler kırılgan

Ankara ile Moskova arasında İdlib, Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz gibi meseleler nedeniyle makas açılırken, ekonomik bağımlılık ilişkisi ise tersi bir seyir izliyor. Türk Akımı’nın açılışı için İstanbul’a gelecek olan Putin ile Erdoğan’ın bölgesel konuları da masaya yatırması bekleniyor

Ekonomi bağımlı ilişkiler kırılgan

Politika Servisi

Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin bugün Türk Akımı Projesi'nin açılışına katılmak üzere İstanbul’a gelecek. Ziyarette Putin ve Erdoğan’ın başta Suriye, İdlib, Libya olmak üzere ABD-İran geriliminin de aralarında olduğu bölgesel konuları masaya yatırması bekleniyor.

Rusya ile Mavi Akım, Batı Hattı, Türk Akımı gibi doğalgaz projelerinin yanı sıra, Akkuyu Nükleer Santral projeleri imzalayan Türkiye’den, ziyaret öncesi Putin’e yeni bir jest geldi. Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelikle, Rusya’dan orman yangınları için uçak satın alınmasının önü açılırken, Orman Bakanlığı, Rusya’dan tanesi 35 milyon dolara Be200 ES tipi 5 uçak almayı hedefliyor. Türkiye ekonomik anlamda Rusya ile bahar havası yaşarken aynı başlığı politik konular için atmak mümkün değil. Ukrayna, İdlib, Doğu Akdeniz ve Libya konusunda faklı noktalarda yer alan iki ülke için yeni bir ayrışma başlığı olarak Kanal İstanbul dahil oldu.

AKKUYU’DAN S-400’E

Erdoğan hükümeti yaklaşık iki yıl süren kriz dışında Putin’le iyi ilişkiler geliştirdi. Nükleer santral, enerji hatları ve başta S-400 olmak üzere askeri alanda stratejik işbirlikleri yaşandı. Erdoğan, Rusya’yla geliştirdiği ilişkileri aynı zamanda Batı ve ABD’ye karşı da koz olarak kullandı. Özellikle enerji alanında neredeyse tamamıyla Rusya’ya bağımlı hale gelirken bir NATO üyesi olarak en çok askeri ilişki geliştiren ülke oldu.

MASADA BAŞKA SAHADA BAŞKA

Erdoğan ve Putin her fırsatta iyi ilişkilerinin güçlenerek devam ettiğinin altını çizmeyi ihmal etmiyor. Özelikle Suriye sorunun çözümü için sürekli iki ülke liderinin çabası ile oluşturulan masa işaret ediliyor. Masadaki bu yakın duruş sahada kendini göstermekten çok uzak. İki ülke bölgede yaşanan her meselede farklı cephelerde yer alıyor.

İdlib çıkmazı: Erdoğan ve Putin Suriye sorunun çözümüne dair ortak inisiyatif almış bir görüntü sergiliyor. Ama tüm ilişkiye derinden etkileyecek İdlib çözülmüş değil. Suriye ve Rus güçleri İdlib’e doğru ilerlerken Türkiye’nin desteklediği yapılar zor durumda. Yaklaşık 200 bin mültecinin İdlib üzerinden Türkiye sınırına doğru ilerlediği bilgisi geliyor. Türk gözlemevleri, Suriye rejim güçlerinin ablukası altında. Türkiye’nin sorun kaynağı olarak gördüğü Esad, ülkesinin başında. Üstelik en önemli destekçisi Putin.

Doğu Akdeniz: Doğalgaz, Rusya’nın Avrupa ülkelerine karşı elindeki en önemli kozlarından biri. Rusya şimdiden Suriye üzerinden duruma müdahil olmuş durumda. Türkiye ile denizde de karşı karşıya geldi.

Libya’da çatışma ihtimali: Türkiye Libya’da savaşın tarafı olan Trablus hükümeti ile birlikte hareket ediyor. Doğu Akdeniz ile ilgili bir anlaşma da yaptı. Türk askerinin Libya’ya ayak basması an meselesiyken önden ÖSO eliyle müdahale edildiği haberleri geliyor. Rusya tavrını Hafter’den yana koydu. After ordusunun içinde Rus lejyonerlerin olduğu sır değil. Hafter’in Trablus’a doğru başlattığı yürüyüşün önü kesilmezse Türk askeriyle karşı karşıya gelme ihtimali çok yüksek.

Ermenistan, Gürcistan ve Ukrayna: Bir miktar dondurulmuş olsa da Karadeniz ve Kafkasya’da devam eden güç savaşlarında da Türkiye ve Rusya karşı saflarda. Bu ülkelerde yaşanan iç çatışmalarda Türkiye aktif pozisyon aldı.
Ve Kanal İstanbul: Erdoğan’ın çağın yatırımı olarak sunduğu Kanal İstanbul da Rusya’nın çok haz etmediği projelerden biri. Özellikle Karadeniz’in güvenliğinde delikler açmasından endişe ediyor. Rusya proje ile ilgili endişelerini şimdilik çok düşük dozda ifade ediyor.

ABD BEKLEMEDE

Erdoğan, Ortadoğu’da yaşanan tüm olumsuzlukları ABD’nin tutarsız dış politikasına bağladı. Özellikle ülke içende bu söylem taraftar da buldu. ABD’nin Suriye’de Kürtlerle girdiği ilişkiye karşı alınan tutum ülkede kurulan Cumhur İttifakı’nın da en önemli harçlarından biri oldu.

ABD tarafının hamleleriyle iyice gerilen ilişki hiçbir zaman kopma noktasına gelmedi. ABD, Erdoğan’ın Rusya hamlelerine ihtiyatlı yanıtlar vermeyi tercih etti. Sahada gelinen aşamanın Türkiye’yi Rusya konusunda sıkıştırmasını bekledi.

Kolay sürdürülebilir bir durum değil

Prof. Dr. Ahmet Kasım Han iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrine dair şunları söyledi: “Bu durum kesinlikle kolay sürdürebilir bir durum değil, burası açık. Ama şöyle bir avantaj var. İki ülke arasındaki ilişkiler kompartmantalizasyona uygun. Yani bir şeyde anlaşamazken bir başka şey de anlaşabiliyorlar. İlişkiler böyle gidiyor. Anlaştıklarına konsantre olup anlaşamadıklarını dışarda bırakarak parça parça meseleyi ele alıyorlar. Neden böyle? Çünkü bütün çok yönlülüğüne rağmen Türk-Rus ilişkileri organik ve bütünleşik bir doğaya sahip değil. Bu çok enteresan bir durum. Biraz bu çağın doğasını yansıtıyor. Bu durum büyük ittifakların, büyük ekonomik-sosyal-siyasi uzlaşmaların ortadan kalktığı, ilişkilerin daha işlemsel değerlendirildiği dünyanın bir yansıması. Bir miktar da Türkiye-Rusya ilişkilerinin halinde ve tarihinden kaynaklanıyor.

Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri ABD ile olan ilişkilerinden farklı. Türkiye-ABD ilişkilerinde bir şeyler başka şeylerin ön şartı olabiliyor. Çünkü entegre ilişkiler, daha organik daha kurumsal. Dolayısıyla bir şey olmazsa diğeri olmaz gibi bir manzara çıkıyor. Türkiye-Rusya ilişkilerinde bir şey bir şeyin ön şartını oluşturmuyor. Bir taraftan gaz ticareti yaparken bir taraftan Doğu Akdeniz’de rakip olabiliyorlar. Tabii iyi giden gündem maddelerinin kötü gidenler üzerinde yumuşatıcı etkileri, en azından erteleyicilik bağlamında var. Örneğin İdlib çok uzun zamandır mesele ama iki ülke arasındaki iyi ilişkilere bağlı olarak ertelenebiliyor. Çünkü burada organik bütünleştirici bir ilişki söz konusu değil. İlerlemeyi kesmiyorlar ama erteliyorlar. Kendileri için çok önemli meselelerde taviz de veriyorlar. İki ülke arasındaki çakışan çıkarlar çatışmaya tahvil olmadığı sürece ekonomik ilişkiler etkilenmez."

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız