Ekonomi politikalarını eleştirmek yasaklanacakmış!
YALÇIN KARATEPE YALÇIN KARATEPE

AKP iktidarının zayıf karnının ekonomi olduğunu biliyoruz. Küçülen ekonomi, tarihi zirvelerine yükselmiş olan işsiz sayısı, yüksek seyreden enflasyon, bankacılık sisteminde yaşanan ödenemeyen krediler sorunu, iflaslar, konkordatolar vs. Ekonomik sorunların listesini uzatmak mümkün.


Çarşamba günü Sabah gazetesinde yayınlanan bir yazıdan anlıyoruz ki iktidar artık bu konuların açıkça konuşulmasını istemiyor. Ekonomi hakkında eleştirel konuşmayı yasaklayacak bir yasa hazırlığı içindeymişler. Söz konusu yazıya göre, yasaklamanın kapsamı da oldukça geniş. “ekonominin genel yapısı, milli para, finansal göstergelere ilişkin olarak, bunların fiyat, değer veya seviyeleri üzerinde önemli ölçüde etki doğurabilecek yalan, yanlış ve yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, bu suretle menfaat elde edenlerin, 6 aydan iki yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılması” gündemdeymiş!

Şimdi sıralanan bu “suçlara” baktığımız zaman rahatlıkla şunu söyleyebiliriz ki bunu hazırlayanların ekonomik tahmin ve analiz nasıl yapılır konusundan zerre kadar fikirleri yok. Sadece onların değil, bu düzenlemeye alkış tutan ve “artık öyle bol keseden sallamak yok beyler” diyerek de tehdit eden “köşe yazarının” da bir fikrinin olmadığı belli.

Eğer böyle bir düzenleme yapılırsa, bunun tek ve gerçek nedeninin ekonomik eleştiride bulunanların cezalandırılması, bu nedenle de kimsenin ekonomi politikalarını eleştirmeye cesaret etmeye dahi yeltenmesini önlemektir. Başka hiçbir amacı olamaz.

Ülkede zaten olmayan ifade özgürlüğünün artık somut olarak ekonomi konularına da uygulanacağı anlaşılıyor.

İktisatçılar aslında komik insanlardır. Kendileriyle ilgili espri yapmaya bayılırlar. Mesela, “iki iktisatçının olduğu yerde en az üç farklı görüş vardır” söylemini duydunuz mu? Böyle bir alandır ekonomi.

İktisatçılar bugün sahip oldukları verileri kullanarak, ekonomi kuramları çerçevesinde geleceğe ilişkin öngörüde bulunurlar. Bu öngörüler gerçekleşir, gerçekleşmeye de bilir. Tahmin sonuçları ile gerçekleşenler arasında fark olması da çok normaldir. Çünkü bir yığın faktör bu süreçte etkili olmuş olabilir.
Örnek verelim mi? Merkez Bankası hedeflediği ve bize “şu kadar olacak” dediği enflasyon oranını hiç tutturamamıştır. Öngörüleri ve hedefleri tutmuyor. Üstelik insanlar MB’nin öngörüsüne benim öngörüme atfettiklerinden daha fazla önem veriyorlar, ona göre kararlar alıyorlar.

Bir örnek daha verelim. Bakan Berat Albayrak 2018 yılı Ekim ayında açıkladığı “Yeni Ekonomi Programı”nda birçok tahminde bulundu. Üstelik bu tahminleri yaparken kamu kurumlarının imkânları yanında kadrosunda çalışan tüm iktisatçıların ve “ünlü danışmanlarının” da desteğini aldığını düşünüyorum. Ama ne oldu? Bu kadar geniş olanaklar kullanılarak yapılan öngörülerin tutmadığını gördük. Örneğin 2019 yılı büyüme oranının %2,3 olacağını söylediler. Oysa şimdi büyüme sıfır çıksa, küçülmedik diye mutlu olacaklar. İşsizlik rakamını da 2019 için %12,1 olarak tahmin ettiler. İşsizlik %14’lerde.

Şimdi, hazırlandığı söylenen yasayı bakana da uygulayacaklar mı? Çünkü öngörüleri tutmadı. Üstelik bu öngörülerde bulunarak siyasi bir menfaat elde etmeye çalıştıkları da aşikâr. Ne olacak şimdi? Bakan da mı hapse atılacak? Elbette hayır. Mevcut yargı uygulamalarında gördüğümüz gibi bu konuda da düzenlemeyi istediklerine uygulayacaklar. Onların da iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren iktisatçılar olacağını tahmin etmek zor değil. Bakın bu öngörüm kesin tutar. Öngörüm tutacağı için ben yırtarım. Öngörüsü tutmayan iktisatçılar düşünsün.

cukurda-defineci-avi-540867-1.