birgün

24° AÇIK

EĞİTİM 17.07.2020 04:00

Eleştirel Pedagoji ne diyor?

"Covid-19’dan sonra sizce dünya başka bir yer olacak mı? Bir değişiklik öngörüyorsanız bu değişim, neoliberal sistemi ve bizim hegemonya karşıtı eylemlerimizi nasıl etkiler?"

"Covid-19 sonrası okul ve eğitim sistemlerinde bir paradigma değişikliği öngörüyor musunuz?"

"Bu yeni kriz karşısında eleştirel eğitimciler olarak işbirliği ve dayanışmamızı nasıl geliştirebiliriz?"

Bu soruları, Eleştirel Pedagoji adına yayın kurulu üyemiz Yasemin Tezgiden Cakcak, dünyanın önde gelen eleştirel eğitimcilerine sordu. Kostas Skordoulis ve Gianna Katsiampoura (Yunanistan), İnny Acciolu (Brezilya), Dave Hill (İngiltere), Neil Vallelly (Yeni Zelanda), Peter McLaren (ABD) ve Michael Apple (ABD) oldukça kapsamlı yanıtlar gönderdi. Yazıların Türkçesi ve İngilizce orijinali derginin www.elestirelpedagoji.com adresinde erişime açık olarak yayımlandı. Ben burada yanıtların ortak yönüne dikkat çekeceğim.

Hemen hepsi muhafazakarların iktidarda olduğu ülkelerden gelen yanıtlar, pandemi önlemlerinin insan sağlığı ile ilgili olmadığını, neoliberallerin bu sağlık krizini kapitalizmin krizine dönüştürmeme çabası içinde olduklarını gösteriyor. Açıkça neoliberaller, canı malın yongası sayıyor. Her şeyin başı sağlık, onlar için avutucu bir hikaye.

Kostas Skordoulis & Gianna Katsiampoura, toplum sağlığını hiçe sayan hükümetlerin aslında beceriksiz olmadığını, başka bir amaç için orada olduklarını, haklı olarak mücadele etmemiz gereken şeyin de bu olduğunu söylüyor. ABD yönetimini Hristo-Faşizm olarak değerlendiren Peter McLaren "Eleştirel eğitimciler, politik veya doğrudan demokrasinin yaratılması için, siyasal sürecin vatandaşlar tarafından doğrudan kontrolü için, ekonomik demokrasi için, ekonomik kaynakların vatandaşlar tarafından sahiplenilmesi ve doğrudan kontrolü için, eğitim kurumlarının ve işyerlerinin özyönetimi aracılığıyla sosyal alanda demokrasi için ve toplumu doğaya yeniden entegre etmemizi sağlayacak ekolojik adalet için çalışıp yeni bir tarihi blok oluşturarak ve sokaklardaki isyanı bir devrime dönüştürerek bu deliliğe karşı koymanın" zorunluluğunu anımsatıyor.

Uzaktan eğitimin kalıcılaşması ihtimaline dikkat çeken Mıchael W. Apple "Eğitimin okuldan eve geçişinin olası normalleşmesi ve kabullenişiyle, eleştirel demokratik hedeflerin çoğunu kaybedebiliriz" endişesini dile getiriyor. Sosyal izolasyon önlemlerinin faşist iktidar tarafından sivil itaatsizlik eylemi sayıldığı Brezilya'dan yazan Inny Accioly, "önceliğimiz ekonomimizi kurtarmak" diyerek yoksulları çalışmaya zorlayan iktidar politikasını yoksullara karşı soykırım olarak değerlendiriyor.

Yazısına Sergio Leone ve Clint Eastwood’un western filmine gönderme yaparak "İyi, Kötü, Çirkin: Korona Virüsü, Kapitalizm ve Sosyalizm" başlığını kullanan Dave Hill, kapitalizmin "kötü"lüğünü, Boris Johnson ve Birleşik Krallık'ın çirkinliğini aşmanın yolu olarak "Eko-sosyalist bir hayal gücüyle, geleceğin komünist toplumunu hayal ederken kötüyü canlandırmayacağımız, kinci kapitalizmin çirkin yüzünü yeniden görmeyeceğimiz" "iyi"likte buluyor.

Neil Vallelly de koronavirüs pandemisinin daha görünür kıldığı kapitalizmin krizininin ardından itici gücün sosyalist siyasetin olması gerektiğine dikkat çekerek "Eğer 2030'a sağlam ve herhangi bir umutla ulaşacaksak, bizi oraya ulaştıracak olan daha ileri otomasyon, bilgi paylaşımı olmayacaktır. Bizi oraya, salgının açığa çıkardığı, yenilenmiş bir toplumsal bilinç, enternasyonalizm, işçi hareketi, ekolojik sürdürülebilirlik ve prekaryanın sınıf bilinci taşıyacaktır." diyor.

Birkaç cümlelik alıntılarda da gördüğünüz gibi eleştirel pedagoji eğitimi makro siyasete dahil ederek ele alıyor. Tabi ki doğrusu bu. Bu nedenle alıntıları yazıların genel siyasi analize ait bölümlerinden seçtim. Sorulara verilen detaylı yanıtları ve Türkiyeli eleştirel pedagogların ülkelerine ilişkin tespit ve değerlendirmelerini görmek için dergi sayfasını ziyaret etmek gerekiyor.

Bu sayıda ayrıca Adnan Gümüş (E-Diktasyon, D-Diktasyon ve Türleri), Fevziye Sayılan (EP Sözlüğü –Eleştirel Teori-), Aylin Demirli Yıldız (COVID-19 Krizi Döneminde Cinsiyet Rollerine Dayalı Eşitsizlik), Murat Kaymak (Uzaktan Eğitim mi, Olağanüstü Dönemde Ağitim mi?), Ünal Özmen (Pandemiden Sonra Eğitim) ve Eleştirel Pedagoji Söyleşileri masasında biraraya gelen yayın kurulu, pandemi sürecinin eğitimi nasıl ve ne yönde etkilediğini/etkileyeceğini tartıştı. Okumanızı, okunması için paylaşmanızı öneririm...

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız