birgün

6° AÇIK

GÜNCEL 20.01.2020 07:40

Eline silah alan kendini sorgulanamaz sanıyor

İstanbul Bayrampaşa’da polis tarafından vurularak öldürülen Bulgaristan uyruklu Bahçevanov gündemdeki yerini koruyor. TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Gergerlioğlu, “Türkiye, eline silah alanın kendini sorgulanamaz sandığı bir ülke olmamalı” dedi

Eline silah alan kendini sorgulanamaz sanıyor

Dilan Esen

İstanbul Bayrampaşa’da elindeki bıçakla bir kafeye giren Bulgaristan uyruklu Milen Stoyanov Bahçevanov’un polis tarafından önceki gün silahla vurularak öldürülmesi, kamuoyunda tepkilere neden oldu. Polislerin elinde bıçak bulunan saldırganı farklı yöntemler kullanarak etkisiz hale getirmek yerine üzerine ateş açması, polisin müdahale şekillerine yönelik soru işaretleri yarattı. Maalesef bu yaşanan ilk olay değil.

33 yaşındaki Bahçevanov henüz bilinmeyen bir nedenle elindeki bıçakla restorana girdi. Restoranın üst katında bulunan bir kişiyi rehin almaya çalıştığı ileri sürülen Bahçevanov’un çevresindeki eşyalara da zarar verdiği iddia edildi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. İtfaiye önce su sıkarak Bahchevanov’u etkisiz hale getirmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Sonrasında polisler içeri girerek Bahçevanov’u biber gazıyla etkisiz hale getirmeye çalıştı. Paniğe kapılan ve elindeki bıçağı savuran saldırgan bir bekçiyi kolundan, polisi ise bacağından yaraladı.

Olayın görüntülerinde Bahçevanov’a çok sayıda polisin müdahale etmeye çalıştığı ancak kısa bir süre sonra saldırganın üzerine en az 10 el ateş ettiği görülüyor. Görüntülerde olay yerinde ambulansın olmaması da dikkat çekiyor. Ayrıca olay anında çevredeki insanların polislere “Daha sıkmayın, vurmayın” gibi sözler sarf ettiği de duyuluyor.

BU İLK DEĞİL

Samsun’da 23 Aralık’ta benzer bir olay daha yaşandı. Atakum’da yol uygulaması noktasında görevli komiser yardımcısı M.B., 17 yaşındaki Yaşar Alperen Savaş’ı vurdu. Başından yaralanan Savaş, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Savaş’ı öldüren polis ise tutuklandı.

Polislere verilen cezalar ise çok düşük. 2007 Baran Tursun’u öldüren polis memuru Oral Emre Atar’a 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi. 18 ay cezaevinde kalan Atar, çıktıktan sonra polis memurluğu görevini sürdürmeye devam etti.

Yine Muğla’da polis tarafından öldürülen Şerzan Kurt’un davasında da benzer durum yaşandı. Yargıtay, polis memuru Gültekin Şahin’e verilen 16 yıllık cezayı bozdu. Yeniden yargılanan Şahin’e 7 yıl 6 yıl hapis cezası verdi.

BÜYÜK BİR SUÇ VAR

Bulgar uyruklu Bahçevanov’un polis tarafından öldürülmesine ilişkin konuşan TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, polis şiddetinin çok vahim noktalara vardığını söyledi. Bahçevanov’un farklı şekillerde de gözaltına alınabileceğine değinen Gergerlioğlu, “Olayın görüntüleri polisin ne kadar fevri, rahat ve keyfi davrandığını, kendini sorgulanamaz gördüğünü gösteriyor. O kadar polis ellerinde silahla, bıçaklı bir kişiyi ancak öldürerek teslim alabiliyor. Kişi yaralıyken tekrar ateş açıyor” diye tepki gösterdi.

Yargısız infaz yapıldığının altını çizen Gergerlioğlu, “Son derece beceriksizce, bu insan yaralıyken ateş açılarak öldürüldü. Burada büyük bir suç var. İdari ve adli soruşturma bir an evvel başlatılmalı. Türkiye, eline silah alanın kendini sorgulanamaz bir ülke olmamalı. Kamuoyu polis yetkililerinin son derece rahat olduğunu gördü” dedi.

‘HUKUK DEĞİL POLİS DEVLETİ’

Yaşanan olayın Türkiye’nin geldiği son noktayı gösterdiğine dikkat çeken Gergerlioğlu, şunları söyledi: “Türkiye artık bir hukuk devleti değil resmen bir polis devleti. İnsanlar parkta ayakta dikilirken bile gözaltına alınıyor, milletvekillerine yönelik müdahaleler oluyor. Burada problem sadece o Bulgar gencinin öldürülmesi değil; artan polis şiddeti, işkenceler, kaçırılma olayları. Güvenlik görevlilerinin bu kadar rahat oldukları bir dönem şimdiye kadar hiç olmadı. Türkiye’de özgürlüklerin önünün açılıp polis devleti uygulamalarından vazgeçilmesi lazım.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız