birgün

12° AÇIK

DÜNYA 05.02.2021 08:05

Emekçilerin temsilcisi ne Navalni ne de Putin

Rusya’da Navalni eylemleri devam ediyor. Sol Cephe Üyesi Sakhnin, “Ne göçmen karşıtı, aşırı sağcılık ve liberal kahramanlık arasında gidip gelerek renkten renge giren Navalni ne de Putin, Rusya’daki emekçi halkların temsilcisidir” diyor.

Emekçilerin temsilcisi ne Navalni ne de Putin

Özde Çelikbilek

Rusya’da Alexei Navalni’nin tutuklanarak cezaevine gönderilmesinin ardından başlayan protestolar devam ediyor. Zehirlenmesinin ardından tedavi için gittiği Almanya’dan 20 Ocak’ta ülkeye dönen Navalni’nin tutuklanması sadece ülkede değil Batı dünyası ile Rusya arasında da kriz nedeni.

Ülkede yaşananları Sol Cephe (Left Front) üyesi, gazeteci Alexey Sakhnin ile görüştük.


► Rusya’da, bugün en çok bilinen konuşulan, hatta dünyada en çok konuşulan isimlerden biri Navalni. Kim bu Navalni?
Navalni, 1991 sonrası Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’da büyük bir hâkimiyet alanı kuran sağcı, neoliberal bir ekonomik modelin siyasi çizgisinden etkilendi. 2000 yılında, liberal Yabloko partisine katıldı. O yıllarda kendi deyimine göre “klasik bir neoliberal” çizgiye sahipti. Kamuya düşük bütçe ayrılan, sosyal güvenceleri azaltan, radikal ve hızlı bir şekilde özelleştirmeleri savunan bir yerde duruyordu. Ancak çok geçmeden bu sistem Rusya’da, yoksulluğu, adaletsizliği, eşitsizliği ve aşağılanmayı temsil eden bir sembol haline geldi. Batı yanlısı liberal ideoloji Rusya’da gözden düşünce, egemen sınıflar da bundan vazgeçti ve Putin’in de ardından Rus yetkililer, politikacılar ve oligarklar kendilerini yeni “vatanseverler”, ülkenin gerçek mirasçıları olarak kabul ettirdiler. Liberal partilerin ülke içindeki etkinlikleri azalarak, yerini bu yeni modele bırakmak durumunda kaldı.

► Navalni’nin dönüşümü bu süreçte mi gerçekleşti?
Evet, Navalni bu dönemde, kendisine yeni bir hat çizdi ve kendini 2000’li yılların sonunda “milliyetçi” olarak ilan etti.

Ülkedeki aşırı sağcıların yürüyüşlerine katıldı, “yasadışı göçe” savaş açtı ve “Kafkasya’daki beslemeyi durdurun” kampanyasını başlattı. Aşırı sağcı rüzgârın büyük şehirlerde, gençler arasında oldukça yaygın olduğu bir dönemde Navalni, yelkenini doldurmaya bu dönemde başladı. Kısmen işe yaradığını söylemek gerekiyor.

SERMAYE NAVALNİ'YE BAĞIŞ YAPTI

► Peki ya sonra?

Navalni bu “aşırı sağcı” ideoloji içinde kaybolmak yerine, kendisine özel bir kanal buldu: Ülkedeki yolsuzluğa karşı savaş. Devlete ait büyük şirketlerden küçük hisseler satın alarak belgelere erişme fırsatı elde etti. Bu temelde yüksek profilli araştırmalar yaptı ve bunları ortaya çıkardı. Ancak bu süreçte gelen eleştirilerden bazıları rakip firmalar arasındaki rekabete “medya” ayağında dahil olduğu ve bunu derinleştirdiği yönünde geldi. Bu durum, Navalni’nin Rusya’da sempati toplamasına ve açtığı bloka sermaye sahiplerinin de üye olmasına ve bağış yaptıkları bir platforma dönüşmesine neden oldu.

emekcilerin-temsilcisi-ne-navalni-ne-de-putin-837997-1.Rusya’da 2011 ve 2013 yıllarında kitlesel protestolar gerçekleşti. Seçimlerde yolsuzluk tartışmaları, Putin’in cumhurbaşkanlığının meşruiyetini sorgulattı, otoriter yönetime karşı tepki dile getirildi. Navalni bu eylemlere önderlik edemedi. Daha çok orta-orta üst sınıflardan destek aldı, ancak işçi sınıfı yolsuzlukla mücadele konusunda kayıtsız kaldı. İşçi sınıfı, yolsuzluğu eşitsizliğin temeli olarak değil, elitleri daha fazla zenginleştirmenin bir aracı olarak gördüler.

Bu dönemdeki eylemlerde, sosyalist değerlerin hâlâ bu ülkede saygınlığı olduğu görüldü. Binlerce kişi kızıl bayraklarla alanlarda durdu. Sol Cephe lideri Sergei Udalstov, önemli bir figür olarak görünürlük kazandı. Ancak bu dönemdeki eylemlerin ardından sol liderler hapishaneye atılırken, Navalny ses çıkarmak istemedi, ortak muhalefet koalisyonunu böldü.

NAVALNİ'’NİN DÖNÜŞÜ

► Navalni’nin bu dönemde sağcı milliyetçi söylemlerin değil, sol söylemleri tercih etme taktiğinin daha etkili olduğunun farkına vardığını söyleyebilir miyiz?

Evet, Navalni bunun daha etkili bir söylem olduğunu ancak Batı’yla ve sermayenin diğer tarafıyla olan ilişkilerinin de kolay kolay vazgeçilemeyeceğini anlamış oldu. Navalni bu süreçten sonra ülke içinde seyahatler düzenlemeye, emeklilik maaşlarının artırılmasına, sosyal adaletsizliği ortadan kaldırmaya yönelik büyük oranda solun söylemleri ile daha fazla sempati kazandı.

Buna paralel olarak yolsuzluk söylemlerini de değiştirdi. Rusya’daki aşırı zenginlerin hayatlarını ortaya çıkartan görüntüler internette yayımlandı, yoksullar da bundan öfke duydu.

► Navalni’nin 20 Ocak’ta yayımlanan son videosu yeni bir rekor kırdı. Bu videonun nasıl bir etkisi oldu?
Evet, bu video bir haftada 91 milyondan fazla etkileşim aldı ancak filmde çok az yeni bilgi olduğunu belirtmek gerekiyor.
Birçok kişi tarafından bilinen gerçeklerin derlenmesi üzerine inşa edilmiş görüntülerdi. 2010 yılında çevreci aktivistler, Putin’in Karadeniz kıyısındaki 1.5 milyar dolarlık sarayını 2010’da bulmuştu. Ancak filmin başarısı şu oldu: Sınıf eşitsizliği ve adaletsizlik sorunu daha fazla gözler önüne çıktı. Yayımlanan filmle birlikte Navalni, hali hazırdaki destekçilerine değil, daha çok Putin yanlısı çoğunluğa hitap etti, bu onun popülaritesini artırdı.

NAVALNİ, EMEKÇİLERİN LEHİNE HAREKET ETMİYOR

► Navalni’nin Berlin’de hastane süreci…
Navalni zehirlendiğinde, Berlin’de bir hastanede tedavi gördü ve Angela Merkel tarafından ziyaret edildi. Bu her geçen gün yaptırımlar alan ülkedeki Rus oligarşisi ve yöneticileri tarafından alınan bir mesaj oldu.

Buna karşı atak olarak Kremlin, Navalni’nin seçkinlerin bir kısmından destek aldığı belgeleri paylaştı. Navalni tarafından yapılan her yeni soruşturma benzer şüpheleri besledi. Kim ona özel bilgiler ve materyaller sağlayabilir? Putin’in sarayıyla ilgili film, ülkenin en üst düzey seçkinlerinin yaşamına dair pek çok samimi detayı gösteriyor. Peki, bu muhalefet, başkanın lüks yatak odasına bakmayı nasıl başardı? Bunun gerçek bir temeli olup olmadığı önemli değil: Birilerinin bu şüpheyi beslemede ve hükümetin tepesinde bir bölünmeye katkıda bulunmada gerçek bir etkisi var.

Ancak Navalni sosyal eşitsizliğe yönelik eleştirisinde, çizgiyi aşmamaya özen gösteriyor. Putin’in çevresinin lüksüne yönelik keskin eleştiri, onu daha radikal toplumsal taleplere yöneltmiyor. Örneğin Navalni, 1990’lardaki özelleştirme dalgasını geri döndürecek veya milli gelirin emekçiler lehine dağıtılmasını yeniden tartıştıracak yasaları savunmuyor. En çok kabul ettiği şey, bazı oligarkların 1990’larda el koydukları mülkü meşrulaştırmak için ödemesi gereken küçük bir “tazminat ücreti.” O kadar.

► Peki, Rusya’nın geleceği için ne söyleyebilirsin? İhtiyacınız olan şey nedir?
Rusya’da artık birçok kişi parlamentoda yer alan partilerin programıyla ilgilenmiyor. Sokaklardaki tüm mücadele Navalni ile bağlantılı bir biçimde hareket ediyor.

Şu anda değişimin gerçekleşmesi için Rusya’da ideal bir durum var. Ancak bundan önceki süreçlere bakmanın faydalı olacağını düşünüyorum. İşçi sınıfına karşı sorumluluk. SSCB’nin dağılış süreci ya da blok ülkelerindeki “renkli devrimler” sırasında olduğu gibi. Tüm bu olaylar, sosyal yıkım, sanayisizleşme, artan eşitsizliği ardında bıraktı. Ve sonuç, kendilerini kullanılmış, ihanete uğramış hisseden, değişim için sokaklara çıkan insanların sonsuz hayal kırıklığı oldu.

Ne göçmen karşıtı, aşırı sağcılık ve liberal kahramanlık arasında gidip gelerek renkten renge giren Navalni ne de Putin, Rusya’daki emekçi halkların temsilcisi değildir.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol