Emeviler’de cesur bir kadın figürü: Sukeyne Binti Hüseyin

11.11.2019 09:32 YAŞAM

MERT ÇELİK

Genel anlamda dünya tarihi erkek egemen bir tarihtir. Olay ve olgular erkeklerin etrafında şekillenmiş, kadınlar çoğunlukla göz ardı edilmiştir.

Arap Yarımadası’nda da durum böyleydi. Dini literatürde cahiliye de denen İslam öncesi dönemde kadının, rolü dahi yoktu. Hukuki ve toplumsal anlamda, pragmatik kaygılar dışında, neredeyse yok sayılıyordu. İstisna olarak aristokrat ve zengin Arap kadınları görece itibar sahibiydi. Sıklıkla uygulanmasa da kız çocuklarının canlı gömüldüğü bir gelenek de, peygamberin eşi Hatice gibi zengin ve saygın bir kesim de bulunuyordu.

İslam ile birlikte kadınların toplumdaki rolünde bir değişiklik olmadı. Savaş ve barış kararları erkeklerin dudaklarından çıkan sözcüklerle belirlenmeye devam etti. Halifeler devrinde bir kadın olarak statükoyu bozan tek örnek, devesinin üzerinden bir iç savaşı yöneten Ayşe’ydi.

Emeviler Devri, İslam Devleti’nin zenginleştiği bir devirdir. Bu istikrar devrinde, fetihler sürüyor ve zenginlik İslam coğrafyasına akmaya devam ediyordu. Hükümdarların Suriye’deki saraylarında gösterişli eğlenceler ve içki meclisleri düzenleniyor, halk ise meydan ve panayırlarda eğleniyordu. Bunların yanında aristokrat Araplar şair ve şarkıcıların olduğu meclisler tertipliyor ve nebiz denilen bir tür içki içip sarhoş oluyorlardı.

Kaynakların verdiği bilgilere göre peygamber ve halifeler dönemi katı dini kurallar, bu dönemde pratikte gevşemiştir. Özellikle evlilik, boşanma ve peçe konusunda bazı hükümler esnemiş durumdaydı. Soylu ve zengin Arap kadınları evleneceği kişiyi kendi seçebiliyor ve yüzünü örtmeyebiliyordu. Örneğin Ayşe binti Talha, kocasının itirazlarına rağmen yüzünü örtmemiş, güzelliğini gizlemek istemediğini söyleyerek kocasını ikna etmişti. Böyle bir sosyal çevrede yetişenlerden birisi de Sukeyne Binti Hüseyin’dir.

Kaynakların verdiği bilgilere göre 667 yılında doğmuştur. Peygamberin torunu Hüseyin’in kızıdır. Medine’nin seçkin ortamında yetişmiş, iyi bir eğitim almıştı. Sükeyne’nin hayatı kaynaklarda genellikle yaptığı evlilikler ve toplumdaki konumu çerçevesinde ele alınmıştır. Evlilikleri konusunda çelişkili rivayetler olsa da toplamda beş defa evlendiğini söyleyebiliriz. Evliliklerini ilginç kılan ise kendisiyle evlenmek isteyenlere getirdiği şartlardır. Örneğin Halife Osman’ın torunu Zeyd, Sukeyne’ye evlilik teklif ettiği zaman, Sukeyne, bir takım şartlar öne sürer. Buna göre Zeyd, onun üstüne evlenmeyecek, cariye edinmeyecektir. İslam’ın erkeklere tanıdığı haklara bakacak olursak döneme göre çok cesur bir harekettir. Sukeyne’nin toplum nezdinde saygın bir kişi olduğu buradan anlaşılabilir.

Sukeyne güzel ve zarif bir kadındı. Kureyş’in ileri gelenleri ile birlikte oturur, şairler yanında toplanırdı. Şiir ve müzik severliğinin yanında şiir eleştirileriyle de meşhurdur. Dönemin şairleri onun bilgisine güvenir, şiirlerini takdim eleştirileri doğrultusunda şiirlerini düzeltirlerdi. Bazı kaynaklarda şair de olduğu söylense de, bir iki beyit dışında bilinen bir şiiri yoktur.