Emperyalizmle iş tutulmaz!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Ortadoğu’nun hızlı değişen gündemi içerisinde hiç bir karar tek bir nedenle açıklanamaz. ABD Başkanı Trump’ın “Suriye’den çekiliyoruz” kararı bunu bir kez daha gösterdi. Çekilme kararı iddia edildiği üzere ne Trump’ın bir sabah uyanıp kafasına estiği şekilde ne de iç kamuoyu ve Ankara’nın basıncıyla aldığı bir karar. Çekilmenin arka planında iç, dış, bölgesel, konjonktürel çok sayıda etmeni var. Bu senaryolar arasında ABD iç kamuoyuna verilen sözlerin yerine getirilmesi de etkili oldu, Ankara’nın basıncı da… Bu etmenlerden en önemlisi ise ABD emperyalizminin Fırat’ın doğusunu sıkışıp kalması. Sadece Suriye’de değil dünyanın birçok bölgesinde bir tek askerinin burnu kanamadan operasyonlarını sürdürmek isteyen Trump, ihaleyi bölgesel taşeronlara havale ederek çekildi.



Ancak meselenin bir başka boyutu da var ki, pek üzerinde durulmadı. Çekilme kararı bize şunu bir kez daha yalın bir şekilde gösterdi; emperyalizme güven olmaz, emperyalistlerle iş tutulmaz. Emperyalistlerle iş tutmanın bir sigortasının olmadığı, konjonktürel birlikteliklerin bir vadesinin olduğunu Doğu Suriye özelinde bir kez daha gördük.

VİETNAM, LAOS, LİBYA, IRAK
ABD emperyalizminin yakın siyasi tarihinde bu tarz vakalara çokça rastlamak mümkün. Vietnam’da, Kore’de, Laos’ta, Libya’da, Irak’ta Afrika’nın irili ufaklı yoksul ülkelerinde işbirliği yapılan aktörlerin savaşın değişen seyri içerisinde nasıl da yalnız bırakıldıkları, satıldıkları tarihin tozlu arşivlerinde duruyor. Suriye’nin kuzey doğusunda ABD’nin koruyuculuğunda yapılan işler bir süredir alenen kör göze parmak misali yapılıyordu. Askeri, politik, ekonomik her türlü işbirlikleri gözlerden kaçmıyordu. ABD’nin bir süredir gelgitli ilişki yaşadığı Yeni Osmanlıcıları dengelemek, bölgesel müdahaleciliğini daha da pratik hale getirmek için bölgenin yeni aktörleri Kürtlerle ilişkisini alternatif olarak geliştirdiği ortadaydı.

DENGELEME STRATEJİSİ
ABD, NATO üyesi yakın müttefiki Türkiye’yi kızdırmamak için uzun bir süredir eğitip donattığı YPG/SDG ile işbirliğini taktiksel olarak nitelendirse de, ortada taktiksel bir işbirliğinden ziyade stratejik bir ortaklık söz konusu. Washington, 2014’ten bu yana IŞİD’le mücadele adı altında sahadaki gücü konumundaki YPG/SDG güçlerine destek veriyor. Ankara, Suriye’nin neredeyse dörtte birini kontrol eden YPG/SDG’ye verilen bu destekten rahatsızdı. Bunu da yaklaşan seçimlerin de etkisiyle daha gür bir biçimde dile getirmeye başladı.

Ancak nihayetinde yarım yüzyıllık müttefikini kaybetmeyi göze alamadı. Terazide Türkiye ağırlık kazanınca Suriye Kürtleri zor durumda kaldı.

Çok değil bundan bir yıl önce geçen eylül ayında Irak Kürtleri de benzer muameleye maruz kaldı. Otuz yılı aşkın bir süredir sıkı bir işbirliği içinde oldukları ABD emperyalizmi, ani bir manevra değişikliyle referanduma giden Kürtleri yarı yolda bıraktı. Kürtler daha şaşkınlıklarını üzerinden atamadan Kerkük dâhil, topraklarının üçte birini bir anda kaybetti. ABD emperyalizmi Irak coğrafyasında da Kürtleri değil, Irak’taki “sadık” adamlarını destekledi.

ABD emperyalizminin yaptığı esasında çok basit bir strateji. Bütün yumurtaları aynı sepete koymadan her bir aktöre ayrı ayrı ama değişen miktarlarda yatırım yaparak denklemi kontrol altında tutmak. Kuzey Irak’ta da bir yıl sonra Kuzey Suriye’de de benzer bir oyunu oynadı. Birinde Irak merkezi hükümetini diğerinde de Türkiye’yi yanına çekme adına, Kürtleri ortada bıraktı.

HER BAĞIMLILIK TEHLİKELİDİR
Irak ve Suriye’de Kürtler özelinde yaşananlar küresel güç odakları ve emperyalist aktörlerle tutulan işbirliğinde dikkatli olmanın ne kadar da elzem olduğunun göstergesi. Siyasi tarih, herhangi bir etnisite, topluluk veya ülkenin bir büyük güce yaslanmasının, olası bir konjonktür değişikliğinde tek başına bırakılmasının trajik örnekleriyle dolu. Bölgedeki bütün halkların; Türklerin, Kürtlerin, Arapların yaşananlardan çıkaracak çokça dersi var. Filler tepişirken çimenlerin ezilmemesi için dikkat edilmeli...