Google Play Store
App Store

Balıkesir’deki 6.1’lik deprem yıkım ve can kaybına yol açtı; milyonların kaderine terk edildiği bir kez daha gözler önüne serildi. Uzmanlar, yıkımı yaratanın deprem değil hazırlıksızlık olduğuna dikkat çekti.

En küçük sarsıntı yıkım getiriyor
Fotoğraflar: AA, Depo Photos

İlayda SORKU

Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6.1’lik sarsıntı ve yarattığı etki fay hatları üzerinde bulunan ülkenin depremlere ne kadar hazırlıksız olduğunu bir kez daha ortaya koydu. 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin 26’ncı yıldönümüne günler kala yaşanan bu deprem, tek adam rejiminin milyonları kaderine terk ettiğini hatırlattı. Toplanan milyarlarca liralık deprem vergisine, kentsel dönüşüm ve afet yönetimi vaatlerine rağmen orta ölçekteki bir sarsıntı dahi yine yıkıma yol açtı. Geçen onca yılda riskli bölgelerdeki yapı stoku yenilenmedi, deprem toplanma alanlarının büyük kısmı AVM ve konut projelerine satıldı. Kentsel dönüşüm rant değeri yüksek bölgelerde yoğunlaştı, deprem kuşağındaki pek çok ildeki riskli binalar ise yerinde durmaya devam etti.

Rusya’nın Kamçatka Yarımadası’nda bölge tarihinin en büyük sarsıntısı olarak kayıtlara geçen 8.8 büyüklüğündeki depremde bir kişi hayatını kaybederken Sındırgı’da meydana gelen 6.1’lik sarsıntıda da yine bir kişi yaşamını yitirdi. Balıkesir dışında İzmir, Manisa, Bursa, Çanakkale, Uşak ve İstanbul’da da hissedilen depremde binalar çöktü, 29 kişi yaralandı.

Çevre Bakanı Murat Kurum, ekiplerin 1 yıkık, 13 ağır hasarlı, 61 az hasarlı yapı tespit ettiğini açıklarken İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 68 mahallede 16 binanın yıkıldığını duyurdu. Sındırgı Belediye Başkanı Serkan Sak ise ilçede 10’un üzerinde binanın tamamen çöktüğünü aktardı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da depremin ardından başlatılan soruşturmaya ilişkin bilgi verdi. Tunç, yıkılan binaya ilişkin Sındırgı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında müteahhit ve bina sahibinin “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan gözaltına alındığını ifade etti.

Yurdun herhangi bir yerinde 6.0 ve üzeri şiddette deprem olduğunda can ve mal kaybının başladığına dikkat çeken Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Türkiye’de yerleşim yerleri fay hatlarının üzerinde. Sındırgı fayı üzerinde Sındırgı ilçesi var, Simav fayı üzerinde Simav ilçesi var... Bu yıkımın sebeplerinden biri olsa da tek sebebi değil. Bir diğer sebep, geçtiğimiz günlerdeki Rusya örneğinde gördüğümüz gibi diğer ülkelerin yapı stokunun daha iyi olması” diye konuştu.

ESAS YIKIM KÖYLERDE

Dün deprem bölgesinde incelemelerde bulunan Sözbilir, BirGün'e yaptığı açıklamada izlenimlerini şöyle aktardı: "İlçeye bağlı Gölcük köyünde yaklaşık 25 binada yıkım var. Sındırgı'da sadece bir bina tamamen yıkılmış durumda, onun dışında hafif, orta ve ağır hasarlı binalar var. Gölcük'te sayı daha fazla ancak depremin olduğu saatte düğün olduğu için herkes dışarıdaymış. Dolayısıyla can kaybı olmamış."

ARTÇILARIN ŞİDDETİ ARTABİLİR

Depremin İstanbul veya İzmir’deki fayları tetiklemeyeceğini belirten Sözbilir, şunları kaydetti: “Yine de ana şokun oluşturduğu fay ile devam eden artçıların arasında bir farklılık var, büyük bir fayın tetiklendiğini söyleyebiliyoruz. Yaşanan depremde kırılan ana faya komşu olan faylardan bir tanesi bu strese karşılık vermeye başladı, belli ölçeklerde antidepremleri üretmeye başladı. Bölgedeki faylar uzun zamandır suskundu, kırılmaları olağan. Ancak bölgede yeni bir süreç başlamış oldu.”

Son olarak 6.1 büyüklüğündeki bir depremin artçılarının 5 şiddetinde olabileceğini hatırlatan Sözbilir, “Artık başka bir fay da sisteme katıldığı için bu şiddet 5'i de geçebilir. Açıklanan binaların dışında hasar görmüş binalar mutlaka vardır. Bu binalara şu aşamada girilmemesinde fayda var” uyarısıyla sözlerini sonlandırdı.

14 YILDIR YAPILMADI

İnşaat Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Bülent Tatlı ise ülkedeki yapı stokunun depreme dayanıksız olduğunu işaret etti. 2011 yılında AFAD tarafından hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nı hatırlatan Tatlı, şöyle konuştu: “Bu plana göre, Türkiye'deki yapı stokunun hangi nitelikte olduğunun envanter çalışması 2017 yılına kadar tamamlanacaktı. Kamu binalarının çoğunluğunda bu güçlendirmelerin yapıldığını gördük ancak özel mülklerle ilgili bir pozisyon oluşmamıştı. Nitekim 6 Şubat depremlerini yaşadık. Eğer bu söylenenler yapılmış olsaydı 6 Şubat’ta can kaybı sayımız ikili rakamların üzerine çıkmayabilirdi ama bunlar yapılmadı. Balıkesir’de de durum farklı değil. Yıkım istemiyorsak alınacak önlem belli, her şeyden önce açıkladığınız stratejiye uyun, Türkiye'deki tüm yapı stokunun envanterini çıkartın. Binaların risk sınıflandırmasını yapın ve riskli binaları ivedilikle ya güçlendirin ya da yıkıp yeniden yapın.”

Dönüşümün mutlaka kamu eliyle yapılması gerektiğine dikkat çeken Tatlı, “Bunu yurttaşa bırakarak, rantsal kaygının içerisine bırakarak yapmaya çalışırsanız olmuyor. TMMOB olarak, bütün belediyelere de protokol imzalayabileceğimizi ve envanterin tespitiyle ilgili destek sağlayabileceğimizi belirtiyoruz. İzmir, Muğla ve Eskişehir gibi örnekleri de var bunun. Balıkesir’de ise geçtiğimiz ay buna ilişkin protokol imzalandı. Ardından deprem yaşandı” dedi.

Yerinde dönüşüm olması gerektiğini vurgulayan Tatlı, sözlerini, “Biz kentsel dönüşüme değil, rantsal dönüşüme karşıyız. Kamu yararı çerçevesi doğrultusunda bu işin ivedilikle ele alınması gerektiğini düşünüyoruz” ifadeleriyle sonlandırdı.

∗∗∗

JEOLOGLAR UYARMIŞTI

2021 yılında TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Deprem Danışma Kurulu’nun fay üzerinde yaşayan kentler üzerinde gerçekleştirdiği çalışma kapsamında Balıkesir Raporu oluşturuldu. Balıkesir kent merkezi dahil Gönen, Manyas, Edremit ilçe merkezleri ile 28 mahallede doğrudan diri fay hatları veya zonları üzerine oturduğu belirtilen raporda geçmişte çok sayıda yıkıcı depremle karşı karşıya kalan Balıkesir’in deprem zararlarından etkilenmesinin önlenmesi amacıyla bir dizi çalışmanın acilen başlatılması gerektiği vurgulandı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a kadar pek çok ilgili kurum ve kişiye iletilen raporda, kentte deprem olması halinde doğacak riskler ve zararlar şu şekilde özetlendi:

• Yer sarsıntısı ve zemin büyütmesi:

Balıkesir’in önemli bir kısmının kaya üzerinde yer alan yerlerden daha şiddetli sarsılmasına, dolayısıyla hasar oranının artmasına neden oluyor. Balıkesir il merkezinin de deprem olduğunda en fazla sarsılacak alanlardan biri üzerinde yer aldığı açıkça belirtildi.

• Sıvılaşma:

Yapılan araştırmalar, büyük bir depremde Balıkesir'in önemli bir kısmında sıvılaşma olaylarının yaşanabileceğini gösterdi. Belli büyüklüğe ulaşan depremlerde, belirli koşullara sahip zeminlerde meydana gelen sıvılaşma, zeminin üstündeki yapıları taşıyamamasıyla yapıların hasar almasına yol açıyor.

• Yapı kalitesi ve denetim zafiyetleri:

Raporda ayrıca yaşanan depremlerde birçok yapının ağır hasar görmesi veya yıkılmasının, yapıların etüt ve projelendirme süreçlerindeki hata veya eksiklikler, yapı üretimi sırasındaki malzeme ve işçilik hataları ile denetimden kaynaklanan zafiyetlerden kaynaklandığı vurgulandı. Bu durumun, Balıkesir'deki yapılar için de bir risk faktörü olduğu belirtildi.

• Yüzey faylanması tehlikesi:

Tarihsel deprem kayıtları, geçmişte Balıkesir içerisinde de yüzey faylanması oluştuğunu ve bu nedenle Balıkesir'in gelecekte olabilecek büyük bir depremde de yüzey faylanması tehlikesi altında olduğunu göstermektedir. Ayrıca son 2 bin yıldır yüzey faylanması oluşturacak bir deprem gelişmediği vurgulanan rapor, fayın tehlikesini artırdığına işaret etti. Olası büyük bir depremde hem şiddetli sarsıntı hem de yüzey faylanması tehlikesi nedeniyle hasar alması beklenen bir bölge olduğu vurgulandı.

∗∗∗

BAKAN’A GÖRE KESİNTİ YOK

Her deprem bölgesinde olduğu gibi Balıkesir’de de yaşanan depremin ardından GSM operatörleri çöktü. Depremin ardından yakınlarına ulaşmak isteyen yurttaşlar, mobil hatlarda yaşanan altyapı sorunları nedeniyle büyük mağduriyetler yaşadı. Sosyal medyada on milyonlarca yurttaş Balıkesir’deki yakınlarını arayamadığını dile getirdi. Balıkesir’e komşu çok sayıda ilde de iletişimde büyük kesintiler yaşandığı bildirildi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise yurttaşların tepkisine karşın depremin ardından haberleşme kesintisi olmadığını öne sürerken Sındırgı Belediye Başkanı Sak ise, “Depremden sonra GSM hatları çalışmadığı için köylerden haber alamıyoruz” dedi.

Abdulkadir Uraloğlu

∗∗∗

NELER YAPILMADI?

İBB’ye yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan İPA Başkanı Buğra Gökce de, depreme ve alınmayan önlemlere ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Deprem hazırlığı açısından iyi durumda olmadığımızı vurgulayan Gökce, 1960 yılında Şili’de yaşanan 9.5 şiddetindeki depremi işaret etti. Söz konusu Valdivia depreminde bin ila 6 bin arasında insanın yaşamını yitirdiğini belirten Gökce, Şili’nin gereken dersi aldığını ve bugün 7.8 şiddetinde deprem yaşansa bile can kaybı olmadığını vurguladı. 17 Ağustos ve 6 Şubat depremlerini hatırlatan Gökce, uygulamadaki hataları şöyle sıraladı:

Kentlerimizin deprem direncini güçlendirmek için önerdiğimiz mevzuat değişiklikleri yapılmadı.

Hızlı bina tarama yöntemi yurt çapında yaygınlaştırılmadı.

Çeşitli tiplerde sosyal konutlar üretilerek halka sunulmadı, bir seferberlik haliyle yapı stokunun iyileştirilmesi için adım atılmadı.

Deprem riski yüksek şehirlerimiz için ciddi bir afet eylem planı çıkartılmadı. Deprem uzmanlarına danışılmadı hatta deprem riskine dikkat çeken uzmanlara ‘profesör müsveddesi’ denildi.

Altyapıyı güçlendirecek adımlar atılmadı. Depremden etkilenecek şehirlerdeki altyapının yaratacağı büyük sorunlara karşı önlem alınmadı.

Risk azaltma ve hazırlanma alanında neredeyse hiçbir şey yapılmadığı gibi afet sonrası yönetimi açısından da 1 yıl öncesinden daha iyi değiliz. AFAD başta olmak üzere kurumlar 6 Şubat tecrübesiyle yenilenerek, 6 Şubat tarihinden daha etkin, daha güçlü hale getirilmedi.

∗∗∗

BİRGÜN’ÜN YAZDIĞI HASTANE BOŞALTILDI

BirGün’ün Mayıs ayında “Hastane 7 yılda yapılamadı” başlığıyla gündeme getirdiği Sındırgı Devlet Hastanesi depremde boşaltılmak zorunda kalındı. 2018 yılında başlanan ve 500 günde teslim edileceği belirtilen 40 yataklı hastanenin yapımı 7 yıldır bitirilemedi.

TTB Aile Hekimliği Kolu tarafından hastanenin boşaltılmış halinin paylaşıldığı açıklamada, “Hastanelerimiz ve diğer sağlık kurumlarımız depreme dayanıklı yapılmalıdır” çağrısında bulunuldu. Öte yandan depremin ardından yine depreme dayanıksız raporuna rağmen tahliye edilmeyen Denizli Devlet Hastanesi’nde de tavan çöktü. 2017 yılında hazırlanan deprem analiz raporlarında, hastanedeki kolon ve kirişlerin yüzde 90’ının çürük ve zemininde sıvılaşma riski olduğu ortaya çıkmıştı. Depremde okullar ve hastaneler dahil olmak üzere toplamda kaç kamu kurumunun hasar aldığı ise henüz açıklanmadı/ilerleyen günlerde belli olacak.