birgün

18° AÇIK

DÜNYA 26.09.2021 09:22

Enerji krizi halkı çaresizliğe itiyor

Küresel çapta yükselen gaz fiyatları İngiltere’nin enerji sistemindeki çarpıklığı gözle görünür hale getirdi. Ülkede binlerce kişi bu kış evlerinde yemek ve ısınma arasında tercih yapmak zorunda kalabilir.

Enerji krizi halkı çaresizliğe itiyor

Laurie Macfarlane

İngiltere İş, Enerji ve Endüstriyel Strateji Bakanı Kwasi Kwarteng, Avam Kamarası'nda bu hafta yaptığı konuşmada “Işıkların sönmesi asla söz konusu değil. 1970'lere geri dönüş olmayacak" dedi.

Kıdemli bakanlar genellikle bu yönde güvenceler vermek zorunda kaldığında bir sorun olduğunun göstergesidir. Britanya ekonomisi Brexit ve Covid-19'dan yeteri kadar zarar görmüşken, bırakın enerji gibi hayati bir konuyla ilgili krizi, ihtiyaç duyduğu en son şey başka bir kriz olabilir. Ancak ülkenin karşı karşıya kaldığı durum tam olarak bu.


Küresel gaz piyasalarında yaşanan türbülans, İngiltere ve Fransa arasındaki denizaltı elektrik hattında çıkan yangınla daha arttı. 11 bin rüzgar türbini bulunan İngiltere'de 1960'lardan bu yana en düşük rüzgar hızları elde edildi. Söz konusu piyasa koşulları Britanya'nın enerji arzına ilişkin ciddi ve yeni zorluklar yarattı ancak her şey şanssızlığa indirgenemez. İngiltere'nin enerji krizi onlarca yıl öncesine dayanıyor.

GAZ İTHALATINA BAĞIMLI OLMAK

1980'lerde Margaret Thatcher liderliğindeki hükümet, gaz ve elektrik sektörünü kâra susamış enerji şirketlerine vererek özelleştirdi. Kuzey Denizi'nde yeni keşfedilen ucuz gaz kaynakları ile birlikte elektrik üretimi kömür yerine modern gaz yakıtlı santrallerle elde edilmeye başlandı. Bugün ülkedeki evlerin yüzde 86'sı ısıtma için gaz kullanıyor ve elektrik kaynağının üçte biri gaz santrallerinden sağlanıyor.

2000'lerin ortalarında talep artmaya devam ederken bu kez Kuzey Denizi'nden elde edilen gaz üretimi keskin bir şekilde düşüşe geçti. Giderek gaz ithalatına bağımlı hale gelen İngiltere geçen yıl mevcut talebi karşılamak için gazın neredeyse yarısını ithal etti. Norveç, Hollanda ve Belçika'dan çoğu boru hattı yoluyla, Katar, ABD ve Rusya'dan ise gemilerle sıvılaştırılmış doğalgaz ithal edildi.

İthal gaza olan bu bağımlılık göz önüne alındığında İngiltere'nin depolama kapasitesine büyük yatırım yapacağı varsayılabilir. Ancak ülkedeki gaz depolamasının yüzde 75'ini oluşturan Yorkshire'daki Rough tesisi, sahibi Centrica şirketi tarafından 2017 yılında kapatıldı. Bugüne gelindiğinde ise Avrupa'nın depolanmış gazının yüzde 1'inden azı İngiltere'de tutuluyor.

Bu depolama kapasitesinin yetersizliği sonucu İngiltere'nin gaz arzı, herhangi bir arz krizinin etkisini hafifletmek adına küresel piyasaların insafına bırakıldı. İngiltere'nin artan gaz fiyatlarından en çok etkilenen ülkeler arasında olmasının ana nedeni budur. Elektrik üretimi için ihtiyaç duyduğu gaza birçok Avrupa ülkesinden daha fazla bağımlı ve de depolama kapasitesinin olmaması nedeniyle ani fiyat dalgalanmalarına karşı daha fazla savunmasız.

KÖMÜR SANTRALİ YENİDEN DEVREDE

İngiltere elektrik açığının bir kısmını kapatmak için son haftalarda umutsuz bir girişimde daha bulundu. Tüm yakıtlar içerisinde en kirlisi olan kömür santrallerini yeniden ateşledi. Ancak bu kömür kapasitesiyle İngiltere'nin enerji ihtiyacının yalnızca yüzde 2'si karşılanabiliyor.

İngiltere'nin gaz fiyatlarının pençesinden kurtulmak için yakın vadede yapabileceği çok az şey var. Küresel arzdaki değişikliklere karşı bu savunmasızlık enerji sektöründe daha fazla rekabetin teşvik edilmesiyle giderilmeye çalışılıyor. Ancak bu rekabet pratikte sektörün daha kırılgan hale gelmesine neden oluyor. İngiltere'de enerji, özelleştirmelerden bu yana dağıtım şirketleri aracılığıyla evlere ve işyerlerine taşınıyor. Ulusal düzeyde National Grid plc şirketi, yerel düzeyde ise bir dizi bölgesel şirketler tarafından dağıtım sağlanıyor. Rakipleri olmayan bu tekellerin sömürücü uygulamalarından müşterileri koruyan tek sektör düzenleyicisi Ofgem ise son yıllarda ağ ücretlerini kontrol edemediği için eleştiriliyor.

Enerji ve İklim İstihbarat Birimi'nin (ECIU) yaptığı bir araştırmaya göre bu şebeke şirketlerinin gelirlerinin yaklaşık üçte biri elde ettiği kârlardan oluşuyor. Gaz ve elektrik faturalarının dörtte birini bu şirketlerin maliyetleri oluştururken söz konusu işleyiş, İngiltere'de elektrik fiyatlarının birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek olmasının en temel nedeni.

ŞİRKETLER YERİNE KAMUYA VERİLMELİ

Kışa kadar gaz fiyatlarının artma olasılığı karşısında hükümet bir ikilemle karşı karşıya. Fiyatların keskin bir şekilde yükselmesine izin vererek enerji şirketlerinin kan gölüne dönmesini mi engellemeye çalışmalı? Yoksa müşterileri artan gaz fiyatlarından mı korumalı? İngiltere, Galler ve İskoçya'da milyonlarca hane enerji faturalarında yüzde 12'lik bir artışla karşı karşıya. İngiltere'de halihazırda yakıt yoksunluğu çeken 3,2 milyon hane olduğu tahmin ediliyor. Enerji fiyatlarının daha fazla artışı, milyonlarca hanenin ısınma ve yemek arasında seçim yapmak zorunda kalması anlamına gelebilir.

Financial Times'a göre, hükümetin tercih ettiği seçenek, daha küçük perakendecilerin başarısız olmasına izin vermek ve daha büyük şirketleri, devlet destekli kredilerle desteklemek. İngiltere'nin özelleştirilmiş kamu hizmetleri söz konusu olduğunda fazlasıyla tanıdık bir senaryo. Britanya'nın enerji sisteminin bozulduğu açık. Ancak bunu düzeltmek için ne yapılabilir? Yürütülen tartışmaların çoğu, enerji sektöründe reform yapmaya odaklanıyor. İngiltere, enerji arzını koruyabilmek ve iklim yükümlülüklerini yerine getirmek istiyorsa radikal bir revizyona ihtiyaç var.

Bu revizyon, ülkeyi fosil yakıtlardan hızlı bir şekilde uzaklaştırmak için yenilenebilir enerjiye yatırımı hızlandırmak ve temiz enerjinin depolanması teknolojilerine büyük yatırımlar yapmak olabilir. Bu da fiyatların ve arzın stratejik olarak yönetilmesine olanak tanıyabilir. İngiltere'nin iletim ve dağıtım ağlarının özel tekeller yerine kamu hizmetleri tarafından işletilmesi, müşterilerin üzerindeki fatura baskısını hafifletmek anlamına geliyor.

Gaz krizi, İngiltere'nin enerji sistemindeki güvenlik açıklarını ortaya çıkardı. Westminster koridorlarını kaplayan ışıklar yakın zamanda sönmeyecek olsa da birçok aile için durum bu kış farklı olabilir.

Open Democracy'den çeviren BirGün Çeviri Kolektifi

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol