birgün

15° SİSLİ

EKONOMİ 04.09.2020 08:50

Enflasyonun ateşi düşmüyor

Tüketici enflasyonu yatay seyirde giderken, üreticilerin maliyetleri artıyor. Kısa vadede daha fazla artması beklenen enflasyon, ağustosta yıllık yüzde 11,77 oldu.

Enflasyonun ateşi düşmüyor

EKONOMİ SERVİSİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ağustos ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. TÜİK’e göre fiyatlar temmuza göre yüzde 0,86, 2019’un Ağustos ayına göre yüzde 11,77 arttı.

Ağustos ayının aylık zam şampiyonu fiyatı yüzde 25,2 artan salatalık olurken, yıllık zam şampiyonu fiyatı yüzde 656’lık fiyat artışıyla hazır sütlü tatlılar oldu.

Özellikle ithal girdilerin yoğun kullanıldığı otomobil, beyaz eşya gibi ürünlerde döviz kurundaki değer artışları nedeniyle fiyatlar daha sert zamlandı. Son günlerde ÖTV zammı yüzünden gündemde olan otomobil fiyatları yılın başından bu yana fiyatı en çok artan ürünlerden. TÜİK’e göre dizel otomobiller sadece bu yıl içinde yüzde 48, benzinli otomobiller ise yüzde 27,8 oranında zamlandı.

TÜİK dün tüketici fiyatlarındaki değişimin yanı sıra üretici maliyetlerini içeren yurtiçi üretici fiyat endeksini de (ÜFE) yayımladı. ÜFE’de ağustos ayında son 12 ayın rekoru kırılarak aylık yüzde 2,35’lik artış yaşandı. Böylece yıllık ÜFE artışı yüzde 8,33’ten yüzde 11,53’e yükseldi. ÜFE’deki artış kısa vadede tüketici enflasyonuna da yansıyor.

HAYAT PAHALANIYOR

SOL Parti, açıklanan enflasyon verileriyle ilgili bir analiz yayımladı. SOL Parti Başkanlar Kurulu üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu tarafından yapılan analizde, enflasyonun önümüzdeki aylarda yükselişini sürdüreceği belirtildi.
Analiz şu şekilde:

"Ağustos ayında tüketici fiyatlarının yüzde 0,86 arttığı, yıllık enflasyonun da yüzde 11,77 olduğu açıklandı. Yurttaşlarımız artık bu rakamlara inanmıyor, hayat pahalılığının çok daha yüksek seyrettiğini sürekli dile getiriyor. TÜİK elemanları piyasaya çıkmadan marketlere haber uçurulduğu, tüketim sepetinde ağırlıklı yer tutan ürünlerin indirime tabii tutulduğu iddiaları da yaygın. Eğer bu iddia doğruysa haliyle enflasyon da olduğundan düşük görünüyor. Ancak resmi veriler bile enflasyondaki yükseliş eğilimini gizleyemiyor.

Hatırlanırsa Orta Vadeli Program’da 2020 yılı tüketici fiyatları artış hedefi yüzde 8,5 idi. Merkez Bankası’nın daha 1 ay önce yayımlanan enflasyon raporunda yıl sonu enflasyonu yüzde 8,9 öngörülmüştü. Yılın daha ilk sekiz ayında yüzde 7,29 enflasyon gerçekleşmiş, 2020 yılı hedeflerinin tutmayacağı şimdiden anlaşılmış durumda. Halbuki kamu çalışanları ve emeklilerin maaşları resmi enflasyon beklentileri üzerinden belirleniyor. Hayat pahalılığının resmi enflasyondan yüksek seyretmesi yurttaşlarımızın yaşam standartlarının gerilemesi anlamına geliyor.

Ağustos ayında giyim ve ayakkabının yüzde 2,11 azalışının, gıda ve alkolsüz içeceklerin ise sabit kalışının enflasyonun daha keskin sıçramasını önlediği ifade ediliyor. Daha doğrusu istatistikler dalga geçer gibi gıda fiyatlarının 10 binde 8 gerilediğini gösteriyor. Diğer bir ifadeyle ayda bin liralık gıda alışverişi bulunan bir ailenin maliyeti 999 lira 20 kuruşa düşmüş oluyor. Üstelik salatalığın yüzde 25, limonun yüzde 22, patlıcanın yüzde 15, kabağın yüzde 12 pahalanması dikkat çekiyor.

Bu rakamlara inansak bile son bir yılda gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının yüzde 13,51, ortalama enflasyondan daha fazla arttığı açıklanmış. TÜİK’in temel aldığı tüketim sepetinde gıdanın ağırlığı yüzde 22,77. Yani halkımız her 100 liranın 22,77’sini gıdaya ayırıyor. Gelirden en az pay alan yüzde 20’deki yurttaşlarımızın ise her 100 liralarının 30,7’si gıdaya harcanıyor. Bu oran en varlıklı yüzde 20’de, yüzde 15,3’e kadar düşüyor. Bu nedenle gıda fiyatı artışları yoksulları daha çok vuruyor.

Buradan dar gelirli vatandaşlarımızın iyi beslenebildikleri sonucu çıkmasın. Türkiye’de gıdaya harcanan her 10 liranın 13,3 lirası yoksul yüzde 20’ye, 26,8 lirası ise yüzde 20’lik zenginlere ait. Bunu bir örnekle açıklayalım: Ayda 2 bin lira kazanan bir aile bunun yüzde 30,7’sini, yani 614 lirasını gıdaya ayırıyor. Buna karşın 8 bin 86 lira kazanan aile ise çok daha düşük bir oranını, sadece yüzde 15,3’ünü oluşturan bin 237,2 lirasını gıdaya harcıyor. Ama hâlâ yoksul ailenin iki katından fazla mutfak masrafıyla daha bol ve kaliteli gıdalar tüketme olanağı buluyor.

enflasyonun-atesi-dusmuyor-776743-1.
Hanehalkının gıda harcamalarını gösteren varsayımsal tablo

Buna göre;

enflasyonun-atesi-dusmuyor-776742-1.

SONUÇ

Gelir arttıkça aileler gelirlerinin daha düşük oranını gıdaya ayırmalarına karşın yine de mutfak masrafına daha fazla harcıyorlar. Dolayısıyla daha iyi besleniyorlar. Buna karşın dar gelirliler gelirlerinin daha fazlasını beslenmeye ayırmalarına karşın, yine de mutfak bütçeleri yetersiz kalıyor.

Önümüzdeki aylarda enflasyonun tırmanmaya devam edeceğinin en açık göstergesi, ağustos ayında üretici fiyatlarının yüzde 2,35 artarak yıllık enflasyonun yüzde 11,53’e dayanması. Özellikle dövizdeki sıçrama, girdi fiyatlarını pahalılaştırarak üretim maliyetlerini yükseltmiş görünüyor. Bu eğilim önümüzdeki aylarda kaçınılmaz olarak tüketici fiyatlarını da yukarı iterek enflasyonun daha da hızlı artışına sebep olacak.

Özetle vatandaşlarımızı enflasyon açısından da zor aylar bekliyor. AKP rejiminin hiçbir hesabı tutmuyor, hiçbir vaadi gerçekleşmiyor. Rantçı, kayırmacı, ülkedeki gelir ve servet dağılımı bozukluklarını derinleştiren bir zihniyetle yönetilen Türkiye ekonomisini iyi günler beklemiyor. Bu ülke SOL Parti’nin savunduğu kamucu, eşitlikçi, emekten yana ekonomi politikalarına gereksinim duyuyor.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız