Google Play Store
App Store

6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’da kurumsal yapılara sığmayan bir dayanışma ağı oluştu. Üç yıldır sessizce süren bu görünmez örgütlenme, çocuklar, sanat ve ekoloji üzerinden hayatı birlikte yeniden kuruyor.

Enkazdan filizlenen dayanışma
Fotoğraflar: BirGün

Ahin ASLAN 

6 Şubat 2023’te Maraş merkezli meydana gelen depremler yalnızca binaları değil; hayatları, kurumları, ilişkileri ve bölgedeki toplumsal dokuyu da yerle bir etti. Aradan geçen üç yıla rağmen yıkımın izleri halen silinebilmiş değil. Ancak Hatay’da, resmi raporlara çoğu zaman girmeyen başka bir gerçek daha var: Kurumlara ve hiyerarşik yapılara sığmayan, insanlar arası bağlarla örülen güçlü bir dayanışma ağı. Bu ağ, tek bir örgütlenme modeli ya da kurumsal kimlik altında toplanmıyor. Farklı şehirlerden, farklı toplumsal ve kültürel arka planlardan gelen insanlar, sahada karşılaşarak ihtiyaçlar üzerinden birbirine eklemleniyor. Ortak amaçları net: "Birbirlerine ve bölgedeki insanlara iyi gelmek, gündelik hayatı birlikte yeniden kurabilmek ve iyiliği sürdürülebilir kılmak."

Bu görünmez ama güçlü ağın önemli aktörlerinden biri Şahin Kışlakçı. Deprem sırasında Antakya’da olan Kışlakçı, dayanışmanın ilk andan itibaren kendiliğinden geliştiğini belirterek "Hayatta kaldığımız anda dayanışma başlıyor. Arama kurtarma, yaraları sarma, gıda, hijyen, güvenlik, konaklama, toplumsal iyileşme, kültür-sanat, çevre ve doğa koruma faaliyetleri… Hepsi iç içe gelişti" diyor. Kışlakçı, ilk saatlerden itibaren sahada insanları güvenli alanlara yönlendirdiğini, ardından gelen desteklerle birlikte sahada koordinasyon rolü üstlendiğini anlatıyor:

Şahin Kışlakçı

“Deprem olurken Antakya’daydım. İlk saatlerden itibaren insanları toparlamak, onları daha güvenli alanlara yönlendirmekle meşguldüm. Sonrasında ihtiyaçlar netleştikçe ve diğer illerden destekler geldikçe bu destekleri sahada organize ederken kendimi buldum. O gün bugündür de neredeyse hiç durmadan buradayız.”

DAYANIŞMA BÜYÜDÜ

Acil yardım sürecinin ardından çalışmalar, zamanla daha uzun soluklu alanlara evrildi. Bugün Kışlakçı, Defne Aknehir Mahallesi’nde Ronya Sanat Kooperatifi ile birlikte çocuklara yönelik ücretsiz enstrüman eğitimi ve çocuk korosu çalışmalarında aktif rol alıyor. Aynı zamanda Defne Orhanlı Mahallesi’nde yürütülen Çocuk Dostu Köy projesi ve Samandağ’da devam eden ekolojik bütünlüklü çalışmaların da parçası. Kışlakçı “Akut süreç sonrası yaraların sarılması için çocuklarla çalışmalara başladık. Sanatla ve kültürel mirasla çalışmalara odaklandık. Bu süre zarfında yoğun bir ekolojik yıkım da yaşandığı için o alana da yöneldik. Müzik, koro ve drama çalışmaları çocukların yaşadıklarını ifade edebilmeleri için güvenli bir alan açıyor. Sanat burada bir etkinlik değil; iyileşmenin dili" diyerek yaşananları anlatıyor.

YENİDEN BAĞ KURMA

Dayanışma ağının bir diğer önemli ismi kültür-sanat alanında çalışan Özge Sapmaz. Deprem öncesinde Eski Antakya Evleri olarak bilinen Zenginler Mahallesi’nde faaliyet yürüten Sapmaz, depremle birlikte hem evini hem de üretim alanını kaybetti.

Özge Sapmaz

Buna rağmen ilk günden itibaren sahada yer aldı. Sapmaz “Kent hafızasını korunacak bir nesne değil, aktarılması gereken canlı bir süreç olarak görüyorum. Umudu yeniden inşa etmekten çok, yeniden bağ kurmak olarak ele alıyorum” diyor.

DAYANIŞMA YAŞATIR

Sahadaki bir diğer isim beden eğitimi öğretmeni Ali Kemal Turunç. Depremle birlikte arama kurtarmadan sahra eczanelerine, protez desteklerinden aşevlerine uzanan çok sayıda çalışmada yer aldıklarını anlatan Turunç, şöyle devam ediyor:

“Kurumlardan çok, insanlar arası güvenle ilerleyen bir ağ kurduk. Destekler azaldı ama biz hâlâ buradayız. Çünkü inanıyoruz ki: Dayanışma yaşatır.”

Ali Kemal Turunç