Google Play Store
App Store

Pedofili iddiaları ve Jeffrey Epstein’le ilişkisi nedeniyle “Prens” ve “York Dükü” unvanları elinden alınan Kral 3. Charles’ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor’un, Kraliyet Ailesi’nin resmi konutu olan Windsor Kalesi’ndeki Royal Lodge’dan ayrılarak Sandringham Sarayı’nda geçici bir eve taşındığı belirtildi.

Kaynak: AA
Epstein bağlantısı sonrası bir adım daha: Kral Charles’ın kardeşi Windsor Kalesi’nden de çıktı
İngiltere Kralı 3. Charles'ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor.

Pedofili iddiaları nedeniyle "Prens" ve "York Dükü" ünvanlarını kaybeden İngiltere Kralı 3. Charles'ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor, Kraliyet Ailesi'nin resmi konutu Windsor Kalesi'ndeki evinden de ayrıldı.

İngiltere basınında yer alan haberlerde, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilişkisi nedeniyle tüm ünvanlarını kaybeden Mountbatten-Windsor'un Londra yakınlarındaki Windsor Kalesi'nde bulunan Royal Lodge malikanesinden taşındığı belirtildi.

Haberlerde, dün malikane ve saray çevresinde ata binerken görüntülenen Mountbatten-Windsor'un yıllardır şahsi konutu olarak kullandığı malikaneden ayrılarak Londra'ya yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki Sandringham Sarayı'ndaki bir eve geçici olarak yerleştiği aktarıldı.

Mountbatten-Windsor'un bu evden kısa süre sonra ayrılacağı ve halihazırda tadilatta olan başka bir eve geçeceği ifade edilen haberlerde, bu evin ise Sandringham Sarayı'nda yer alan Marsh Farm adlı çiftlik evi olacağı bilgisi paylaşıldı.

Kral Charles'ın şahsi mülkü olarak bilinen Sandringham Sarayı'ndaki çiftlik evinin masrafları da Kral Charles tarafından ödenecek.

TÜM ÜNVANLARI ELİNDEN ALINMIŞTI

Mountbatten-Windsor'un Epstein'le yakın ilişkisi, ABD Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı belgelerde yer almış, Epstein mağduru Virginia Giuffre ise henüz 17 yaşındayken o dönemde Prens olan Andrew'le ilişkiye girdiğini iddia etmişti.

İddiaları reddeden Mountbatten-Windsor, Kraliyet Ailesi'ne zarar vermemek adına York Dükü dahil tüm ünvanlarından feragat etmişti. Ancak geçen yılın son aylarında artan baskılar ve yeni açıklanan belgeler neticesinde Kral Charles tarafından "Prens" ünvanı da elinden alınmıştı.

Mountbatten-Windsor'un 2003'ten beri kaldığı malikaneye cüzi bir yıllık kira ödemesi ve 75 yıllık kullanım hakkını 1 milyon sterline alması da bu dönemde gündeme gelmişti.

Royal Lodge malikanesini kiralaması, Kraliyet gelirleri ve Mountbatten-Windsor'un masraflarının halk tarafından vergiler yoluyla karşılanmasına gelen tepkilerin ardından konu parlamentoda da ele alınmıştı.

Liberal Demokratlar'ın lideri Ed Davey'nin, "Royal Lodge'la ilgili ifşaatlar göz önüne alındığında vergi mükelleflerinin çıkarlarını korumak için Kraliyet Mülkleri'ni inceleme konusunda hemfikir misiniz? Mevcut Royal Lodge sakini de dahil herkesin ifadeye çağırılacağı bir soruşturma komisyonu oluşturulmasını destekliyor musunuz?" sorusuna, Başbakan Keir Starmer, "Kraliyet Mülkleri söz konusu olduğunda uygun bir inceleme yapılması önemlidir. Kesinlikle destekliyorum." yanıtını vermişti.

Mountbatten-Windsor'un eski eşi Sarah Ferguson'un da Epstein'le arkadaşlığı ortaya çıkmış, Ferguson'un onursal başkanı olduğu pek çok vakıf, eski York Düşesiyle ilişkisine son vermişti.

Kendi kız çocuklarını Epstein adasına götürdüğü ortaya çıkan Ferguson'un adını taşıyan Sarah Vakfı ise kapanma kararı almıştı.

***

JEFFREY EPSTEİN OLAYI

Çocuklara yönelik cinsel istismar ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesindeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.