birgün

13° PARÇALI BULUTLU

Erdoğan: "AİHM, kararlarında adil değildir, siyasidir"

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022-2023 Adli Yıl Açılışı'nda konuştu. Burada yaptığı konuşmada, yeni anayasa çağrısı yapan Erdoğan, AİHM kararlarına ilişkin de konuştu. Türkiye'ye ilişkin kararların adil değil 'siyasi' olduğunu savundu.

GÜNCEL 01.09.2022 15:10
Erdoğan: "AİHM, kararlarında adil değildir, siyasidir" Fotoğraf: AA
Abone Ol google-news

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını siyasi olmakla suçlayan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "AİHM kararlarında adil değildir, siyasidir. Konu Türkiye olunca siyasi karar verir ama öbür tarafta Fransa, Almanya olunca orada da maalesef ters kararlar verir" dedi.

Erdoğan, 2022-2023 Adli Yıl Açılışı'nda açıklamalarda bulundu.

Burada yaptığı konuşmada, yeni anayasa çağrısı yapan Erdoğan, "Hukukun üstünlüğünü esas alan, sivil, demokratik ve özgürlükçü bir anayasayı ülkemize henüz kazandıramadık. Ama umudumuzu da kaybetmedik inşallah siyasetin iklimi böyle bir adıma uygun hale geldiğinde yeni anayasa çalışmasını tekrar başlatabileceğimizi ümit ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Geçen sene adli yılla birlikte açılış gerçekleştirdiğimiz Yargıtay binamızın hayırlı olmasını diliyorum. Milletimizin bu topraklardaki 1000 yıllık varlığının ebediyen süreceğinin mührü olan eserleri ülkemize kazandıranlara teşekkür ediyorum. Anayasamızdaki hukuk devleti ifadesi tarihi kökenleri olan önemli bir vurgudur. Ülkemizin hukuk devleti vasfını güçlendirmek için önemli reformlara imza attık. Türkiye, Anayasa'da da belirtildiği şekilde, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.

'DEMOKRATİK VE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ANAYASAYI ÜLKEMİZE HENÜZ KAZANDIRAMADIK'

Geride bıraktığımız 20 yılda ülkemizin hukuk devleti vasfını güçlendirmek için önemli reformlara imza attık. Reformlarımızın en önemli unsurlarını insan hak ve hürriyetleri kadın ve çocuk hakları adalet sistemimizin geliştirmesi gibi başlıklar oluşturmuştur. Ülkemizdeki anayasaların neredeyse tamamının olağanüstü dönemlerin ürünü olması eskiden beri dile getirdiğimiz bir sıkıntıdır. Hali hazırdaki anayasamız da 1980 Darbesi'nin ardından hazırlanıp yürürlüğe girmiştir. Her ne kadar 1982 Anayasası'nda hem bizden önceki hükümetler hem biz çok sayıda köklü değişiklikler yapsak da elimizdeki malzemenin darbe ürünü olduğu gerçeğinden kurtulamıyoruz.

Geçtiğimiz yıl bir kez daha siyasi partilere ülkemizi yeni bir anayasaya kavuşturma çağrısında bulunduk. Bu çabamızda diğer siyasi partilerle uzlaşı sağlayamadığımız için sonuç alamadık, buna rağmen gayretlerimizi sürdürdük. Hukukun üstünlüğünü esas alan, sivil, demokratik ve özgürlükçü bir anayasayı ülkemize henüz kazandıramadık. Ama umudumuzu da kaybetmedik inşallah siyasetin iklimi böyle bir adıma uygun hale geldiğinde yeni anayasa çalışmasını tekrar başlatabileceğimizi ümit ediyoruz.

Mevcut anayasamızda geçen 40 yıl içinde yapılan değişiklikleri de öneli görüyoruz. kendi hükümetlerimiz döneminde hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi konusunda yapılan reform mahiyetindeki düzenlemelerden bazılarını hatırlatmak istiyorum. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin anlaşmaları iç hukukumuzun bir parçası haline getirdik. İdarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri incelemek için Kamu Denetçiliği Kurumu'nu kurduk, Bilgi edinmeyi, anayasal birer hak olarak düzenleyerek güvence altına aldık. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nu oluşturarak insan haklarının daha etkin korunmasını sağladık .Sivil-askeri yargı ayrımını ortadan kaldırarak yargıda birliği temin ve tesis ettik. HSK'nın hem çoğulcu kaynaktan seçilmesini hem de üyelerinin önemli bir bölümünün meclis tarafından belirlenmesini sağlayarak kurumun demografik meşruiyetini artırdık. İkinci derece yargılama yapan istinafı ülkemize kazandırdık.

'ADALET SİSTEMİNDE İYİLEŞTİRME YAPACAĞIZ'

Önümüzdeki dönem adalet sisteminde iyileştirme yapacağız. Gündemimizin başında avukatların sorunlarının çözümü var. Avukatlık Kanununu yenilemek istiyoruz. Hedefimiz savunma hattının daha da güçlendirilmesidir. Vatandaşlarımızın yargılama süreçlerinde çeşitli sebeplerle hak mahrumiyetlerine uğramasından üzüntü duyuyoruz. Bunun önüne geçmek için adli yardım sistemimizi yeniden ele alacağız. Hukuk sigortası olarak anılan ve değişik ülkelerde uygulaması bulunan hukuki himaye sigortasını Türkiye'de kazandırmayı planlıyoruz. Bunu hayata geçireceğiz. Yapay zekâyı yargının ve yargı görevi yapan hakim sacı ve avukatlarımızın hizmetine sunmak için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Yargı hizmetlerinden memnuniyetin ve hukuk güvenliğinin daha da artırılması için yeni adımlar atacağız. Adalete erişimi kolaylaştıracağız. Yargı süreçlerini sadeleştireceğiz. Alternatif çözüm yöntemlerini ve kapsamlarını geliştireceğiz. yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması ve adaletin vaktinde tecellisi için yeni projeleri devreye alacağız. Tüm buy çalışmalarla milletimizin adalete olan güvenini en üst seviyeye çıkarmakta kararlıyız. Birileri adalet sistemini, suç çetelerinin kirli oyunlarına kurban etmek için uğraşıyor. Böyle bir rezilliğe asla izin vermeyeceğiz.

AİHM KARARLARI

Özellikle AİHM'le ilgili yapılan değerlendirmeler konusunda, AİHM kararlarında adil değildir, siyasidir, konu Türkiye olunca siyasi karar verir. Öbür tarafta Almanya Fransa olunca maalesef ters kararlar verir. Adaletin işleyişindeki aksaklıklardan, eksikliklerden hatalardan şikâyet etmek de bizahiti bu sisteme husumet beslemek ve çökertmeye çalışmak başka şeydir. İlki anlaşılabilir üzerinde konuşulabilir gerektiğinde diyalogla iyileştirilmesi yönünde adım atılabilir bir yaklaşımdır. İkincisi yani adalete düşmanlık yapmak ise kabulü asla mümkün olmayan bir davranıştır. Hatta ihanettir. Bizim hayatımız adalet kavramının kendi manevi dünyamızdaki, tarihimizdeki kültürümüzdeki yerini anlamakla ve anlatmakla geçmiştir. İtirazlarımızı da bu çerçevede dile getirdik desteğimizi de aynı anlayışla verdik. Yargı kurumlarımızı, hakimlerimizi, savcılarımızı sadece hukukla değil vicdan ve ahlakla da bağdaşmayacak ifadelerle hedef alanların böyle bir muhasebe gayesi yoktur. Karşımızdakilerin derdi ülkemizin hukuk niteliğini güçlendirmek değil, hukuku kendi ajanlarının bir aracı haline dönüştürmektir. benzer şeytani tavırlara yasama alanında da yürütme konusunda da şahitlik ediyoruz. Çünkü bunlar geçmişte uzunca bir süre aynı yöntemle ülkenin vaktini heba etmişlerdir. Şimdi de haksız mesnetsiz sinsi gücün ayrıcalığına tehditle çirkeflikle ulaşmanın peşindeler."

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol