Erdoğan başka, avukatı başka konuştu: Saray’da ‘kart’ çelişkisi

28.10.2019 07:35 GÜNCEL
ÇGD’nin Basın Kartı Yönetmeliği’ne yönelik açtığı iptal davasında Cumhurbaşkanlığı avukatı savunma yaptı. Avukat, “Gazetecilik faaliyeti için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmamakta” dedi. Oysa Erdoğan daha önce kartı olmayanları gazeteci olarak saymamıştı

Burcu Cansu

Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD) Basın Kartı Yönetmeliği’ne karşı Danıştay’a açtığı iptal davasında Cumhurbaşkanlığı savunma yaptı. Anayasa ve yasalara aykırılık içeren maddelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, Saray’da yaşanan basın kartı çelişkisi de açığa çıktı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan basın kartı sahibi olmayanları gazeteci olarak görmezken, avukatı ise savunmasında “Gazetecilik faaliyetinde bulunmak için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmamakta” dedi.
Cumhurbaşkanlığı savunmasında, Saray’da yaşanan ‘basın kartı çelişkisi’ damga vurdu. Erdoğan, tutuklu gazetecilere yönelik sorulara sıklıkla “Yalnızca ikisinin basın kartı var” diyerek birçoğunu gazeteci olarak görmediğini ifade etmesine karşın, savunmada, “Gazetecilik faaliyetinde bulunmak için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmamakta. Kişiler basın kartı sahibi olmaksızın da gazetecilik yapabilir, fikirlerini ifade edebilir” dendi.

Cumhurbaşkanlığı savunmasındaki dava dilekçesinde, ‘basın mesleğinin onurunu zedeleyecek işler yapma’ ifadesinin muğlak olmadığı da savunuldu.

ORTAK NOKTA BASINA SALDIRI

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan savunmayı BirGün’e değerlendiren ÇGD Genel Başkanı Can Güleryüzlü, Cumhurbaşkanı ve avukatının zıt görüşlerde olduğunun ortaya çıktığını belirtti. Güleryüzlü, “Birbiriyle zıt görüşlere sahip bu iki anlayışın tek ortak noktası, ifade ve basın özgürlüğüne karşıtlıktır” dedi.

GAZETECİLİK SUÇ SAYILIYOR

Yönetmeliği hazırlayanın da savunmayı yapanın da tartışmasız bir şekilde ‘basın özgürlüğüne karşı’ olduğunu ifade eden Güleryüzlü, “Savunmayı hazırlayan anlayış, adeta gazeteciliği suç saymaktadır” diye konuştu.
Yönetmeliğin, basın özgürlüğünü sınırlayan yeni hükümlerle dolu olduğunun altını çizen Güleryüzlü şunları söyledi:

“Gazetecinin ‘Milli güvenlik ya da kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunması veya bu tür davranışları alışkanlık edinmesi’ ile ‘Basın meslek onurunu zedeleyecek işler yapması’ durumunda basın kartının iptali ve bir daha asla basın kartı verilmemesi öngörülmektedir. Yönetmelikte milli güvenliğe ve kamu düzenine dönük endişeleri gidermek üzere çok sayıda hüküm yer almasına karşın eklenen söz konusu bu hükümler muğlak, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlikle bağdaşmamaktadır. Aynı zamanda mahkeme kararı olmaksızın idareye bu yönde bir yetki verilmesi, masumiyet karinesine de aykırıdır. Cumhurbaşkanlığı savunması, yönetmelikle neyin düzenlendiğinin bilincinde bile değildir. Yapılan savunma, anlaşıldığı kadarıyla Basın Kanunu değil Türk Ceza Kanunu esas alınarak yazılmış.”

Güleryüzlü, Danıştay 10. Daire Başkanlığı’nın bu çelişkili durumları tespit edip, halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü yönünde karar alarak yönetmeliğin ilgili maddelerini iptal etmesini beklediklerini söyledi.