birgün

28° AÇIK

SİYASET 30.05.2021 07:37

Erdoğan bildiği tek kitabı okuyor

İktidar içindeki savaşa ve eriyen oylara çözüm bulamayan Erdoğan, yine bayraklı ve ezanlı açılışların baş konuşmacısı oldu. Prof. Dr. Atay, Erdoğan’ın sıkışmışlık içerisinde bildiği tek siyaseti yaptığına dikkat çekti. Erdoğan’ın çıkış formülü bulamadığı belirten Prof. Dr. Turan ise, “Cumhurbaşkanı’nın kendi siyasi durumunu konsolide etmek için başvurduğu araçlar, iktisadi durumun sarsılmasıyla işlemez hale gelmiştir” dedi.

Erdoğan bildiği tek kitabı okuyor

Gökay BAŞCAN

Hem iktidar içerisindeki hem de ittifak içindeki çatışma gün yüzüne çıkarken AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yine ezan-bayrak siyasetine yoğunlaştı. Yaşanan çatışma ve son anketlerde ortaya çıkan oy kaybı, Erdoğan’ı çok iyi bildiği bir yola soktu. Yaşadığı krizleri fırsata çevirmesiyle nam salan Erdoğan vatan, millet, Sakarya söylemleriyle geçirdi.

23 Nisan’da Çamlıca Tepesi’nde dev Türk bayrağı açan Erdoğan, önceki gün Taksim Camii açılışına, dün de Çamlıca Kule açılışına katıldı. Sedat Peker’in iddialarının odağındaki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya günler sonra sahip çıkan Erdoğan, iddialara sessiz kalırken açılıştan açılışa koştu.

GÜNDEMİ AYRI

Çamlıca Kulesi açılışına katılan Erdoğan, yine ülke gündeminden bihaber konuştu. İddialara ve AKP içindeki krize değinmeyen Erdoğan Kanal İstanbul’a ilişkin konuştu. Çevrecilikten dem vuran Erdoğan, milyonlarca ağaç diktiklerini iddia etti. Bilim insanlarının yıkım olarak nitelendirdiği projeye ilişkin, “Rahatsız olanlar var, olacaklar. Varsın olsunlar” diyerek Kanal İstanbul’un temelinin haziran ayında atılacağını belirtti.

ERDOĞAN BİLDİĞİNİ YAPIYOR

AKP ve Erdoğan’ın sıkıştığına dikkat çeken Prof. Dr. Tayfun Atay, “Erdoğan sıkışmışlık içerisinde bildiğini okuyor; kutuplaştırıyor, düşmanlaştırıyor, ötekileştiriyor. Zaten başka bir siyaset bilmiyor. Bildiği tek söylemsel pratik bu. O, özellikle 2011 seçimi sonrası kafasına tek başına iktidarı, başkanlık sistemini koymuştu. Adına yeni Türkiye dedikleri bir projeyi inşa süresinde toplumun hayat tarzına müdahaleyi partisinin bütün bileşenleriyle başlatmıştı. Bunun bedeli Gezi Direnişi oldu. Gezi’den sonra kutuplaşma siyaseti, AKP’nin ve Erdoğan’ın varoluşuna hâkim oldu” dedi.

Erdoğan’ın başka bir yol bilmediğini belirten Prof. Dr. Atay, “Uzlaşmacı, savaş yerine barış temelli, diyalog temelli bir siyaseti işlerliğe sokabilecek söylemsel pratik onda yok. Böyle bir beceri de yok. Bildikleri tek siyasi yol kutuplaşma. Oylar eriyor ve mevcut ittifak da iktidarın bekasını sürdürmeye yetmiyor. Toplumun yarısını ötekileştirerek, ‘Türkiye’nin dış düşmanları, içerideki tahrikler’, vb. söylemlerle son demlerinde…” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın bu hamlesinin toplumda karşılık bulmayacağını ifade eden Prof. Dr. Atay şöyle konuştu: “Karşılık bulmadığı taktirde de körü körüne kendileriyle birlikte tüm ülkeyi de aşağı çekecekleri kaygısını duyuyorum. İktidarı seçimde kaybetme korkusu, antidemokratik arayışların önünü açabilir. Kutuplaşmaya dayalı çatışma ihtimali bahane edilerek seçim sürecine müdahaleleri dahi göze alabilirler.”

YENİ FORMÜL BULAMIYOR

Erdoğan’ın kitlesini konsolide etmek için başvurduğu yöntemin ekonomik kriz ile birlikte işlemez hale geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. İlter Turan ise şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanı geçmişte toplumu harekete geçirmek, toplumdaki kutuplaşmadan yararlanarak kendi siyasi durumunu konsolide etmek için başvurduğu araçlar iktisadi durumun sarsılması karşısında giderek işlemez hale gelmiştir. Bu durum karşısında Erdoğan, kendi safındaki daha sağlam telakki ettiği unsurları öne çıkarmış bulunuyor. Yeni durumla nasıl başa çıkacağını kestiremediği için, gündemi değiştirerek bu konuları ön plana çıkarmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı’nın alıştığı siyaset üslubu işlemiyor, iktisadi realiteler karşısında. Kendisi de bu durumu değiştirebilecek bir formül bulamadığı için geçmişte ne yapmışsa onu yapmaya çalışıyor.”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol