birgün

24° AZ BULUTLU

Erdoğan: Faizi düşürüyoruz, enflasyon da inşallah düşecek

TRT canlı yayınına katılan AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Faiz sebep, enflasyon neticedir. Faizi şu anda düşürüyoruz ve enflasyonun da inşallah düştüğünü hep birlikte göreceğiz," dedi.

SİYASET 30.11.2021 22:24
Erdoğan: Faizi düşürüyoruz, enflasyon da inşallah düşecek
Abone Ol google-news

AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, katıldığı TRT canlı yayınında yıl sonu büyüme oranı için "Beklentimiz, 10'u bulacağız. Bizim tahminimiz asgari 10 ama üzerine de çıkabilir," dedi.

Erdoğan, "Faiz sebep, enflasyon neticedir. Faizi şu anda düşürüyoruz ve enflasyonun da inşallah düştüğünü hep birlikte göreceğiz," ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Küresel salgın döneminde her şeyden önce Türkiye özellikle çok farklı bir ayrışma ortaya koydu. Yıl sonu itibariyle de bu pozitif ayrışmayı devam ettireceği inancındayım. Bunu sadece biz değil OECD onlar da aynı şekilde söylüyorlar. Üçüncü çeyrekte de pozitif görümünü hamdolsun korudu. Bu beklentileri de aşarak böyle konuma gelmiş olması da aç kurtlar gibi bekleyenleri şaşırttı. Halbuki biz şaşırmadık. Sonunda da biz beklentimizi bulacağız. Ondan şüphe yok. Faizi düşürmek suretiyle yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme. Bu dört tane ana başlık bize büyümeyi getirecek. Bizim tahminimiz asgari 10 ama bunun üzerine de çıkabilir. Yıl sonu itibariyle enflasyon da kendisini gösterecek. Faiz sebep, enflasyon neticedir. Faizi şu anda düşürüyoruz, enflasyonun da inşallah düştüğünü hep birlikte göreceğiz," ifadelerini kullandı.

Erdoğan, ekonomik kriz protestolarına da değinerek "Gündemi seçimle meşgul ederek sözümona siyaset yaptıklarını zannediyorlar. Küresel gelişmeler, döviz hareketlerini bahane ederek son olarak halkı sokağa çıkarmaya çağırdılar. Birkaç marjinal grubunun çağrısına sağduyulu halkımız cevap vermediği gibi güvenlik kuvvetlerimiz gereken çalışmaları başlattı. Vatandaşlarımız Haziran 2023'de sandık başına gidecek tercihini AK Parti ve Cumhur İttifakı'ndan yana kullanacaktır," dedi.

Erdoğan şöyle devam etti:

"Biz şu anda daha önce de olduğu gibi iki önemli destek paketi hazırladık. Bunlardan bir tanesi ilave istihdama destek paketidir, bir diğeri de imalata dayalı ithal ikamesi destek paketidir. 19 yıldır nasıl sanayicisi, esnafı, dar gelirlisine kadar milletimizin yanında durduysak, bu süreçte hiç kimseyi ihmal etmedik, etmeyeceğiz. Bu milletle biz iktidar olduk. 'AK Parti milletin partisidir' dedik ve böyle yürüdük. Küçük ve orta ölçekli işletmelerimize yönelik 50 kişinin altında çalışanı olan firmalarımızda istihdama katkıları sebebiyle her yeni istihdam için 100 bin liraya kadar krediye erişim imkanı sağlıyoruz. İŞKUR aracılığı ile bu paketten faydalanmak isteyen işletmelerimizin, SGK işçi ve işveren payları 12. ayın sonuna kadar kredi faizleri düşecek. Böylece faizsiz kredi imkanı sunacağız. Amacımız 10 milyar lirayı bulan krediden faydalanmasını sağlayıp 50 bin istihdamı açmak. Üretime ve ihracata öncelik veren yatırımları destekliyoruz. Üç, dört, beş ve altıncı teşvik bölgelerinde yer alan 58 ilimiz ile ilçelerinde yatırım yaparak istihdam oluşturacak girişimcilere müjdemiz var. Bu girişimcilerimizin Hazine destekli kredi kefaletiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın vereceği 7 puana kadar faiz desteğiyle yatırım yapma imkanının önünü açıyoruz. İşletmelerimize, girişimcilerimize bu akşam buradan hayırlı olsun diyoruz.

"FAİZ ZENGİNİ DAHA ZENGİN YAPAR"

Zengini zengin yapan model faizciliktir. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar. Türkiye ne zaman yüksek faiz kıskacından çıkmak için adım atmışsa döviz kuru üzerinden manipülatif baskıyla karşı karşıya kalmıştır. Ülkemizin bu konuda cendereye sokulmak istenmesi bizim tarafımızdan önlenmiştir. Bu spekülasyonu ancak biz engelleriz. Kısa vadeli olarak ülkeye giren küresel fonlar var; yani sıcak para diyoruz. Bu sıcak para döviz kurunu geçici olarak düşürebilir. Ama bizim için ideal değildir. Bir süre sonra kur yükselir. Sürekli tekrarlanan bu süreç ülkenin kaynaklarını küresel sermayeye aktaran, ekonomiyi bağımlı hale getiren kısır döndü. Şu anda bunu yaşıyoruz aslında. Kur-faiz-enflasyon sarmalında yaşamayacağız. Yatırımı, üretimi engellemelerine müsaade etmeyeceğiz. Büyümeyi istikrarsız hale getirmelerine müsaade etmeyeceğiz. Kur manipülasyonla bizi tekrar çekmek istiyorlar. Bunu başaramayacaklar. Maliyet enflasyonu denilen bir tez var. Sıkıntı bu değil mi? Sanayicinin, yatırımcının en önemli engeli nedir? Maliyet enflasyonudur. Maliyetler ne kadar yükselirse yatırımdaki gücü de o kadar azalır. Tam aksine yatırımda gücünü arttıralım, uluslararası ihracatta o yatırımcı yarışa güçlü bir şekilde girsin. Türkiye'nin temel göstergeleri ekonomide çok güçlü. Dışarıdan birileri zayıf gösterme gayreti içine giriyor. Ülkemiz bu kısır döngüyü kırma noktasına gelmiştir. Bundan geri dönüş yoktur.

BATIDA DA VARMIŞ

Bu olay Amerika'da, Almanya'da, İngiltere'de son zamanlarda bu olay var mı? Var. Hepsi de bu kısır döngü içerisinde kıvranıyor. Bütün bunlardan Türkiye olarak hamdolsun büyük oranda sıyrılmış vaziyetteyiz. Yabancı yatırımcılar için artık uzun vade yatırımların zamanıdır. Önemli yabancı yatırımcıların büyük ölçekli yatırım için harekete geçtiklerini görüyoruz. Geçenlerde Ceyhan'da büyük bir tesisin kimyevi ürünler üretme noktasında 1 milyar 700 milyon dolarlık temelini attık. Burada yaklaşık 5 bin civarında istihdam olacak. Bu aynı zamanda cari açığımızı ciddi manada aşağı çekecek. Bunun arkasından bu bölgelerde Seyhan'da benzer bazı gelişmeleri takip edenler var. Biz de takip ediyoruz. Belki yadırgayanlar da olabilir. Türkiye'deki sermayenin temsilcisi konumunda olan STK'nın burada kalkıp da bize cevap yetiştirmeye kalkması çok manidar. Ben onlara diyorum ki, 'kamu bankaları kredi istiyorsanız vermeye hazır, mevcut yatırımlarınızı gelin güçlendirin'. Bizim derdimiz kur faiz sarmalı değil; tam aksine yatırımı yapacak güçlü yatırımcıları biz arıyoruz. Yeter ki bize güven veren yatırımcı olsun. Biz yeni ekonomi modeli ile artık yüksek faiz verecek, sıcak para çekme politikasını elimizin tersiyle itiyoruz. Birinci derecede kamu bankalarının yöneticilerine, 'düşük faizle, özel sektör bankaları ile faiz noktasında yarışa girmeyeceksiniz, düşük faizle yatırımcılarımızı teşvik edeceksiniz, ardından biz sizden bir şey bekliyoruz, istihdamı, üretimi arttıracaksınız. Uluslararası küresel sermaye ile ihracatta yarışa gireceksiniz'.

Şu anda ihracatta çok çok iyi konumdayız. Yıl sonuna kadar 220'nin üzerine çıkacak. Bunlar Türkiye'nin ihracattaki rekoru.

Her yiğidin yoğur yiyişi farklı. Yakın çevremde birçok insan bunları geçmişte de savundular. Altı sıfırı atıyoruz dediğimizde 'Taksim meydanında anırırım' diyenler vardı. Bunlar köşe yazarlarıydı. Hatta en yakınımda olanlar bile. Şu anda 'kurmayacağım' dediği halde parti kurdu. Şimdi onlarla övünüyor. 'Biz altı sıfırı attık' diyor. Ne zaman attın yahu! Başbakan olarak talimatı verdim. Şimdi onunla övünmeye başladı. Sen benim bakanımsın, karar merciim değilsin ki. Artık cari açık verip bu açığı dış borçla finansa eden değil, döviz kazanıp cari fazla veren hedefle hareket ediyoruz. Bu hedefe çok yakınız. İhracat, turizm ve diğer hizmet gelirleriyle döviz kazanarak mümkün olabilir. Faizleri arttırmanın çözüm olmadığını çözüm olmadığını daha önce görüp. Bize dayatılan yüksek faiz politikası yeni bir olay değil. Yerli üretimi yok eden yapısal enflasyonu kalıcı hale getiren bir model. Bu model sonu olmayan bir sarmal. Biz bu sarmala son veriyoruz. İhracatımızın ithalatımızı karşılama oranı yüzde 90'lara ulaştı. Mesele bu. Şu anda turizmde de hamdolsun hızla toparlanma süreci içerisindeyiz. Zaten olması gereken bu. Hizmet sektöründe böyle toparlanma olunca evelallah biz şu mevsimde turizmde Rusya'dan ciddi bir turist akını var, memnunlar da. Antalya şu anda maşallah hiçbir mevsimde görülmemiş Rus turist çekiyor. Tabii sayın Putin'le, Rusya ile olan dayanışmamız turist akınını da sağlıyor. Aylık olarak cari işlemler fazlası vermeye başladık. Yıllık cari açığımızı da hızla azaltıyoruz. Önümüzdeki yıl cari fazlaya geçeceğimiz anlaşılıyor.

"FAİZ DÜŞÜRMEYLE YENİ ADIMLAR ATACAĞIZ"

Ekonomik güvenlik ulusal güvenliğin parçasıdır. Türkiye ekonomisi güçlüdür. Makro göstergelirimiz ve son dönemdeki ekonomik performansımız gayet iyi durumdadır. Döviz kurunda gördüğümüz son hareketlerin ekonomik temeli olmadığı açıktır. Bunu anlayanlar var, anlamayanlar var. Üretim, yatırım, istihdam, ihracatı gelişen politikalarla ülkemizin giderek güçlenmesi, bağımsız politikalar izleyecek hale gelmesi elbette bazılarını rahatsız ediyor. Ana muhalefetin başındaki kişi ciddi manada rahatsız oluyor. MGK bu konuların görüşüldüğü yer olamazmış. Hakikaten bu kişi siyaseti anlamış değil, siyaseti bilmiyor, hala aynı yerde. SSK'yı batıran o zihniyet halaa aynı yerde. Sen zaten SSK'yı batırdın. Sen değil misin SSK hastanelerinde insanların morglarda öldükleri dönemin sorumlusu sen değil misin? Rahmetli Savaş Ay'ın programını hiç unutmuyorum. Adeta Bay Kemal'le dalga geçiyordu. 'Bunun sorumlusu siz değil misiniz' diye, o da topu başka yerlere atıyordu. Şu anda da aynı d urumda. MGK'da bunları görüşmeyeceğiz de nerede görüşeceğiz? MGK bu işlerin en hassas noktada görüşüldüğü, görüşüleceği yerdir. Türkiye eski Türkiye değildir. Ekonomik tehditlere pabuç bırakmaz, geçti onlar. Reel ekonomimiz bu tehditleri tamamen boşa çıkaracak güç ve kabiliyettedir. Bunun rahatlığıyla adımlar atıyoruz. Bu tehditlerin karşısında rahatlıkla durabiliyoruz. Döviz maniplasyonu ile bizi zayıflatmak artık mümkün değildir. Kararlılığımızı MGK'da teyid etmiş olduk ve daha sonra bunun açıklamasını da yaptık.

Faiz zengini daha zengini daha fakir yapar. Şu anda benim normal vatandaşım faiz sarmalı altında inim inim inler. Ana muhalefetin başındaki zat 'indirin 1'e biz destekleriz' diyor. Şu anda tek başıma bu tür kararı alma yetkim var mı, yok. Başından beri ilgili mercilere 'Merkez Bankası bağımsız değil' diyor. Sen bağımsız olmayan Merkez Bankası'ndan randevu talep etiğinde Tayyip Erdoğan bunu engelledi mi? İşin ahlaki boyutu da yok. Ziyaretten sonra tam aksi, Merkez Bankası'nı yıpratacak konuşmalar, açıklamalar yapar mı? 2016'dan bu yana bunarı tekrar tekrar söyledi. Yanında sözcü olan zat da aslında iyi bir faizcidir. Kendisi ise bu işlerden zaten anlamaz. Biz inşallah seçim öncesine kadar ciddi manada bu faizin düştüğünü, bu kuru tetikleyen yüksek faizin de düşüşü sebebiyle kurda da ciddi iyileşme olduğunu hep birlikte göreceğiz. Buna enflasyon da dahil. Enflasyon neticedir, faiz sebeptir. Bunu da neticesiyle göreceğiz. Tabii ki takvim veremem. Böyle bir süreç olacak. Muhalefetin faiz indirim konusundaki itirazları bizim doğru yolda olduğumuzun teyididir. Ben tezimin savunucusuyum. Küresel sermayenin dünyadaki geldiği yer ortadadır. Faizler dünyada ortadadır, enflasyon dünyada ortadadır. Özellikle kapitalist ekonomilerdeki duruma bakarak bunu söylüyorum. ABD'de, Avrupa'da faiz oranları ve enflasyona bakalım. Bizimle mukayese edilemeyecek derecede yüksek faizlerinin olduğunu, enflasyonlarının olduğunu görüyoruz. Ama bir bakıyorsun ölçümleme. Bunlarda faiz, enflasyon düşük. Ama küresel ekonomilerde faiz ve enflasyon yükseldi. Şu anda yüksek konumdayız, bir düşürme noktasına geldik. İnşallah bu düşürmeyle birlikte yeni adımlar atacağız.

Ülkemizi yüksek faizden kurtarmamız lazım. G-20'de 4,9 olarak gözüküyor, İngiltere 6,6, 7,4 olarak büyüme oranı Türkiye'nin malum. Rusya 4,3, Çin, 4.9. Hepsinden biz ayrışmış durumdayız. Gayet iyi bir konumdayız. Yılsonu itibariyle onlardan çok daha farklı bir yere geleceğiz. Derdimiz yatırımları ve yerli ürünleri desteklemek ve arttırmaktır.

Vatandaş 'biz bu işi çok iyi biliyoruz' diyenlerden fersah fersah ötede. Şu yüksek faiz bir defa maliyetleri artırır mı, düşürür mü? Artırır. Faizin dayattığı yer maliyetlerdir. Bu maliyetlerle bunu alan esnaf sattığı ürüne ilave edecektir. Bunun faturasını vatandaş ödeyecek. Kalkıp da esnaf bu faizi kendisi ödemez, onu vatandaştan alır. Maliyet enflasyonu böyle doğuyor. Bizim bu süreci tersine çevirmemiz lazım. Hedef düşük faiz ile halkımızı, esnafımızı rahata çıkarmaktır. Daha çok yatırımı sağlayabilmektir. Özellikle biz esnafımıza 'Size düşük faizle bir sermaye imkanı sağlıyoruz, al bununla yatırımını yap, ondan sonra da bununla istihdamını sağla, üretime gir ve inşallah büyümeye başla'. Attığımız adım bu. Buna inanıyor ve güveniyoruz. Stokçuluğun cezai müeyyidesi 1 puan. Bizim bunu yeniden düzenleyip, cezai müeyyidesinin artması lazım. Stokçuluk dinimizde yeri olmayan bir konudur. Bir nevi hırsızlıktır. Fahiş fiyatlarla mücadele noktasında ilgili bakanlarımıza 'Bu adımı atacaksınız, denetim yetmez, bununla ilgili gerekirse yasal düzenleme yapıp, fahiş fiyat artışlarına gidenleri tespit edip, stoklama yapmak suretiyle malı piyasadan çekenleri yakaladığımızda gereken müeyyideleri uygulayalım'. Bu sadece soğan patates değil sanayi sektöründe de stoklama yapanlar var. Bunlara kesinlikle göz açtırmayacağız. Kesinlikle bu yasal düzenlemeye gitmemiz gerekiyor.

ASGARİ ÜCRET SORULDU

Mücadelenin ötesinde başka bir durumla karşı karşıyayız. Rakamları bu şekilde yükselmesi işi bitirmiyor. Bir de malı temin edemiyorsunuz. Malı temin edersiniz siz de yüksek fiyatla satarsınız, o ayrı mesele. Demir cevheri öyle veya böyle var bizde. Ama istediğimiz oranda yok. O zaman ithalata gireceksin. Bu dev rakamlarla karşı karşıyasın. Mesela cam diyoruz, düz camdan otomobil camına varıncaya kadar ciddi sıkıntılar var. Teminde sıkıntılar var. Şu anda bizde de bazı üretim yapan firmalarımız var, başarılı da. Onlar da hammaddenin temininde sıkıntı yaşıyorlar. Bir an önce bunun önünü açalım. ABD'de bazı ürünlerin oradan ithalinde sıkıntı yaşıyoruz. Mesela onlarda bile enflasyon son 31 yılın en yüksek seviyesinde. AB'de de son 13 yılın en yüksek enflasyonu gerçekleşti. Almanya'da 28 yılın zirvesine ulaştı. Bazı gelişmiş ülkelerde birçok ürünün bulunamaz hale gelmesi buradan kaynaklanıyor. Elbette Türkiye'nin küresel artışlardan etkilenmemesi mümkün değil. Kamu maliyesindeki imkanlarımızı kullanarak küresel farklılıklardan kaynaklanan başta enerji olmak üzere vatandaşlarımıza yansıtmamak için gerekeni yapıyoruz. Yıl sonu itibariyle fırsatçıları da def ederek olumlu neticeler alacağız inşallah.

Biz subvanse etme noktasında özellikle enerjide, doğalgazda Avrupa ile mukayese edilemeyecek şekilde fiyatlarımız ucuz. Bu gerçeği bir defa muhalefet görmek istemiyor. Avrupa'da fiyatlar bizimle mukayese edilemeyecek derecede çok daha pahalı. Doğalgazda ve enerjide. Biz ise bu kadar ucuz fiyatla doğalgazı verirken, enerjiyi verirken yalan yanlış her tür haberleri uyduruyorlar. Biz yalancı ile nereye kadar bu şekilde yaraşacağız. Benim huyum var, yalanla bunlara mukabele etmek değil. Rakamları konuşturuyoruz. Enerjide durum şu. Hanelere doğalgazı dörtte bir, elektiriği ise yarı fiyatına veriyoruz. Ama sen ne dersen de onlar hala buna inanmak istemiyorlar. İnansaız da inanmasanız da rakamlar ortada, maliyetinin çok çok altında veriyoruz. Biz vatandaşımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz.

Yarından önce böyle bir şeyi açıklarsak, yarın başlayacak müzakarelerin de ciddiyetini özellikle kaybetmiş oluruz. Yarın müzakereler bir başlasın, asgari ücret bildiğiniz gibi devlet-işçi-işveren temsilcilerinden oluşan komisyonla belirleniyor. Asgari Ücret Komisyonu da ülkenin sosyal ve ekonomik durumunu, ücretlilere fiilen ödenen işçilerin genel durumunu geçim şartları göz önünde bulundurularak tespit ediliyor. Bizler de ilgili bakanımızla bu işin görüşmesini yaptık. Asgari ücret 2002 yılından bugüne kadar 15,3 kat bizimle arttı. Asgari ücretin reel oranı yüzde 131 olarak gerçekleşti. Reel değerin artması işçilerimizin satın alma gücünün arttığının açık göstergesidir. Uluslararası verilere göre asgari ücretin satın alma gücüne bakıldığında Avrupa ve Amerika'nın yeraldığı endekste 2021 yılında 10. sıraya ilerledi. İşçilerimizin satın almasındaki yükseltmeyi sürdüreceğiz. Toplumun tüm kesimlerinin hayat şartlarını iyileştirmek için mücadele ediyoruz, inşallah işçimizi enflasyondan, fiyat artışının olumsuz etkilerinden koruyacağız. İnşallah hayırlı neticeyi alacağız.

Babayiğitlik bize yakışır. Evelallah biz de babayiğitliğimizi şu anda gerek ilgili bakanım, heyeti, aynı şekilde çalışma arkadaşlarım, genel başkan yardımcılarım, milletvekillerimiz geniş bir istişare yapmak suretiyle, sendika temsilcileriyle yapılan görüşmeler neticisende çok fazla uzatmadan kararımızı vereceğiz. Emekliler her zaman önceliklerimizin arasında yer aldı. Bundan sonra da öyle olacak. Onlara bütçe imkanları zorlayarak önemli değişiklikler yapıldı. Daha da yapılacak. Emeklilere 100'er lira yaparak işe başladık. Daha sonra emekliler için eziyet olan fiş toplama mecburiyeti vardı, o zorunluluğu kaldırdık, vergi iadesi yerine emekli aylıklarına yüzde 4-5 ilave yaptık. İntibak Kanunu'nu çıkarak 1,8 milyon emeklinin aylığında artış oldu. Ticari faaliyet yürütünlerin aylıklarından kesilen SGK destek uygulamasını önce indirdik, sonra da kaldırdık. Emekli aylıklarına yüzde 15 iyileştirme yapmış olduk. Hatırlayın Ramazan ve Kurban bayramlarında yılda 2 bin lira bayram ikramiyesi vermeye başladık. Bin + bin. En düşük emekli aylığını önce 1000 liraya sonra dosya bazına 1500 TL'ye çıkardık. Aylıklara seyyanen oransal yapılan artışlarla emeklilerimize verilen bayram ikramiyelerle, reel olarak yüzde 44 ile yüzde 388 oranında artış sağlamış olduk.

Söz verdiğimiz gibi altıncı dönem toplu sözleşmede 3600 Ek Gösterge'nin tamamlanmasını kararlaştırdık. Öğretmen, polis, hemşire ve din görevlisi ünvanlarında çalışanlarımızın emeklilerimiz haklarında iyileştirmeler sağlanacaktır. Ek gösterge teknik çalışmalarımız, emeklilerimizin, çalışanlarımızın mali sosyal haklarının iyileştirmeye yönelik çalışmalar kesintisiz şekilde şu anda sürdürülüyor. Bu kararlılıkla emekli ve çalışanlarımız çok çok daha huzurlu bir ortama kavuşacaktır.

DOĞU AKDENİZ GÜNDEMİ

İktidara geldiğimizde kiralama yöntemiyle bu işi yürütüyorduk ama para vermiyorduk. Diyorduk ki 'bulursanız doğalgazı bunu yüzde 50 yüzde 50 paylaşırız'. Sondaj çalışmaları sismik araştırmalar yapılıyor sonuç alınamıyordu. Daha sonra kendimiz bu adımı attık. Berat Bey'in Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu dönemde iki tane sismik araştırma ve ardından sondaj gemileri aldık. Gemilerin sayısı 5'e çıktı. Şimdi 6. sondaj gemisine kavuştuk. İnşallah birkaç ay içerisinde teslimi yapılacak. Bununla beraber 4 tane sondaj gemisine 2 de sismik araştırma gemisine sahip olmuş olacağız. Karadeniz özellikle Akdeniz'de Mavi Deniz diyelim çalışmalarımızı çok daha yoğun, öz güvenle yapmış olacağız. 2022 içerisinde tüm kuyularda tamamlama operasyonların bitmesini planlıyoruz. Bir taraftan deniz tabanlı üretim, kara tesisleri inşaatları devam ediyor. 2023 yılı Ocak ayında Sakarya gaz sahasında ilk üretimi planlıyoruz. İkinci fazın tamamlanmasından sonra bu rakam 40 milyon metreküpe çıkacak. Yeni müjde için ekiplerimiz bölgede yoğun çalışma yürütüyor. Olumlu netice aldıkça müjdeleri paylaşacağız. Üretimi yaptıkça milletimizle doğalgazı çok daha farklı bir şekilde paylaşacağız.

Bu gemilere sahip olmak öyle kolay bir iş değil. TPAO'nun bu gemilere sahip olması ve bütün sismik araştırmalar, öbür taraftan sondaj çalışmaları. Bu gemilere girdiğimiz zaman onların çalışmasını gördüğümüzde hakikaten mutluluğumuz çok çok farklı boyutlara ulaştı. Hele hele doğalgazın çıktığını görünce bunun zevki, keyfi bir başka olacaktır. Buradan doğalgazı çıkardığımız zaman milletimizle paylaşmamız da daha farklı olacaktır.

Dün fırtına dolayısıyla hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Azerbaycan'da maalesef helikopterin düşmesi neticesinde 14 Azeri kardeşimiz şehit oldu, 2 yaralı var. İlham Aliyev kardeşimize başsağlığı temennisinde de bulundum. Malatya, Elazığ'da hepimizi yasa boğan depremlerde gerçekten canımız çok yandı. Gecikmeden, süratle İzmir'de olsun daha önce Malatya, Erzincan, Elazığ'da olduğu gibi konutların yapımına başladık. Söz verdiğimiz gibi de vatandaşlarımızın yanında olduk. Arama, kurtarmadan, enkaz kaldırmaya kadar çalışmaları yakından takip ettik. Genel başkan vekillerim, gene başkan yardımcılarım, bakan, milletvekili arkadaşlarım, AFAD, Kızılay başta İçişleri Bakanımızın koordinesiyle çalışmalarını sürdürdüler. Bu güzel binaları çok çok farklı bir şekilde inşa ettik. Depremzedelerin yarasını sarmak için de. Toplamda 35 bin 28 konut, 353 işyeri inşa ediyoruz. Zarar gören vatandaşlarımız için 1 yıl geçmeden konutları teslim etmeye başladık. Konutların güzelliğini gördüke ayrıca mutlu oluyoruz. Ciddi manada dikey mimari değil, orta diyebiliriz.

Bayraklı'da 1391 konut, 302 işveri ve rezerv alanda konut, işyeri inşa etmek için harekete geçtik. İzmir depreminin ardından 5 bin 74 konut, 353 işyeri yapma kararı aldık ve 1 yıl içinde teslim etme sözü verdik. Geçtiğimiz Cuma günü 596 konut 145'i işyeri olmak üzere 741 bağımsız bölümü teslim ettik.

Maalesef içine girdiği çadır Kızılay çadırı fakat Kızılay hilalini görecek gözü de yok. Söyleyecek sözleri olmayınca. Yaptıkları iş bu. Sayın Bahçeli'nin bugünkü konuşmasında ifade ettiği üzere sevse de sevmese de bunların alışmalarını, riayet etmelerini kendilerine tavsiye ediyorum. Gündemi seçimle meşgul ederek sözümona siyaset yaptıklarını zannediyorlar. Küresel gelişmeler, döviz hareketlerini bahane ederek son olarak halkı sokağa çıkarmaya çağırdılar. Birkaç marjinal grubunun çağrısına sağduyulu halkımız cevap vermediği gibi güvenlik kuvvetlerimiz gereken çalışmaları başlattı. Vatandaşlarımız Haziran 2023'de sandık başına gidecek tercihini AK Parti ve Cumhur İttifakı'ndan yana kullanacaktır. Şu anda AK Parti, MHP, BBP Cumhur İttifakı olarak devam ediyoruz. Bundan hiç şüphem yok. Kararlılığımızdan herhangi bir taviz sözkonusu değil.

HELALLEŞME ÇIKIŞI

Açık, net konuşayım. Ülkenin vatandaşlarına, AK Parti'ye oy verdiler, Erdoğan'ı desteklediler diye, kullanılan oylar da gayri milli ifadesini kullanmak aymazlık, gafilliktir. Yüzde 52'ye gayri milli diyeceksin, sonra da helalleşmeye çıkacaksın. Bu durum bile Bay Kemal'in ne kadar samimiyetsiz olduğunun göstergesidir. O dosya o kadar kabarık ki, tehdit edip, mağdur ettiklerinden helallik almaya ömürlerinin yeteceğini sanmıyorum. CHP zihniyetin onlarla helalleşmesi bu dünyada bitmez. Önce başörtülülerden halallik dilemeleri lazım, 146 Azerbaycanlı kardeşimiz Rus zulmünden kaçarak Türkiye'ye sığındı. Ne yazık ki CHP yönetimi Stalin'in askerlerine teslim etti. Azerbaycanlı kardeşlerimiz Boraltan köprüsünden geçerken katledildiler. 'Bizi onlara bırakmayın, bizi siz öldürün dediler' Türk askerlerine. Bu CHP bu. Bunlarla neyi helalleşeceksin. Varsayalım mağdur ettiği kesimlerle helalleştiler. Filistin, Suriye, Libya ve Afrikalılarla nasıl helalleşecekler? Biz tıbbi yardımlarda bulundukça demedikleri kalmadı.Bay Kemal Adalet Bakanı kadrolarını 'parti örgütüne vermeyip de MHP'lilere mi verecektim' diyerek mağdur ettiklerinden nasıl helalliğini alacak düşündü mü? Bay Kemal cenazesini alamayan vatandaşlarımızla bir helalleşsin bakalım kendi SSK döneminde.

TRT'yi bu başarılı çalışması dolayısıyla tebrik ediyorum. Terör örgütlerinin nasıl destek gördüğünü, o terör örgütlerinin bunlara destek veren ülkeleri nasıl vurduğunu. Suriye'deki terör sorununun gerekçelerinin başında terör örgütlerine verilen dış destek geliyor. DEAŞ'la mücadele ettiği iddiasıyla PKK/YPG'ya destek verenlere ülkemizin DEAŞ'la sahada mücadele eden yegane NATO ülkesi oldğunu, DEAŞ terörüne en az onlar kadar maruz kaldığmızı hatırlatmak isteriz. Lafargie'nin destekleriyle bu yapılanmalar olmuştu. Ben bunu Macron'a da söyledim.Lefargie'nin verdiği desteklerle PKK, YPG çalışmalar yaptı. Sanki hiç bilgisi yokmuş gibi bu tür ayaklara giriyor, işi sıyırmaya çalışıyor. Bunlar iki yüzlü. Hamdolsun bizim Mehmetçiğimiz oralarda verdiği mücalede bunları gömdü. Şehitlerimiz oldu. İnşallah mekanları cennet, sevgililer sevgilisi peygamberimize komşu oldular. Onlar hakikaten ifade edilemeyecek mücadelenin kahramanları oldular.

Bu CHP'nin lider kadrolarını, liderinin yalandan başka beslendikleri hiçbir sermayeleri yok. Önce Katar'la başladılar. Bu tutmadı. Biz Katar'a kalkıp da BMC'yi satmadık. Sadece Katar BMC'ye ortak oldu. Yüzde 51 biz. Ürettiklerimizin gerek pazar olarak belli yerlere satılmasında Arifiye'deki Palet fabrikasının restorasyonu, elden geçirilmesine, özellikle bu ortaklığın büyük faydası oldu. Şimdi bizim Abu Dabi yönetimiyle attığımız bu adım tarihi bir adım. 11 milyar dolarlık bir ön anlaşma yapıldı. Bu arada atılmış adımlar var. Yaptığımız ikili görüşmede de inşallah Şubat ayı gibi nasip olursa benimbir iadei ziyaretim olacak. Gerek Dışişleri Bakanım gerekse istihbarat başkanım onların bir ziyaretleri olacak. Bizim BAE ile olan süreç inşallah farklı bir konuma erişmiş olacak. Biz dargın küskün olduğumuz zaman ondan kendilerine sermaye çıkarmaya çalışıyor CHP, adımları beraber attığımız zamanda da 'niye bunlar barıştılar' deyip oradan kendilerine sermaye çıkarmaya çalışıyorlar. Çatlasanız da, patlasanız da münasebetlerimizi çok daha iyi konuma getireceğiz. Şimdi Şubat'ın ilk yarısında oradayız. Bunun dışında Bahreyn'in bize gelme durumları var. Onlarla görüşmelerimizi yapacağız. Suud'la olan münasebetleri daha iyi bir noktaya gayretinde olacağız. Mısır'la bakanlar düzeyinde görüşmelerimiz devam ediyor. Bu bölgelerin insanların birbiriyle münasebetleri farklı. Bizim Körfez ülkeleriyle aramızda çok ciddi işbirliği potansiyeli mevcut. Ekonomilerimiz birbirini tamamlayıcı nitelikte."

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol