Google Play Store
App Store

6 Şubat depreminde yıkılan ve yıllardır ayağa kaldırılamayan Hatay’da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti öncesi adeta film platosu kuruldu. Bitmemiş binaların önüne brandalar asıldı, Erdoğan’ın geçeceği güzergâh baştan düzenlendi. Kentte yaşayan yurttaşlar ‘makyajlı’ görüntülere tepkili.

Erdoğan için Hatay film platosu oldu
Fotoğraflar: ANKA - DHA
İlayda Kaya
İlayda Kaya
ilaydakaya@birgun.net

Maraş merkezli depremlerin üzerinden neredeyse üç yıla yakın süre geçmesine rağmen afetten etkilenen kentler hâlâ birer enkaz ve şantiye alanı gibi. AKP iktidarı ise kenti ayağa kaldırmak yerine algı operasyonlarıyla gerçeği örtme telaşında. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Asrın İnşası Türkiye’nin Başarısı: 455 Bin Konut Tamam” temalı program kapsamında bugün kente yapacağı ziyaret öncesinde apar topar “paravan” çalışmalar devreye sokuldu. Erdoğan’ın geçeceği güzergâhlara direkler dikildi, perdeler çekildi; bitirilmemiş bina ve köprülerin önü ise üzerine bina ve köprü fotoğrafları basılmış brandalarla kapatıldı. Gerçek yıkım; resimlerle gizlenmeye çalışıldı. Yıllardır yapımı için beklenen yollar, sadece bir haftada sözde “tamamlandı”; asfalt, ziyaret öncesi aceleyle serildi. Atatürk Caddesi üzerindeki bisiklet yolları bile boyandı.

Eğitimden sağlığa, barınmadan altyapıya birçok soruna tek bir kalıcı çözüm bulmayan iktidar, Çevre Bakanlığı koordinesinde kenti adeta bir film platosuna çevirdi. 21 metrekarelik konteynerlerde yaşam mücadelesi veren depremzedeler ile kentteki dernek ve oda temsilcileri ise bu göz boyama siyasetine tepki gösterdi. Kentin dokusu bozularak yükselen tek tip binalarla ‘vitrinler’ süslenirken, halk enkazın içinde yaşamaktan şikâyetçi. Afetzedelerin talebi açık: Sorunlara gerçek ve kalıcı çözüm bulunması.

∗∗∗

"ANTAKYALILAR TEK ADAM REJİMİYLE İYİLEŞMEZ"

Serbay MANSUROĞLU - SOL Parti Hatay İl Sözcüsü: "Afetin üzerinden 3 yıl geçti şehrin duvarlarına yazılan “Hatay –Mutlaka Geri Döneceğiz” sözü karşılık bulmadı. Binlerce konut bugün teslim edilecek ama Antakya’ya yaşam dönmüş ve hayat normalleşmiş değil. Antakya’da esas sorun artık bina eksikliği değil, yaşamın geri dönmemesi. Burada geciken şey sadece inşaat değil, adaletli ve yerel bir yeniden kurma iradesi. AKP iktidarı sürekli yıkımın büyüklüğünü gerekçe gösterip sorumluluğunu kamufle etmeye çalışıyor. Ancak bu ölçekte bir yıkımdan sonra 3. yılda hâlâ konteyner kentlerin ana yaşam alanı olması uluslararası afet yönetimi standartlarına göre normal değil. Depremin büyüklüğü her şeyi açıklamaz. Asıl sorun, sürecin merkezî, tek tip ve halktan kopuk yürütülmesidir. Antakya yeniden inşa ediliyor gibi gösteriliyor ama yeniden yaşatılmıyor.

Konteyner kentler geçici bir çözüm olmaktan çıktı, kalıcı yoksulluğun mekânına dönüştü. Antakya için çözüm; yeniden yapılanma ve inşa sürecinin tek adam rejiminden koparılıp halkın, yani kentin gerçek yaşayanları ve meslek odalarının, sendikaların katılımıyla mümkün. Küçük ölçekli, mahalle temelli, üretme, paylaşma, sosyalleşme ve dayanışma mekânlarını da barınmayla birlikte merkeze alan bir yeniden kurma mümkündür. İnsanlar afet sonrası yardımla, betonla, 100 metrelik kutu evlerde değil, yaşayarak, üreterek iyileşir. Antakya bir vitrin şehir değil; Antakya yaşayan, çok kültürlü, çok kimlikli insanların şehridir. Biz hâlâ o yaşamın geri dönmesi için buradayız ve Antakya’mıza sahip çıkıyoruz."

∗∗∗

"BU SORUNLAR SİYASİ BİR TERCİH"

Özgür TIRAŞ - Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı: "Aradan 3 sene geçmesine karşın Defne’nin en nitelikli lisesi Selim Nevzat Şahin Anadolu Lisesi, Hatay İl Emniyet Müdürlüğü tarafından kullanılıyor. Özellikle Antakya’da yeni yapılan ya da katı atıktan doğalgaza dönen birçok okulda ısınma sorunu var. Pansiyonlu tek lise olan Hatay Bedii Sabuncu Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi buna örnek. Ayrıca Merkezdeki okullarda altyapı ve ulaşımdan dolayı başka yerlere taşındı. Antakya Anadolu Lisesi, Hüseyin Özbuğday Anadolu Lisesi, Hatay Erol Bilecik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bu okullara örnek olarak gösterilebilir. Öte yandan ulaşım ve barınma öğretmenler ve öğrenciler için korkunç bir durumda. Kalıcı konutlar bitmediği için 25 taneden fazla okul konteyner kentlerin içinde eğitime devam ediyor. Bu sorunlar sürerken Erdoğan’ın gelmesiyle bir algı yürütülmeye başlandı. Bu kuralar çekiliyor ama ne zaman teslim edilecek koca bir soru işareti. Eğitimdeki sorunlar belli, aylardır yıllardır çözülmedi. Bu sorunların varlığı tesadüf değil, İktidarın eğitime verdiği önemi gösteriyor. Bu siyasi bir tercih."

∗∗∗

"YANLIŞ STRATEJİ"

İnal BÜYÜKAŞIK - İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şube Başkanı: "Kent şantiye alanı gibi kolaylıkla girip çıkamıyoruz ancak henüz yapılan binaların içi bitmedi. Tüm kent tek tip yapılarla bezenmiş durumda. Eski Antakya’dan eser kalmadı ne tarihi dokusu ne kent hafızası kalmadı. TOKİ’nin tek tip yapılarıyla çevrelendi. İnsanlar hala konteyner kentteler. Olması gereken, hızlı konutlaşmaya gitmek yerine bütüncül planlama yapılmalı ve kent hafızasına sahip çıkılmalıydı. Konteyner kentteki yurttaşlar için nitelikli geçici barınma planlanmalıydı ve insanlar oraya yerleşmeliydi. Şehrin bütüncül planlanması için zaman kazanılmalıydı. Ancak yapılmadı. Hızlı bir şekilde konutlar yükseldi ve bu bir tercihti. Yaklaşık 150 bin insan konteyner kentte kalıyor. Eğer doğru bir planlama yapılsaydı doğru bir mimari anlayışla şehir kurulabilirdi. Hummalı bir çalışma var, asfaltlar yapılıyor, brandalar çekiliyor ama kent gösterildiği gibi değil."

∗∗∗

"MAKYAJLI GÖRÜNTÜ"

Nilgün KARASU - Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı: "Günlerdir harıl harıl çalışılıyor ve yıllardır bekleyen işler çok kısa bir sürede tamamlanıyor. Demek ki isteyince olabiliyor. Peki, bunca zaman biz neden bu çileyi çektik? Yol ve asfalt çalışmaları tamamen askıya alınmıştı. Şimdi ise tamamlanmamış binaların çevresi ağaçlandırıldı, fidanlar dikildi. Asfaltlanmayan yol bile pırıl pırıl hale geldi. Daha düne kadar içinden geçemediğimiz bu yollar, şimdi yapılabiliyorken bu kadar süre neden toz, toprak içinde yaşamaya mahkûm edildik? Murat Kurum sosyal medya hesabından Cumhuriyet Caddesi’ni paylaştı, Ekim’de de Atatürk Caddesi’ni paylaşmıştı. Kurum, paylaşımında "Küllerinden doğan Hatay'ımız yeniden göz kamaştırıyor" demişti. Tamamen makyajlı görüntü paylaşıyor, görünenler mevcut değil. Ara caddeleri neden göstermiyor? Ayrıca Erdoğan’ın ziyareti öncesi yapılan çalışmaların faturası yine yurttaşa kesildi. Tüm yollar kapalı, 10 dakikalık mesafeyi 1 buçuk saatte gidemiyoruz. Reva mı bu?"

∗∗∗

"ARKA SOKAKLAR REZİL HALDE"

Ecevit ALKAN - Avukat / Hatay Barosu: "Caddelerin önleri güzel ama arka tarafları rezalet durumda. Şehirde temeli atılmamış yerlerde bile kura çekildi ve insanlara "Hak sahibisiniz" denildi. Bugün, insanlar organize olup tepkilerini göstermek üzere seslerini yükseltecekler. Öncelikle alanların belirlenmesiyle ilgili sorunlar yaşandı, ardından ise alanın içindeki sağlam binaların yıkılması gündeme geldi. Dava açanlar kazandı, devlete güvenenler mağdur oldu. Yurttaşlara, "Hakkınız yenmeyecek, eşdeğer konutlar alacaksınız" sözü verildi, ancak bu sözlerin gerçek olmadığı kura sonuçlarıyla bir kez daha ortaya çıktı. Yaşam koşullarında hiçbir iyileşme olmadığı halde, sırf Cumhurbaşkanı geliyor diye her şeyin çok iyiymiş gibi gösterilmesi büyük bir öfkeye yol açtı. Yetkililere uyardık, ancak bizi umutla ve yalanlarla avuttular. Bu durum, depremden daha fazla travma yaratıyor."

∗∗∗

"SAĞLIK BÜYÜK BİR SORUN"

Dr. Servet ALKAN - Hatay Tabip Odası Y.K. Üyesi: "Kentteki 56 tane ASM’nin sadece 3 tanesi yapıldı. Diğerleri konteynerlerde. Ulaşımla ilgili ciddi problemler var, hastalar hastaneye ulaşamıyor. Hastaneye ulaşsa yatak sayıları az, randevular alınamıyor. İlgili branşlar boş. Eğitim ve araştırma hastanesinde plastik cerrahta tek hekimimiz var. Erdoğan’ın gelişi bize dizi sahnesini anımsatıyor. Her sorunun üstü kapatılıyor, makyajlanıyor. O gidince kent yine eskiye dönecek. Yol aynı yol, toz aynı toz, sorun aynı sorun. Sağlık sistemi de bu sorunların başında gelen en büyük sorun. Öncelikle birinci basamak ayağa kaldırılmalı. Kapasitesi daha büyük bir hastane gerekiyor. Sorunların kalıcı olarak çözülmesi gerekiyor."

∗∗∗

"ESNAF BORÇ BATAĞI İÇİNDE"

Günay Ali BİLGİN - Hatay Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkan Yardımcısı: "Depremin ilk dönemlerinden itibaren başta işçilerin kısa çalışma ödeneği alabilmesi için istenen belgeleri o koşullarda vermekle işe başladık. Sonrasında da hem esnafın hem de diğer kamu ve özel kurumların istedikleri tüm belgeleri zor koşullarda yapmaya çalıştık. Ardından bizi 21 metrekarelik prefabrik ofislere yerleştirdiler. Bu ofisler 4 mali müşavire ve elemanlarına tahsisli. Ve şimdiye kadar hiçbir işyeri teslim edilmediği için halen bu ofislerdeyiz. Deprem bölgesine özel vergi mevzuatı ne yazık ki yetersiz kaldı. Çoğu zaman mevzuat ve sahadaki gerçeklikler örtüşmedi. Bu konular ile ilgili sunduğumuz raporlar ve buna ilişkin çözüm önerileri karşılık bulmadı ve muhtemelen ileri dönemlerde vergi mükellefleri bunun sıkıntısını yaşayacak. Çünkü buradaki vergi mükellefleri sanki bu afeti yaşamamış gibi normal yaşantısını süren diğer mükelleflerle aynı koşullara sahip kılındı. Mücbir sebep hali bu yıl 30 Kasım’da bitti. Buranın koşullarının mücbir sebep halinin bitmesi sonrasında doğacak yükümlülükleri kaldıramayacağını ifade ettik ama bugüne kadar sonuç alamadık. Bu bölgede ayın yarısında elektrik yok internet yok. Ulaşım problemleri var. Hava kirliliği had safhada. Yapılan prefabrik işyerlerine ulaşmak neredeyse mümkün değil. Bu yüzden esnaf çok zor durumda. En yetkili ağızların söylemi özellikle Antakya, Defne Kırıkhan, Samandağ ve Hassa’nın normalleşmesinin 2026’nın ikinci yarısından sonra başlayacağını söylerken diğer şehirlerde uygulanan yöntemlerle burayı yönetmek doğru değildir. Mücbir sebep hali uzatılmaz ise 3 yıl biriken ve ortalama her mükellef için 1 milyona yakın vergi ve SGK ödemelerini yapmak zorunda kalacağız. Mücbir sebep halinin uzatılması şart."