Erdoğan sonrasına hazırlık mı: Yüzünü rejime dönen kaybeder
Davutoğlu ve Babacan, Meclis açılışındaki görüntüleri on gündür ısrarla gündemde tutuyor. Ana muhalefete yüklenen iki lider “AKP ruhundan kopmadıklarının” mesajını vererek yeni dönem için yığınak yapıyor.

Mehmet Emin Kurnaz
mehmeteminkurnaz@birgun.netBir kısım muhalefetin 1 Ekim’deki Meclis açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile verdiği fotoğraf yeni döneme ilişkin pek çok ipucu ortaya koydu. İçeride “meşruiyet” arayışının ifadesi olarak yorumlanan görüntüler tartışılmaya devam ederken, Erdoğan’ın aklındaki siyaset planı da yandaşlar tarafından dillendirmeye başlandı. Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi dünkü yazısında, “Erdoğan, yeni dönemde CHP’yi yalnızlaştırmak için mücadele edecek. CHP ile diğer muhalefet partilerinin arasını açmaya özen gösterecek” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın oyun planını tahmin etmek zor olmasa da o gün resepsiyonda yer alan iki partinin konuyu bir türlü gündemden düşürmeyen çıkışları dikkat çekici. Erdoğan, resepsiyonda geçmişte AKP hükümetinde başbakanlık yapmış Ahmet Davutoğlu ve AKP hükümetinin eski bakanlarından Ali Babacan’la yan yana oturmuştu. Gerek Babacan gerekse Davutoğlu, Meclis açılışından bu yana geçen yaklaşık on günde konuyu, CHP Lideri Özgür Özel’in “aşırı tepkilerden üzüntü duyduğunu” söylemesine rağmen sürekli gündeme tutma çabasına girişti.
Her iki genel başkan ile önde gelen partililer, CHP’nin açılışa katılmamasını ve muhalif seçmenin kendilerini eleştirmesini sert sözlerle hedef aldı. Bazı DEVA Partili vekiller ise tepkinin dozunu kendilerini eleştirenler için “CHP trolü” yakıştırmasında bulunacak kadar ileri götürdü.
ISRARLA GÜNDEM YAPILAN KONU
Babacan Salı günü Meclis’teki Yeni Yol Grup Toplantısı’nda “Şu anda hem iktidar hem de ana muhalefet cenahı Türkiye'nin farklılıklarını, renklerini siyah ve beyaz olarak iki farklı kutba hapsetme peşindeler. Türkiye’de siyaseti kuraklaştırmak istiyorlar. Tek bir kare fotoğrafı, siyaseti iki kutuptan birisine zorlamak için kullanıyorlar” demişti. Babacan dün de Cüneyt Özdemir’in Youtube kanalında konuyu gündemde tutmaya devam etti. Babacan, “İktidarın dümen suyuna girseydik, niye ayrılacaktık AK Parti’den? Bana kimse ‘git’ dedi mi? Biz iktidardayken AK Parti’den ayrıldık” dedi. İktidarın yeni anayasa talebine ilişkin destek olup olmayacaklarına ilişkin soruya ise “Anayasa maddesini getirsinler bakalım, görelim. Destek verir miyiz, vermez miyiz o gün karar veririz" yanıtını verdi. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da resepsiyondaki görüntüleri "1 Ekim ruhu”na uygun bulmuş ve “Keşke ana muhalefet partisi de muhalefetini ve tepkisini TBMM'nin açılış oturumuna katılarak gösterseydi" sözleriyle değerlendirmişti.
Başbakanlığı döneminde ülkeyi Ortadoğu bataklığına sürükleyen Davutoğlu, daha önce de “Ruh olarak AK Parti’den hiç kopmadım” demişti. Babacan ise ekonomi bakanlığı yaptığı dönemki uygulamalarıyla bugünkü yıkımın önünü açan isimlerden oldu. Her ikisi de AKP dönemine dair en ufak özeleştiri yapmadıkları halde önceki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurulmasına öncülük ettiği Altılı Masa’da yer almış, CHP listelerinden girdikleri Meclis’te toplam 25 vekil ile temsil edilme hakkı kazanmıştı.
REJİM KARŞITLIĞI HAFİFE ALINAMAZ
İki partinin Meclis açılışındaki fotoğrafı ateşli biçimde savunarak CHP’yi hedef tahtasına koymasında elbette birkaç neden düşünülebilir. Akla ilk gelen ise rejimle uzlaşmaya hazır, gerektiğinde pazarlık kapısını açabilecek potansiyele sahip olduklarının mesajı veriliyor olabilir. İki genel başkanın derdinin bunlarla sınırlı olduğunu düşünmek ise eksik kalır. Erdoğan’dan sonra ülkeyi kimin yöneteceği tartışması iktidar bloku içinde bugünden gerilimler yaratmaya başladı.
Hakan Fidan’dan Bilal Erdoğan ve damatlara dek pek çok isim şimdiden dolaşıma girdi. Bir başka olasılık da söz konusu kavgaya Davutoğlu ile Babacan’ın da müdahil olma isteği. Bugün toplam oyları yüzde 0,5’i ancak bulan bu iki partinin lideri, muhafazakar seçmen için günü geldiğinde yeniden bir alternatif olabilecekleri ihtimalini elden bırakmak istemiyor.
Ancak son birkaç yılda tüm çıplaklığı ile görülen bir gerçek var. Toplum bugünkü siyaseti “ya rejimin yanında ya da karşısındasın” düşüncesiyle kodladı. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından soluğu Saray’da alarak muhalefete muhalefet etmeye kalkan İYİ Parti’nin eski Genel Başkanı Meral Akşener partiyi en dibe çekti, kendisi de siyaset sahnesinden silindi. Kaybedilen seçimin ardından CHP’de Genel Başkan değişti. Kemal Kılıçdaroğlu, Kurultay iptali tartışmalarıyla birlikte kalan saygınlığını da kaybetti. Tüm bu gelişmeler doğrudan kitlelerin değişime olan inanç ve arzusu ile ilintili. Bugün tabandaki rejim karşıtlığını hafife alan, onu görmezden gelerek yüzünü iktidara dönmeye hazır kim varsa kar tanesi gibi eriyeceği asla unutulmamalı.


