Google Play Store
App Store

Gazze zirvesi, ABD’nin Ortadoğu planlarına Türkiye’nin gönüllü entegrasyonunun vitrini olurken ABD’ye teslimiyetinin yeni bir sahnesine dönüştü. Dış politikadaki teslimiyet “zafer hikâyesi” olarak pazarlanmaya çalışılırken Saray yönetimi rejime karşı yükselen her bir sesin de önünü kesmeye çalışıyor.

Erdoğan Trump’ı hiç yüzüstü bırakmamış: Saray’ın zafer masalı tâhkimat sağlamaz
Fotoğraf: AA

Öncü DURMUŞ

Mısır’da düzenlenen ve ‘barış şovuna’ dönüştürülen Gazze zirvesi tek adam rejiminin ABD’ye tam teslimiyetinin yeni bir görüntüsünü oluşturdu. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump ile son görüşmesinde ortaya çıkan ‘meşruiyet’ arayışının ardından barış planı zirvesinde de rejimin emperyalizme bağımlılığı bir kez daha ortaya çıktı.

ABD, Türkiye, Katar ve Mısır’ın imzaladığı barışı için niyet belgesi öncesi açıklamalarda bulunan Trump, Erdoğan’ın ABD’yi hiçbir zaman yüzüstü bırakmadığını söyledi.

Türkiye’nin askeri gücüne vurgu yapan Trump, Erdoğan’ın dostu olduğunu ve ihtiyacı olduğu her an yanında bulunduğunu da aktardı. Trump, Erdoğan’ın destekleri için konuşmasını teşekkür ile sonlandırdı.

Sadece bu ifadeler bile rejimin ayakta kalmak uğruna ABD’ye muhtaçlığını ortaya koysa da gelişmeler bununla sınırlı kalmadı.

Mısır dönüşü uçakta açıklamalarda bulunan Erdoğan da Trump’a övgüler dizdi.

Trump ile yürütülen diplomasinin çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, “Başkan Trump'ın Gazze çatışmasını sonlandırmaya ve Orta Doğu'ya kalıcı barış getirmeye yönelik samimi çabalarını destekliyor ve arkasında duruyoruz” ifadelerine yer verdi.

‘Barış anlaşmasında’ Trump ile verilen dostluk görüntüsünün arkasında ise hiç kuşku yok ki emperyalizmin bölgedeki yeni dizaynı ve ülkede yürütülecek yeni süreçler yatıyor.

Şimdiye kadar en net tablo; Saray rejimi yönelimini tamamıyla ABD’nin eline bıraktı. Rejim, tıpkı onun dediği gibi Trump’a ne zaman ihtiyacın olacaksa biz buradayız mesajını iletti.

Trump’ın desteği ile iktidarını sürdürme gayreti içerisinde olan Saray yönetimi, bağımlılığını seve seve daha fazla artıracağını da neredeyse ilan etti.

Bugünün BirGün'ü

ABD NE DERSE SARAY ONU YAPACAK

Trump’ın Erdoğan övgüsü her fırsatta ABD’ye olan destekleri ve bölgede nasıl işe yaradıkları vurgusuyla bitiyor. Erdoğan da kendisine atılan pasları bu zamana kadar hiç kaçırmadı,

dostum Trump sözleri ile beraber görev almaya hazırım mesajlarında hiçbir çekinceye yer vermedi.

Öyle ki Tel Aviv’de İsrail Meclisi Knesset’te alkışlarla karşılanan Trump’ın "Bu, yeni bir Ortadoğu'nun tarihi şafağı. İsrail ve dünya için inanılmaz bir zafer" sözleri tek adam rejiminin zafer nidaları arasında kaybolup gitti.

“Türk askeri Gazze'ye gidecek mi?" sorusuna da Erdoğan’ın verdiği yetkililer cevabı dikkat çekti. Askerin Gazze’ye gidip gitmeyeceği sorusu, bile Washington’dan gelen talimata bağlı hale geldi. Erdoğan, askerlerin gidip gitmemesine ilişkin "Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler, MİT Başkanımız İbrahim Kalın başta olmak üzere arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşecek. Ben de liderlerle temas hâlinde olacağım" dedi.

Oğul Trump ile gizli görüşmeyle hız verilen, meşruiyet arayışı ile ülkenin gündemine giren görüşmeler Boeing uçaklarının alımı, gümrük vergilerinin kaldırılması, sıvılaştırılmış doğalgaz alımı anlaşması ile devam ederken Erdoğan’ın Trump diplomasisi vurgusu da bundan sonraki süreçte ABD güdümüne tamamıyla girildiğinin son işareti oldu.

DIŞARISI TAMAM, İÇERİDE HİKÂYE LAZIM

Trump ile gelinen noktadan Saray rejimi oldukça memnun. 19 Mart darbesinin ardından muhalefetin sıkça belirttiği gibi dış politikadaki teslimiyet, iç siyasette otoriterleşmenin dozununun artırılması için rıza almanın da yolu oldu.

Muhalefeti tamamıyla yok etmek için kollar sıvandı. Yargı, medya, kolluk kuvveti her biri ayrı ayrı seferber edildi. Ancak öyle bir noktaya gelindi ki onca sorunun arasında sadece artan yoksulluğun ve adaletsizliklerin karşısında dahi iktidarın halkı ikna şansı neredeyse kalmadı.

Saray yönetimi ise kolları bir kez daha yeni bir hikâye için sıvamaya başladı.

Bir yanda Kürt sorunu için söylenen ‘barış türküleri’ diğer yanda ABD emrinde Gazze’ye götürülecek ‘barış’ söylemleri rejimin tahkimatı için aranan hikâyenin birer başlıkları oldu.

Önceki gün düzenlenen zirvenin ardından dün yandaş basının tamamı ABD Başkanı Trump’ın planını öve öve bitiremedi. ABD’nin yeni Ortadoğu dizaynına uygun ortaya çıkan ‘barış planı’ AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hanesine zafer olarak manşetleri süsledi.

Öte yandan emperyalistlerin ve tek adam rejiminin karşısında duran tüm toplumsal kesimler ‘barış karşıtı’ olarak lanse edilmeye çalışılırken Erdoğan da Suriye ile Türkiye’nin kaderinin birleştiğini söyledi. Erdoğan, “Malazgirt Meydanı’nda söylediğim gibi, yönünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacak, kendilerine başka hamiler arayanlar kaybedecek”  diye konuştu.

Toplumun geniş kesimlerine anlatacak hikâyesi kalmayan Saray yönetimi için bu plan yeterli gelir mi önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ancak İsrail ile süren ticari ilişkiler, bölgede İsrail’e alan açan dış politikadaki hamleler ve ABD’nin planlarına tam biat eden bir rejim için ‘barış’ kelimesi bile ancak kendi iktidarlarının tahkimi için kullanılırken halkın yeni bir hikâyeye ikna edilmesi de oldukça zor. Erdoğan’ın zafer hikâyesi kendi seçmenini dahi ikna edebilecek mi bu da ayrı bir soru işareti olarak ortada.

TRUMP DA YETMEZ, REJİM TARTIŞILMASIN

Saray’ın planlarını bozabilecek yegâne şey ise halkın tek adam rejimine karşı öfkesi. Ne Beyaz Saray’dan alınan meşruiyetle ne de baskı politikalarının artırılmasıyla halka karşı iktidarda kalamayacaklarını biliyorlar.

Bunun için Trump’a tam teslimiyet de iç siyasette kullanılacak yeni zafer hikâyeleri de hatta muhalefete yönelik baskı politikaları da iktidar blokunun ayakta kalması için yeterli olmayabilir.

Bunun için ülkede siyasetin ana odağının başka yerlere kayması rejimin öncelikli bir tercihi. Mısır dönüşü Erdoğan’ın muhalefetin belediyelerine yönelik yolsuzluk açıklamaları, CHP Lideri Özgür Özel’i hedef aldığı söylemleri de Kürt sorununda ısrarla Öcalan’ı işaret eden MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin dünkü alevi açılımı çıkışı da rejim ortaklarının bu tercihiyle ilişkili.

Muhalefette iç kavga görüntüsünün verilme çabasından Saray’da diğer muhalefet partileriyle verilen ‘meşruiyet’ fotoğrafına, CHP’nin yalnızlaştırılmasından, bir türlü somut adım atılmayan komisyon tartışmalarına her bir başlık rejime karşı mücadelenin önüne koyulmak isteniyor.

Bu yüzden de soldan sağa tek adam rejimine karşı gelen bir mücadele hattı tüm bu gelişmelerin düğümünü çözecek.