Beklenti yaratan Erdoğan-Özel görüşmesinden ülke sorunlarına ilişkin çözüm çıkması neredeyse olanaksız. Türkiye’de son 7 yıldır tüm krizlerin kaynağı olan rejimin merkezde olmadığı hiçbir diyalog ilerleyemez.

Erdoğan’ın ziyareti neyi değiştirecek?
Erdoğan 18 yıl aradan sonra CHP Genel Merkezi’ni ziyaret edecek. (Fotoğraf: AA)
Mehmet Emin Kurnaz
mehmeteminkurnaz@birgun.net

Seçim sonrası “yumuşama, normalleşme” tartışmaları sürerken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 yıl sonra ilk defa CHP Genel Merkezi’ne yapacağı ziyaret, siyasetin ana gündemi oldu. Alınan kulislere göre CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ajandasında Türkiye’deki ekonomik krizin neden olduğu sorunlar başta olmak üzere, Gezi Davası tutukluları, belediyelere kayyum atamaları gibi gündemler yer alacak. Türkiye kamuoyunun haftalardır beklenti yaratan ve gündemini meşgul eden Erdoğan’ın iade-i ziyareti ne anlama geliyor bakalım.

Neden gündem oldu: Herhangi bir ülkede biri iktidar diğeri muhalefet olmak üzere iki siyasi parti liderinin görüşmesi doğal karşılanır. Ancak Erdoğan’ın CHP’yi 18 yıl sonra ziyaret etmesi bile ülke siyaseti için olağanüstü bir durumu ifade ediyor. Şüphesiz bu algıyı rejim inşa eden, Anayasa’yı, AYM kararlarını çiğnemekten çekinmeyen, ekonomik krizin mimarı, özgürlüklere düşman, laikliği tasfiye eden, ülkeyi gericilik sarmalına hapseden, Cumhuriyet’le hesaplaşan, gazetecileri, öğrencileri, 1 Mayıs’ta yürümek isteyenleri tutuklayan, ülkeyi bir nevi olağanüstü halle yöneten mevcut iktidar yarattı.

GENİŞLEME SİYASETİ

31 Mart seçimlerinde sandıktan çıkan sonuç Cumhurbaşkanı Erdoğan ve rejimi zor durumda bıraktı. Gerek sandık sonucu gerekse son anketlerden gelen veriler, MHP ile kurduğu ittifakın tek başına Erdoğan’ı kazandırmaya yetmediğini ortaya çıkardı. Erdoğan, içinde bulunduğu krizi aşmanın yolunu ittifakını, en geniş sınırına taşıyarak açma çabasına girişti. İYİ Parti’nin eski Genel Başkanı Meral Akşener ile verdiği poz, geçtiğimiz haftanın en kritik başlıklarından biri oldu. Erdoğan, eski-yeni siyasi aktörleri yörüngesine alarak, hala güçlü olduğu imajını korumaya, İYİ Parti’yi tamamen etkisiz kılmaya çalışıyor.

GAZ ALMA ÇABASI

Erdoğan son dönemki “yumuşama” ve yeni Anayasa tartışmalarının devamı niteliğindeki CHP ziyareti ile kamuoyunda beklenti yaratmak istiyor. Yandaş medyada ılımlı iklim havası estirilirken kayyum siyaseti yumuşamanın illüzyondan ibaret olduğunu gösterdi. Erdoğan, bu ziyaretle gündem yaratmak, mümkünse muhalefetle kendi minderinde dövüşmek, rejimin tıkandığını görüp panik halde iktidarın kurucu ayarlarına dönülmesi uyarılarını yapanların da gazını almak istiyor.

ŞİMŞEK PROGRAMI

Erdoğan için muhalefet partisi lideriyle poz vermenin kritik bir önemi daha var. Mehmet Şimşek ekonomisi ve her geçen gün sertleşen kemer sıkma politikalarına karşı toplumsal muhalefetin yükselmesi şüphesiz en büyük korkusu. Şu ana dek bütünlüklü bir dirençle karşılaşmış değil. Siyasette ılımlı hava etkisi yaratarak sorunların ortak akılla çözüleceğine yönelik bir beklenti ortaya koymak ve tepkileri soğurmak, mümkünse ana muhalefeti de buna ikna etmek bu hamlenin bir diğer nedeni.

CHP’NİN MESAJI

Görüşmenin CHP açısından önemi ise sorunun değil çözümün parçası olduğunu kamuoyuna göstermek. CHP Lideri Özel’in ajandasına aldığı ekonomik, siyasi, hukuksal sorunların tamamından elbette Cumhurbaşkanı Erdoğan da haberdar. Sorunun kaynağına giderek bu meseleleri hatırlatmanın çözüm için yeterli olmadığı ise ortada. Erdoğan dışında Meclis, kabine ve komisyonların işlevi kalmadı. Tüm bunlar Erdoğan’ın gerektiğinde onay aldığı bir mekanizmaya dönüştü. Siyasetin çözüm arayışı da onu ikna etmeye yöneldi. Ülke Erdoğan ikna olursa çözülen olmazsa derinleşen sorunlar yumağına döndü.

ÇÖZÜM REJİMİN DEĞİŞMESİ

Sonuç olarak ülkede bugünkü yoksulluğun nedeninin Saray yönetiminin bir tercihi olduğu, demokrasinin işlemeyişi, Kürt sorunu, yoğun baskılar, yargı üzerinden yaşanan iktidar içi çatışma gibi ülkenin temel krizlerinden kaynaklandığı ortada. Bugünkü görüşmeden somut çözümlerin ortaya çıkacağını, Erdoğan ve rejimin ikna olacağını beklemek anlamsız. Sorunun kaynağının en başta başkanlık rejimi olduğunu, bu rejimin peş peşe krizler çıkardığını, artık sürdürülemez hale geldiğini ve bir bütün halinde değişmeden ülkenin hiçbir alanda refaha kavuşamayacağını vurgulamak muhalefetin ana görevi olmalı.