Esas mesele: AKP’nin sahadan nasıl ayrılacağı
Birgün Birgün Birgün Birgün
AKP, “Geleceğini Seç” adlı interaktif reklam filmini sosyal medyada yayınladı. “Şahane Hatalar” kitabı ve “Black Mirror” adlı diziden ‘esinlenilmiş’ olduğu belli oluyor. Hedef kitle gençler. İki senaryo var, yerel seçimlerde, AKP’nin tercih edilmesi ya da edilmemesi durumunda ortaya çıkacak sonuçlar anlatılıyor. Video izleyiciye tercih hakkı sunuyor. Filmin öznesi bir genç. “İnsansız araç” yazılımını hayata geçirmek […]

AKP, “Geleceğini Seç” adlı interaktif reklam filmini sosyal medyada yayınladı. “Şahane Hatalar” kitabı ve “Black Mirror” adlı diziden ‘esinlenilmiş’ olduğu belli oluyor. Hedef kitle gençler.

İki senaryo var, yerel seçimlerde, AKP’nin tercih edilmesi ya da edilmemesi durumunda ortaya çıkacak sonuçlar anlatılıyor. Video izleyiciye tercih hakkı sunuyor.
Filmin öznesi bir genç. “İnsansız araç” yazılımını hayata geçirmek istiyor. Kaderi Türkiye’deki seçimle ilişkili. Önce sandığa gitmek, sonra AKP’ye oy vermek tavsiye ediliyor. Videonun sonunda bu tavsiyenin tutulmaması halinde, Türkiye ve genci neler beklediği anlatılıyor.

Yıl 2024; halk benzin kuyruğunda, ekonomi çökmüş. İç savaş var. Filmin ana karakteri “müthiş projesini” onaylayacak birini bulamıyor.

Videoyu para ve zaman kaybı olarak değerlendirmek mümkün. Sonuç kısmında; insanın aklına ister istemez bazı sorular geliyor. Halk benzin değil ama patlıcan kuyruğunda zaman geçirmiyor mu? Ekonomi çökmüş halde ve ekonomistler “Seçimden sonra tufan” demiyor mu?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) son verilerine göre eğitimde ya da iş hayatında yer alamayan gençlerin oranı yüzde 24,3. Dahası; fişlenen, gizli tanık ifadeleri ve iftiralarla cezaevine yollanan gençler heba oluyor, yitip gidiyor.

Son örnek, basın açıklamasına katıldığı gerekçesi ile 10 ay tutuklu kalıp üzerindeki baskılar bitmediği için Yunanista’a geçmeye çalışırken botun Meriç’te batması sonucu kaybolan 19 yaşındaki Mahir Mete Kul. Üniversiteli satranç şampiyonuydu. 6 gün oldu, 2 gün daha aranacak.

Videonun sonu iç savaş göndermesiyle bitiyordu. Aslında Türkiye, AKP sayesinde bunu da 2015 yılında “düşük ölçekte” deneyimledi. 7 Haziran- 1 Kasım 2015 arasındaki kanlı süreç, geride yıkılıp yakılan yerleşim birimleri, şehir meydanlarına düşen insan parçaları bıraktı. İHD’nin raporuna göre 602 kişi yaşamını yitirdi.

Yerel seçime sayılı saatler var; AKP’liler ve Erdoğan ile küçük ortak MHP hala “beka çırpınışı” içinde, dil değişmedi. Beka; kısaca “Bir devletin toprak bütünlüğünü, ahdi hukukunu ve anayasal düzenini iç ve dış tehditlere karşı koruması suretiyle hayatını sürdürmesi” olarak tanımlanıyor. Esas çelişkilerden biri de bu tanımla ortaya çıkıyor.

Bekadan kim söz ediyor? Ülke toprağını Suudilere parselleyip, tank fabrikasını Katar sermayesine peşkeş çeken! Bağımsızlığı kim meze yapıyor? NATO üslerini, iştahla palazlandıran. Patatesi iç savaştan yeni çıkan Suriye’den ithal edip, ABD’den tütün almak için çiftçiye ürününü ekmesini yasaklayan!

Beka anayasa, hukuk ve halkın geleceği değil mi? Peki anayasayı paramparça eden, hukuk kurallarını ayaklar altına alıp, yargıyı kendisine bağlayan kim? Hangi halkın geleceğinde; ölen çocuk ve kadın dosyalarının “intihar” diye kapatılması var!

Beka paketine, 10 yılda 3 kat artan, yılda ortalama 8 bini istismar edilen çocuklar dahil mi? Peki, bir yılda 440’ı erkekler tarafından öldürülüp, 317’si cinsel şiddete uğrayan kadınlar?

Seçim için de bir dip not düşülecekse… Muhalifler açısından şans var mı? Bu konudaki kısa bir özet, taşları yerli yerine oturtabilir. 2015 yılından itibaren AKP hiçbir seçimi kazanamadı! İtiraf Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu mahalli seçime yönelik ifadelerinde gizli. Kazanamayan muhalif yoluna bakacak, kazanan “terörist” sayılacak.

Seçimin, “seçmen dışında türlü nedenlere bağlı sonucu” ne olursa olsun tek şey üzerinde tartışılacak. Muhalefetin kazandığı ve demokrasi prosedürünün uygulandığı sonuçta da hileler veya zorbalıkta ortaya çıkacak: İktidarın meşruiyeti.

Dünyada yerel seçim deniyor. Bizde meşruiyetini çok zaman önce yitirmiş iktidarın tanımı var: “Beka, istikbal” sorunu. AKP’nin kendi kitlesini kaybettiğini de görüyoruz. Yerelde değil genelde maçın uzatmaları oynanıyor. Esas mesele AKP’nin sahadan nasıl ayrılacağı.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız