Google Play Store
App Store

KEFA, yüksek enflasyonun geçim krizini daha da büyüttüğünü, kadın işsizliğinin derinleştiğini ve yaşlıların kriz nedeniyle bakılamadığını tespit etti.

Eşitsizlik krizle derinleşiyor
Fotoğraf: DepoPhotos
Havva Gümüşkaya
Havva Gümüşkaya
havvagumuskaya@birgun.net

Kadın Emeği Çalışan Feminist Araştırmacılar Ağı (KEFA), “Türkiye’de Çoklu Kriz Ortamında Kapsayıcı, Eşitlikçi ve Sürdürülebilir bir Ekonomi İçin “Yenilenen/Yinelenen” Taleplerimiz” başlıklı politika notunu yayımladı. Notta ekonomik, siyasal, toplumsal ve ekolojik krizlerin eşzamanlı ve iç içe geçtiği çoklu kriz ortamının sürekli hale gelen yoksulluk ve demokratik işleyişin zayıflığıyla birlikte, toplumsal cinsiyet uçurumunu daha da derinleştirdiğine dikkat çekildi.

İlki Mart 2022’de yayımlanan politika notuna Nisan 2025’te İzmir Urla’da yapılan toplantıların ardından yeni talepler eklendi. Politika notu, yakın zamanda yaşamını yitiren, Feminist İktisat alanında önemli katkıları bulunan Prof. Dr. Şemsa Özar’a ithaf edildi.

Politika notunun girişinde “Kadınlar hâlâ ya iş bulamıyor ya da insan onuruna yakışır işlerde çalışamıyor, çalışsa bile başta çocuk bakımı olmak üzere bakım hizmetlerine erişemiyor, emekli olamıyor veya emekli olsa da geçimini sağlayamıyor, kısacası yoksullaşıyor, geçinemiyor, barınamıyor, ısınamıyor” ifadelerine yer verildi.

2022-2025 dönemi, Türkiye ekonomisinde yapısal eşitsizliklerin, makroekonomik istikrarsızlıklar ve toplumsal cinsiyet körü politikalarla daha da derinleştiği bir süreç olarak ifade edildi. COVİD-19 salgınının artçı etkileri, küresel tedarik zinciri şokları ve 2023 depremleri, 19 Mart olayları gibi çoklu kriz koşullarının, kadınların işgücü piyasasındaki konumunu ve hane içindeki yükünü daha da ağırlaştırdığına dikkat çekildi. Özellikle yüksek enflasyonun geçim krizini derinleştirdiği, kadınların üzerindeki bakım yükünü ve yoksulluk riskini artırdığı vurgulandı.

KADINLAR YEDEK İŞGÜCÜ

İşsizlik verilerine değinilen notta, cinsiyetler arası uçurumun kadınlar aleyhine hızla açıldığı kaydedildi. Kadınların dar tanımlı işsizlik oranının 2024’te yüzde 11,8 ile erkeklerin 1,7 katına yükseldiği, toplam işsizler içindeki kadın payının 2021’deki yüzde 40 seviyesinden 2024’te yüzde 46’ya fırladığına dikkat çekildi.

Geniş tanımlı işgücü oranının daha da endişe verici düzeyde olduğu belirtildi. Kadınlarda geniş tanımlı işsizliğin 2024’te yüzde 35,3’ten Kasım 2025’te yüzde 39’a ulaştığına değinildi. İşgücü piyasasının genel işsizlik oranı düşerken dahi kadınları dışarıda bırakan, onları ‘yedek işgücü’ olarak konumlandıran karakterinin güçlendiğine işaret ettiği vurgulandı. Raporun en güçlü başlıklarından biri bakım ekonomisi oldu. 2025 yılı sonu itibarıyla ise bakım krizinin, artan yaşam maliyetleri, kamusal hizmetlerin daraltılması ve yerel yönetimlerin kaynak yetersizliği nedeniyle daha da derinleştiği belirtildi.

Toplumsal refah için temel bir gereklilik olan bakımın, kadın istihdamı önünde temel bir engel olduğu tüm kamusal kurumsal belgeler ve planlarda dile getirildiği halde, devletin bu konuda gerekli adımları atmadığı kaydedildi. Öte yandan derinleşen ekonomik kriz ve artan işsizliğin, bakım ekonomisinin istihdam yaratma kapasitesini daha da görünür kıldığına dikkat çekildi. Kreşler, oyun merkezleri, gündüzlü bakım ve destek hizmetlerine yapılacak kamusal yatırımların, bir yandan kadınların üzerindeki bakım yükünü hafifletirken diğer yandan nitelikli ve güvenceli istihdam alanları yaratacağı ifade edildi.

BAKIM YOKSULLUĞU

Yaşlı nüfusun hızla arttığı, buna karşın kamusal bakım hizmetlerinin ihtiyaca yanıt vermediği belirtildi. Yaşlı bakım hizmetlerinden yararlanan kişi sayısının sınırlı kaldığı, özellikle büyükşehirlerde yatılı bakım kurumlarında bekleme sürelerinin uzadığı, özel bakım kurumlarının erişiminin ise gelir seviyesiyle sınırlı olduğu kaydedildi.

Evde bakım desteğine ihtiyaç duyanlarla destek alabilenler arasındaki açığın ‘bakım yoksulluğu’na işaret ettiği ifade edildi.

Politika notunda talepler özetle şöyle sıralandı:

  • Makroekonomide istikrarlı ve saydam yönetim ile eşitlikçi ve sürdürülebilir büyüme politikaları geliştirilmeli.
  • Kamu kreşlerinin kapatılmasına son verilmeli, belediyelerin kreş açma yetkisi, yasal yükümlülük olarak tanımlanmalı.
  • Mahalle ölçeğinde oyun ve çok işlevli bakım-boş zaman merkezleri yaygınlaştırılmalı.
  • Bakım ekonomisi istihdam yaratma kapasitesi yüksek stratejik bir alan olarak ele alınmalı. Kamusal yatırımlar; kadınların bakım yükünü azaltırken aynı zamanda nitelikli, güvenceli ve yerel istihdam yaratacak şekilde tasarlanmalı.
  • Yaşlı ve engelli bakımında gündüzlü ve toplum temelli hizmetler yaygınlaştırılmalı.
  • Bakım sektöründe çalışanların güvenceleri, çalışma saatleri, ücret seviyeleri ve sosyal güvenceleri sağlanmalı. Hanelerde kayıt dışı olarak çalışan göçmen bakım işçileri kayıt içine ve sosyal koruma kapsamına alınmalı.