Eşitsizlik ömür boyu sürüyor
Türkiye’de emeklilik sistemindeki bozukluk ve çalışma yaşamındaki eşitsizlik hak kayıpları yaratıyor. Sistemsel bozukluklarla birlikte toplumsal cinsiyet eşitsizliği de kadınları emeklilikte mağdur ediyor.

Melisa AY
Kadınlar, toplumsal hayatın dışına itilmeye çalışılırken, istihdamda da erkeklerin gerisinde bırakılıyor. TÜİK’in mayıs ayı işsizlik verilerine göre neredeyse her kategoride kadınlar, erkeklerden daha kötü durumda. İşsizlik, genç işsizliği ve geniş tanımlı işsizlik kategorilerinde kadın ve erkek arasındaki makas giderek açılıyor. Kısa zamanlı çalışan, mevsimlik çalışan, işsiz olan ve iş bulursa çalışmak isteyen kadınları ifade eden geniş tanımlı işsizlik ise her türden işsizlik kategorilerinde yüzde 33,9 ile zirvede.
İstihdam edilenlerin oranında da durum farklı değil. Mayıs ayında erkeklerde istihdam oranı yüzde 67,3, kadınlarda ise yüzde 33. İşgücüne katılma oranında da fark belirgin. Erkeklerde yüzde 72,4 olan bu oran kadınlarda yüzde 37,1 seviyesinde. Çalışma yaşamında eşit yer bulamayan, eşdeğer işe eşit ücret kazanamayan ve türlü politikalarla çalışma yaşamından uzaklaştırılmak istenen kadınlar için emeklilik de adaletli şartlardan uzak gerçekleşiyor.
MAĞDURİYET ÇALIŞIRKEN BAŞLIYOR
Kayıtdışı çalışma da kadınları erkekleri olduğundan daha fazla etkiliyor. Resmi verilere göre 2021 yılında çalışan kadınların yüzde 35’i kayıtdışı istihdam edildi. Yoksulluk, güvencesizlik, işsizlik, göç ve cinsiyet eşitsizliği gibi nedenlerle kadınlar kayıt dışı çalışmaya itilirken, ekonomik kriz dönemlerinde de emeği değersiz kılınan kadınlar, gözden çıkarılan grupların başında geliyor. Kadınların, kent ve kırsalda ayrı ayrı ücretsiz emek harcadığı da bilinen bir gerçek. Tarım gibi kayıt dışılığın ve güvencesizliğin olduğu sektörlerde kadınlar, ya çok düşük yevmiyelerde çalıştırılıyor ya da hane için ücretsiz emek harcıyor. Bu durumun kadınların emeklilik hakkının gasbedilmesi ile sonuçlanması ise olası. Emeği değersiz kılınan kadınlar, ekonomik kriz dönemlerinde de gözden çıkarılan grupların başında geliyor.
GÖRÜNMEZ EMEK KAYIP EMEKLİLİK
Ev içi emekte de durum daha vahim. İktidarın ‘ev hanımlarına emeklilik müjdesi’ diyerek duyurduğu düzenlemeler de mağduriyeti gidermekten yoksun. Kişinin ‘isteğe bağlı’ sigorta yaptırması olarak nitelendirilen emeklilik yöntemi, ev içi emeği görünmez kılınan kadınlar için gerçekçi bir çözüm üretmekten uzak. Çünkü kadınlar, ev içinde ücretsiz emek harcarken, bu yöntemle emekli olunabilmesi için 25 yıllık prim ödemesinin yapılması şartı aranıyor. Ev içi görünmez emeğin belirgin özelliklerinden biri ise ücretsiz olması. Yani kadınlar, hiç gelir elde edemedikleri emekleri için SGK primi ödemek zorunda. Üstelik bu şekilde 58 yaş sınırı dolmadan emeklilik mümkün değil. Yani kadınlar, 30 yaşında sigorta primi ödemeye başladığında, 25 yılı doldursa dahi 3 yıl daha beklemek zorunda.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, ocak ayında "Ev kadınlarına üçte bir prim desteğinin verilmesi konusundaki çalışmalarımızı başlattık. İsteğe bağlı sigortalılık kapsamında, yükümlü olunan primin üçte birinin devlet tarafından ödenmesi yönünde bir sistem kuruyoruz" dese de, geçen 7 ayda buna yönelik bir çalışma hayata geçmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre ise olası bir emeklilik düzenlemesi en erken önümüzdeki yasama yılı içinde ele alınacak.
Türkiye’de yaklaşık 16 milyon emekli bulunuyor. Kadınların emekliler içindeki payı resmi olarak açıklanmasa da, çeşitli gözlem ve raporlara bakılarak yapılan tahminler emeklilerin yaklaşık olarak yüzde 40’ının kadın olduğunu ortaya koyuyor.
EMEKLİLİKTE ADİL GELİR ŞART
Çalışma yaşamındaki güvencesizlik ve düşük ücretler ile kayıt dışılık da doğrudan kadın emeklinin cebinden çalıyor. Yeterli sosyal güvenceye sahip olamayan kadınlar, ya emeklilik için gerekli şartları yerine getiremiyor ya da daha düşük ücretlerle emekli olmaya mecbur bırakılıyor. Bu durum, kadınların emeklilik döneminde başta gıda ve sağlık hizmetlerine erişim olmak üzere genel yaşam kalitesi açısından da olumsuz etkileri beraberinde getiriyor.
Düşük emekli maaşları, eşitliksizlikle kamçılanınca kadınları daha fazla etkiliyor. Sefalet seviyesine gerileyen maaşlar temel ihtiyaçların karşılanmasında dahi yetersiz kalırken gıda ve sağlık hizmetlerine erişim ile barınma ve diğer yaşam maliyetleri, düşük emekli maaşları nedeniyle kadınlar için büyük bir yük haline geliyor.
Emeklilikte adil ve yeterli bir gelir sağlanabilmesi için sosyal güvenlik sisteminde kapsamlı reformlar yapılması şart. Eşitsizliklerin emeklilikte de devam etmemesi için, sosyal güvenlik ve emeklilik sistemlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği prensiplerinin uygulanması önem arz ediyor. Ayrıca, kayıt dışı çalışmanın ve güvencesiz istihdamın önlenmesi de kadınların emeklilikte daha iyi koşullara sahip olabilmeleri için kritik bir adım niteliğinde.


