Google Play Store
App Store

Bu hukuksuz ve antidemokratik ortamdan yandaş olarak, suskun kalarak ve iktidar rüzgârı ile yelkenlerini doldurarak uzak kalacaklar... Oysa bu iklimden kimse kaçamaz, kurtulamaz

Eskişehir katliamı işaret fişeğidir

CEYHUN İRGİL - Dr., Bursa Milletvekili, CHP Sağlık Komisyonu ve TBMM Eğitim Komisyonu Üyesi

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde yaşanan bu katliam, OHAL ve KHK’ler ile kirlenmiş, zehirlenmiş akademik ortamın sonucudur.

KHK’ler ve OHAL yönetimi altında bunu fırsat bilen bazı akademik çevreler süreci ihbar, iftira ve karalamalarla zehirlediler. Baskıcı yönetimlere suskun ve yandaş üniversite yönetimleri de bu süreçleri ya desteklediler ya da sessiz kaldılar.

OHAL fırsatçılığı ve ihbar furyası ile birbirinin kuyusunu kazan, kendine yer edinmeye çalışan ve daha üst makamlara da yaranmak için neredeyse yarışan akademisyenlerin bir yıllık performansı sonucu 8 bin akademisyen ya ihraç edildi ya da açığa alındı. Yüzlercesi hapse atıldı. Binlercesi soruşturma geçirdi / geçiriyor. Çalışma arkadaşlarının felaketinin üzerine basarak yükselmeyi ve yerini sağlamlaştırmayı amaçlayan bu “akademik sürüngenler” ülke yangın yerine dönmüş iken, demokrasi ve anayasa askıya alınmışken kalibrelerine uygun olan suskunluğu veya yandaşlığı tercih ettiler. Zannettiler ki; bu hukuksuz ve antidemokratik ortamdan yandaş olarak, suskun kalarak ve iktidar rüzgârı ile yelkenlerini doldurarak uzak kalacaklar... Oysa bu iklimden kimse kaçamaz, kurtulamaz.

Sonuçta; ihbarcılar, yandaşlar, suskunlar, kifayetsizler korundu. Nice bilim insanı bu iftira ve ihbarların kurbanı olarak ihraç edildi (ki Nuriye Gülmen bu vahşetin yaşandığı üniversite yönetimince atılmıştı) yaftalandı, suçlandı, yargısız infaz edildi. 4 kişinin canına kıyan şimdi “O bir ihbarcı psikopattı” dedikleri gibilerini korudular. İşin acı tarafı bu “Akli dengesi yerinde değildi” dedikleri adamların ihbarları ile binlerce masum akademisyenin ve ailelerinin canını yaktılar. Ocaklarına incir ağacı diktiler.

Hiç mi
sorumlulukları yok

Peki, bu gerilemeye zemin hazırlayan iktidarın, bu süreci fırsat bilip ateşe körükle giden çıkarcıların, makamını ve kariyerini korumak için duymaza yatanların, sorumlu makamlarda olan “kendinden başka derde empati kurmayan” yöneticilerin, başka bir akademisyenin felaketi ve alçalması ile yükseleceğini zanneden fırsatçıların, yaşanan süreci halka doğru dürüst yansıtmayan medyanın, yaşananları bildiği halde korkudan vicdanı içine kaçanların hiç mi sorumluluğu yok?

Hepimiz sorumluyuz

Biz öldürdük bu öğretim üyelerini, çalışanları...

Azıcık empati yapıp, kendi çocuklarımıza yapılsa ne yapardık diye düşünmedik. Darbeci birçok komutan, siyasi, işadamı ve bürokrat bir yolunu buldu, yırttı. Darbeci general 8 yıl hapis cezası alırken, hiçbir şeyden habersiz harp okulu öğrencilerine ‘müebbet hapis’ reva görülürken vicdanlar ayağa kalkmadı.

Bizler göz göre göre işsiz, aşsız kalan çoluk çocuğuna ekmek götüremeyen akademisyenlerin, çalışanların acılarına sessiz kaldık, korktuk, saklandık...

Biz sorumluyuz. Binlerce ÖYP’li genç akademisyen bir gecede güvencesiz kaldı. Görmezden geldik.

Binlerce eğitimci sorgusuz sualsiz hukuki karar, kanıt olmadan ‘bu akli dengesi yerinde olmayan katil’ gibilerin ihbar ve iftiraları ile işinden, aşından oldu. Onlarca yıllık emekleri heba oldu. Sosyal güvencelerinden oldular. Özel şirketlerde bile çalışmaları yasaklandı, açlığa mahkûm ettik. Haykırdılar, çığlıklarını duymazdan geldik. Hepsini toptan yaftaladık. Yetmedi çocuklarını ve yakınlarını da dışladık.

Üniversite öğrencileri tutuklanırken, eğitim hakları ellerinden alınırken, ayağa kalkıp “Durun bu çocuklar bizim çocuklarımız! Sonuçta gençler... Delikanlılar... Yanlışları, eksikleri olur ama bizim görevimiz çocuklarımızı kazanmaktır” demedik.

Azıcık empati yapıp, kendi çocuklarımıza yapılsa ne yapardık diye düşünmedik.

Darbeci birçok komutan, siyasi, işadamı ve bürokrat bir yolunu buldu, yırttı. Darbeci general 8 yıl hapis cezası alırken, hiçbir şeyden habersiz harp okulu öğrencilerine ‘müebbet hapis’ reva görülürken vicdanlar ayağa kalkmadı.

Bilmeden alkışlıyoruz

Biz sorumluyuz kardeşim! Ben, sen, sorumluyuz bu gidişattan. Yaşanan tüm acılardan, hukuksuzluktan, demokrasinin alaşağı edilmesinden, bu hukuksuz, adaletsiz ve antidemokratik ortam nedeniyle gelişen yoksulluktan, işsizlikten, bozulan ekonomiden, pisi pisine kaybettiğimiz insanlarımızdan, niteliksiz eğitim sisteminden, kötü sağlık sisteminden biz sorumluyuz kardeşim.

Çünkü 15 yıldır sorgulamadan, anlamadan, öğrenmeden, bilmeden alkışlıyoruz.

Dolma tüfek gibi iktidar televizyonu gazetesi, ne doldurursa onu ateşliyoruz, onu boşaltıyoruz.

Sor kardeşim!

Arada bir sor, hiç olmazsa kendi kendine sor.

Bu yaşananlar normal mi?

Bu hukuksuz, adaletsiz ve tek adam rejimi, bugün sadece Eskişehir’de öldürülen 4 akademisyenin, ihraç edilen 8 bin akademisyenin, tutuklanan 200 bin insanın, ihraç edilen 100 bin kişinin, işsiz kalan yüz binlerin, yaftalanan milyonların, susturulan medyanın, güvencesiz milyonlarca çalışanın sorunu değil, çok yakın gelecekte senin, benim, hepimizin sorunu olacak.

Bak bu ülkenin muhalefeti Ergenekon’da, Balyoz’da, FETÖ meselesinde, Suriye konusunda haklı çıktı.

Bir kez olsun şunu sor kendine; muhalefet yine haklı olabilir mi?