birgün

5° AÇIK

ÇALIŞMA YAŞAMI 20.12.2020 09:39

Ev eksenli çalışan kadınlar zor durumda: Devlet bizi pandemide de yok sayıyor

“Biz de işçiyiz, tek farkımız şu: Bizim işyerimiz ev” diyen EV-EKSEN Genel Başkanı Nazlıoğlu, pandemide koşullarının daha da kötüleştiğini, büyük gelir kaybı yaşadıklarını anlatıyor. Devlet ise her zaman olduğu gibi ev eksenli çalışanları yok sayıyor.

Ev eksenli çalışan  kadınlar zor durumda: Devlet bizi pandemide de yok sayıyor

SEVGİM DENİZALTI

Pandemiden olumsuz etkilenen kesimlerin başında sosyal güvenceden yoksun çalışan emekçiler geliyor. Ev eksenli çalışan kadınlar örneğin. Malzeme bulmakta, ürünlerini satmakta güçlük yaşayan kadınlar, bu süreçte büyük gelir kaybı yaşamış. Üstelik sayıları da giderek artıyor. Ev Eksenli Çalışanlar Sendikası (EV-EKSEN) Genel Başkanı Gülsüm Nazlıoğlu, devletten hiçbir destek görmediklerini, her zaman olduğu gibi yine yok sayıldıklarını söylüyor.

Gülsüm Nazlıoğlu 58 yaşında, Muğlalı. Bazen Muğla’da bazen İstanbul’da, kızı ve torunuyla yaşıyor. Yıllardır evde dikiş yaparak ve makarna keserek geçimini sağlıyor. Sosyal güvencesi yok, devlet onu ve onun gibi binlerce ev eksenli çalışanı işçiden bile saymıyor. “Zaten bu yüzden kurduk EV-EKSEN’i, 10 yılı aşkın süredir sendikamızın tanınması için mücadele ediyoruz” diyor.

300 LİRA ANCAK KAZANABİLİYORUZ

Sendika meselesine geleceğiz; ama önce pandemiyi soruyoruz Nazlıoğlu’na. Pandemiden önce ayda 700-bin 100 lira arasında gelir elde ettiğini, şimdi ise bu tutarın 300 liraya kadar düştüğünü söylüyor. Dediğine göre üzüm temizleme ve ceviz kırma işinde çalışan, ayda bin-bin 500 lira kazanan işçiler bile bu dönemde en fazla 400 TL kazanabiliyor. Nazlıoğlu, yaşadıkları gelir kaybının nedenini şöyle açıklıyor:

“Bu süreçte sipariş alamıyoruz ya da siparişi teslim edemiyoruz. Üretim için gerekli malzemeleri normalde aracılar getirir mahalleye; ama onlar yasaklardan dolayı gelemiyorlar, biz almak zorundayız. Diğer yandan ben dikiş işindeyim örneğin, benim işim yakın temas gerektiriyor, prova yapmak gerekiyor vb. Dolayısıyla sipariş gelmiyor, en kötüsü bu. Mersin’de ve İstanbul’da çanta, takı yapan arkadaşlarımız stant açarak satış yapıyorlardı, stantlar açılmadı. Kısacası ev eksenli çalışanlar olarak zaten koşullarımız kötüydü, pandemiyle hepten kötüleşti. Daha kötü, daha sağlıksız koşullarda, daha düşük ücretlerle çalışmak zorunda kaldık.”

BOL BOL EKMEK, MAKARNA

Nazlıoğlu’nun 3 çocuğu var. Oğlu Adana’da pazarcılık yapıyor, kızlarından biri ise Muğla’da küçük bir işyerinde muhasebeci olarak çalışıyor. Daha doğrusu çalışıyormuş. İkisinin de bu süreçte işsiz kaldığını söylüyor.

Peki, nasıl geçiniyorlar? “Her şeyden kısıyoruz” diyor Nazlıoğlu, “Elektrikten, sudan, her şeyden… Çamaşırlar çok birikmedikçe makineyi açmıyoruz. Pazara gidiyorum, cebimde 20 lira mı var, neye yeterse o kadar... Gıda fiyatlarına hiç bakmıyorum bile; zaten sürekli artıyor. Ben makarna kestiğim için bol bol makarna yiyoruz ve tabii ekmek. Sadece biz değil ki, herkes bu durumda. Ekmek, makarnayla büyüyen çok sağlıksız bir nesil yetişiyor.”

ev-eksenli-calisan-kadinlar-zor-durumda-devlet-bizi-pandemide-de-yok-sayiyor-818928-1.

PANDEMİNİN YÜKÜ BİZİ ÇÖKERTTİ

Pandemi sürecinde ev eksenli çalışan kadınların sırtındaki yükün iki kat arttığını belirtiyor Nazlıoğlu. Hemen sonra düzeltiyor, “İki kat da değil, öyle bir arttı ki bizi çökertti” diye konuşuyor. Çocukların ve eşlerin evde olması, kadınların işini daha da zorlaştırmış. “Üç kuruşa iş bulmuşum, teslim edeyim şu siparişi diyorsunuz; ama eteğinizde çocuk. Yemek mi pişireceksiniz, evi mi idare edeceksiniz, iş mi yapacaksınız… Çok zor artık her şey” ifadelerini kullanıyor.

Nazlıoğlu, bu süreçte erkek şiddetinin arttığına da dikkat çekiyor: “Bu süreçte daha çok şiddet görüyoruz, daha çok katlediliyoruz. Bir de af çıkardılar, katilleri yanımıza gönderdiler. Pınar Gültekin’in katili annesine ‘3 aya çıkarım değil mi?’ diye soruyormuş, biliyor musunuz? Bu onun hadsizliği değil; bu ülkede yasaların uygulanmadığını, kollandığını biliyor da ondan soruyor.”

BİZ KAZANIRSAK TÜM GÜVENCESİZLER KAZANIR

Gülsüm Nazıroğlu ile Ev Eksenli Çalışanlar Sendikası’nı (EV-EKSEN) konuşuyoruz son olarak. Sendika, 2009 yılında kuruldu; ama bakanlık bir türlü sicil numarası vermiyor. Çünkü ev eksenli çalışma bir işkolu olarak görülmüyor. EV-EKSEN, 10 yılı aşkın süredir ev eksenli çalışmanın işkolu statüsü olarak tanınması için mücadele yürütüyor.

Bu mücadelede haziran ayında önemli bir kazanım elde edildi, sendika Danıştay’da açtığı davayı kazandı. Böylece Ev-Eksen’e sicil numarası verilmesinin ve sendikanın prosedüre uygun şekilde üye yapabilmesinin yolu açıldı. Nazlıoğlu, “Ama hâlâ Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sicil numarası vermedi bize, görüşmelerimiz sürüyor” diyor ve ekliyor: “Biz bu mücadeleyi kazanacağız, başka bir yolu yok. Biz kazanırsak tüm güvencesiz işçiler kazanacak. Güvencesizlerin de örgütlenebilmesinin önü açılacak.”

SAYIMIZ GİDEREK ARTIYORev-eksenli-calisan-kadinlar-zor-durumda-devlet-bizi-pandemide-de-yok-sayiyor-818927-1.

EV-EKSEN Genel Başkanı Gülsüm Nazlıoğlu, ev eksenli çalışanların sayısının giderek arttığına da dikkat çekiyor. İşsizlik arttıkça insanlar evde bir şeyler üreterek geçimlerini sağlamaya çalışıyor. “Özellikle KHK’lerle tasfiye sürecinde” diyor Nazlıoğlu, “Bir anda işini kaybeden yüzlerce insan ev eksenli çalışmaya yöneldi. Evde yelek dikmeye, turşu kurmaya başladılar. Ekonomik kriz de önemli bir etken tabii. Artık devletin bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri yapması gerekiyor.”

İŞYERİ ODAKLI MÜCADELEDEN VAZGEÇELİM

“Biz de işçiyiz, tek farkımız şu: Bizim işyerimiz ev. Sosyal güvence ve emeklilik hakkı istiyoruz. Çok ciddi meslek hastalıklarıyla yüz yüzeyiz, koşullarımız çok kötü. Biz insana yakışır koşullarda yaşamak, çalışmak, ücret almak istiyoruz. Ama ben artık devletten bir şey talep etmeyi zül sayıyorum. Biz direnirsek alırız. Ama işyeri odaklı mücadeleden artık vazgeçmemiz gerekiyor.”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol