Google Play Store
App Store

Ülke siyaseti sonbaharın aksine eylülde ısınacak. Baskılar ve siyasi davalarla karşı karşıya kalan muhalefet için daha zorlu bir süreç kapıda. Mitingleri de aşan ortak bir mücadele zemini her zamankinden acil ihtiyaç.

Eylülde bizi ne bekliyor?
CHP’nin geçen haftaki mitingi Sivas’ta gerçekleşti. (Fotoğraf: Depo Photos)
Mehmet Emin Kurnaz
Mehmet Emin Kurnaz
mehmeteminkurnaz@birgun.net

Hararetli tartışmalarla devam eden yaz döneminin ardından ülke için eylül ayı da oldukça zorlu geçecek. Okulların açılışıyla birlikte ekonomik sıkıntılar halkın sırtındaki yükü giderek artacak. Ara zam beklentisi karşılanmayan asgari ücretliden görüşmelerden umduğunu bulamayan memurlara, sefalet ücretine mahkum edilen emeklilerden masrafları artacak öğrencilere kadar tüm kesimler için zorlu bir süreç kapıda. Yaz boyu tansiyonun düşmediği siyasetin nabzının da yükseleceği, siyasi davaların peş peşe görüleceği kritik bir dönemece giriliyor. CHP yönetimi 19 Mart’tan bu yana partili belediyelere soruşturmalar, kurultay davası ve son olarak iktidar partisinin belediye başkanlarına dönük transferiyle zorlu bir süreçten geçerken partiyi daha da kritik günler bekliyor.

MİTİNGLER TEK BAŞINA YETERSİZ

Ana muhalefet partisi, hukuksuzluklara ve iktidarın yargı sopasıyla muhalefeti dizayn çabasına sayısı bugüne dek sayısı 50’ye yaklaşan mitinglerle yanıt üretmeye çalıştı. Bayburt’tan Konya’ya iktidarın kalelerini de kapsayan, İstanbul’un da ilçelerinde devam eden mitingler tabandaki öfkeyi diri tutması açısından önemli olduğu gibi muhalefete moral üstünlüğünü de kazandırmıştı. Ancak devam eden operasyonlara bakıldığında bu mitinglerin tek başına rejimin baskılarını durduracak bir etki yaratmadığı da ortada. Baskılardan, rantçı politikalardan, derinleşen yoksulluktan, gerici kuşatmadan mağdur, kısaca rejimin hedef aldığı tüm kesimleri harekete geçirecek ortak bir mücadele hattının örülmesi ise oldukça kritik.

KOMİSYONUN DA GELECEĞİ BELİRSİZ

Diğer yandan çözüm sürecine ekseninde devam eden komisyon görüşmelerinden bugüne dek demokratikleşme adına bir hamle gelmediği gibi komisyonda Kürtçe konuşmanın bile engellenmesine yönelik çıkışlar dikkat çekiyor. Sürecin nereye gideceği Suriye ve Ortadoğu’da yaşanacak gelişmelerden bağımsız değil. Bazı yandaşların, Suriye’deki gerilime işaret ederek SDG’ye operasyon yapılmasına dönük çağrıları, Hakan Fidan ve diğer aktörlerden gelen kimi açıklamalar ve son olarak dün Erdoğan’ın Suriye ile ilgili mesajında, "Şunu da biliyoruz ki; kılıç kınından çıkarsa kaleme ve kelama yer kalmaz" çıkışı süreci daha da belirsiz hale getiriyor. Mevcut rejimin Ortadoğu’nun yeniden dizaynına göre pozisyonunu güncellemeye çalıştığı, tüm kozlarını iktidarının ömrünü uzatmak adına masaya sürdüğünü gözden kaçırmamak gerekiyor.

Bir diğer melese de iktidar ortakları AKP ile MHP arasında baş gösteren gerilimler. İki ortak arasında pek çok konuda nüansların olması siyasetin doğası. Muhalefet bu çatlağın üzerine gitse de aradaki gerilimin rant ve nüfuz kazanmaktan çok da öteye gitmediği, en nihayetinde rejimin bekası için birbirine muhtaç halde bulunan ortakların bundan kolay vazgeçemeyeceği unutulmamalı.

Ülke ve özellikle muhalefet için eylülde kritik dönemeçleri şöyle özetleyebiliriz:

İBB soruşturmaları:

AKP’li Şamil Tayyar, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere birçok belediye başkanı ve bürokratın tutuklanmasına sebep olan İBB soruşturmasında 4 ayrı iddianame olacağını, ilk duruşmanın eylülde görüleceğini ileri sürdü. Tayyar, "Her itirafla derinleşen soruşturmanın seyri, sorgu sürecini uzatınca, haliyle homurdanmalar başladı. Devlet Bey de diğer MHP’li yöneticiler de şüpheli yakınları da kaygılarını dile getirdiler. Doğrudur, süre uzadıkça spekülasyonlar artıyor, siyaset gerginleşiyor, toplum huzursuzlanıyor. Duydum ki soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi yazmaya başlamış. Özetle, Eylül’de mahkeme kuruluyor. Herkes eteğindeki taşı dökecek" dedi. Bahçeli de pek çok kez yaptığı açıklamada dava sürecinin bir an önce tamamlanmasını istemişti.

• Program Çalıştayı:

Cumhuriyet Halk Partisi’nde yeni parti programının belirlenmesi kapsamında 4-9 Eylül tarihleri arasında "Program Çalıştayı" düzenlenecek. Çalıştayın ardından belirlenecek yeni parti programı, kasımda yapılması beklenen CHP 39. Olağan Kurultayı’nda bin 323 kurultay delegesinin oyuna sunulacak. CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke’nin başkanlığında yürütülen hazırlıklar kapsamında, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerince toplumun genelini ilgilendiren eğitim, sağlık, adalet, ekonomi, iç ve dış politika ile gençlik gibi alanlarda çalışmalar sürdürülüyor.

• Kurultay Davası:

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin açılan dava, 15 Eylül’e ertelenmişti. Kulislere göre CHP yönetimi bu duruşmadan somut bir sonuç çıkmasını beklemiyor. CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38’inci Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegelerin açtığı davalar, Ankara 42’nci Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki dosyada birleştirilmişti. Bu süreçte TGRT başta olmak üzere yandaş programlarda CHP ve Kurultay Davası sıkça tartıştırıldı. Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin verdikleri demeçler kamuoyunun yoğun tepkisini çekiyor. Öte yandan Davadan "mutlak butlan" yani kurultayın yok sayılması kararı çıkması halinde Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlığı alabilir.

CHP yönetiminin, bir heyet göndererek "görevi kabul etmemesi" için nabız yokladığı Kılıçdaroğlu’nun olumsuz yanıtı ile "diyalog" arayışı şimdiye dek sonuçsuz kaldı.

• Diğer davalar:

Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu hakkında bilirkişi S.B.’ye yönelik sözleri nedeniyle açılan dava, 26 Eylül’e ertelenmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak 2025 günü düzenlediği basın toplantısında, “açıkça, bilirkişinin görev aldığı bir kısım soruşturma ve kovuşturmalardan bahsettiği, dosya içerisindeki mevcut çözümleme tutanağı ile de sabit olduğu üzere, bilirkişi ve yargı organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığı yönünde bir kamuoyu oluşmasını amaçladığı” belirtilmişti. İmamoğlu’nun lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin hakkında 8 yıl 9 aya kadar hapis talebiyle iddianame de hazırlanmıştı. İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili dava da 11 Eylül’de görülecek.

• Öğrencilere gözdağı:

İktidarın 19 Mart operasyonlarına tepki olarak açığa çıkan ve kısa sürede ülkenin dört bir yanına uzanan toplumsal muhalefet rüzgarından tedirginliği de sürüyor. Yaz döneminde üniversiteli öğrencilere açılan disiplin soruşturmaları, yurttan atmalar, ifadeye çağırmalar ve burs kesintileriyle yeni öğretim dönemi henüz başlamadan düğmeye basılarak bir çeşit ön alma çabası görülüyor. Eylül ayında okulların açılmasıyla birlikte öğrencilerin de üzerindeki baskı daha yoğun devam edecek gibi görünüyor.