Ezgi Apartmanı'nda yakınlarını kaybedenlerden "adalet nöbeti"
Depremde 3 yakınını kaybeden Nurgül Göksu, "35 kişinin buradaki kendi evlatlarımın adaleti sağlansın ki biz de köşemize çekilelim ve yasımızı tutalım artık. Yani benim hayattaki payıma evlatlarımın kaybedip evlatlarının yasını tutmak benim payıma düştü. Ama ben evlatlarımın hala yasını bile tutamadım. Çünkü adalet için mücadele veriyorum" dedi.

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı enkazı önünde depremin üçüncü yılında yakınlarını kaybedenler "adalet nöbeti" başlattı. Depremde üç yakınını kaybeden Nurgül Göksu, "35 kişinin buradaki kendi evlatlarımın adaleti sağlansın ki biz de köşemize çekilelim ve yasımızı tutalım artık. Yani benim hayattaki payıma, evlatlarımı kaybedip evlatlarının yasını tutmak benim payıma düştü. Ama ben evlatlarımın hala yasını bile tutamadım. Çünkü adalet için mücadele veriyorum" dedi.
Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 6 Şubat 2023'te saat 04.17'de meydana gelen 7,7 ve yaklaşık 9 saat sonra 13.24'te Elbistan ilçesinde ise meydana gelen 7,6 büyüklüğündeki depremlerin üçüncü yıl dönümünde yaşamını yitiren 50 binden fazla kişi hüzünle ve gözyaşlarıyla anılıyor.
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ezgi Apartmanı, depremlerde yıkılarak 35 kişi yaşamını yitirdi. Depremin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla yaşamını yitirenlerin yakınları Ezgi Apartmanı’nın enkazın önünde bu gece ‘adalet nöbeti’ne başladı.
Aileler adına açıklamayı yapan depremde oğlu Ahmet Can, gelini Nesibe ve torunu Asude'yi kaybeden Nurgül Göksu, üç yıldır adalet mücadelesini verdiklerini söyledi.
Yakınlarının ölümüne sebep olanların yargılanıp ceza alıncaya kadar mücadelelerinin sürdüreceklerini ifade eden Göksu, "Burada çaresizlikle nasıl beklediysek biz günler boyunca evlatlarımızı, sevdiklerimizi buradan çıkarıp kepçelerin ucuna koyaraktan beton üzerine koydular bizim sevdiklerimizi ve biz sevdiklerimizi ben evlatlarımı siyah torbalarla, siyah çöp poşetleriyle toprağa verdim ve çocuklarımı toprağa verdiğim gün onlara bir söz vermiştim. Onların ölümüne sebep olanlar yargılanıp en ağır şekilde cezayı alıncaya kadar mücadele edeceğim. Sekiz gün boyunca nasıl enkazda çaresizce çocuklarımı enkazdan kurtarmayı beklerken aynı çaresizlikle üç yıldan bu yana da adalet için bekliyorum. Çünkü bizim talebimiz çok açık ve net" dedi.
“YÖNETİCİMİZİN VERDİĞİ ŞİKAYET DİLEKÇESİNİ GÖRMEZDEN GELDİ”
Kahramanmaraş Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne depremden 2 yıl önce eylül ayında, Ezgi Apartmanı bina yöneticisi Mustafa Doğruoğlu’nun aparmanın kolonlarının kesildiğine dair şikayette bulunduğunu hatırlatan Göksu, "Ama belediye personeli, yöneticimizin verdiği şikayet dilekçesini görmezden gelerek ve 2021 yılında bu şikayet dilekçesine bir cevap veriyor. "Herhangi bir aykırı bir duruma rastlanılmamıştır." diye bir de cevap var. Bu şikayet dilekçesi, fotoğraflar ve bu cevap benim elime çocuklarım enkazın altındayken ulaşmıştı. Bu insanlar şu an tutuksuz olarak yargılanıyorlar. 2021 yılında verilen şikayet dilekçesi masa başında imzalandığı için herhangi bir aykırı bir duruma rastlanılmadı diyen kişiler tutuksuz olarak yargılanıp mahkemeye gelme zorunlulukları bile yok" ifadelerini kullandı.
“ŞİKAYET DİLEKÇESİNİ GÖRMEZDEN GELEN KAMU PERSONELLERİNİN DE OLASI KASTLA YARGILANIP EN AĞIR CEZAYI ALMASI GEREKİYOR”
Göksu, Bolu’daki Kartalkaya otelinde çıkan yangına ilişin mahkemenin verdiği kararlar gibi depremzedeler için de verilmesi gerektiğinin çağrısında bulunarak, şöyle konuştu:
"Kartalkaya yangınında bir karar verildi. Otel sahiplerine ve Bolu Belediyesi'ndeki çalışan kamu personellerine olası kastla yargılanıp ve müebbet hapis cezası verildi. Peki Ezgi Apartmanı için de aynı ceza neden verilmiyor? Bu kamu personelleri hala belediyede görevine devam ediyorlar. Biz 10 duruşmadan bu yana her duruşmaya katılıyoruz tüm aileler olarak. Neden 2021 yılındaki şikayet dilekçesini görmezden gelen kamu personelleri olası kastla yargılanmıyor? Bizim talebimiz dediğim gibi çok açık ve net. Bolu Kartalkaya yangınında o mahkeme heyetini canı gönülden kutluyorum. Teşekkür ediyorum. Ailelere bir kez daha başsağlığı diliyorum. Onlarla birlikte biz de bir gözyaşı döktük. Onlar gözyaşı döktü. Biz de gözyaşı döktük. Ama emsal niteliği taşıdığını ve tüm deprem davaları içinde, özellikle de Ezgi Apartman için çünkü verilen bir şikayet dilekçesi ve verilen cevap var. Bu şikayet dilekçesini görmezden gelen kamu personellerinin de olası kastla yargılanıp en ağır cezayı alması gerekiyor. Alması için de mücadele etmeye devam edeceğim."
“BİZ MAĞDURLAR SANKİ SANIKMIŞ GİBİ BİZ MAHKEMELERE GİDİYORUZ”
“Üç yıldan bu yana buradaki 35 kişi için ve kendi çocuklarım için adalet mücadelesi veriyorum” diyen Göksu, şöyle devam etti:
“Şu an burada toplandık, ailelerle birlikteyiz. Bizim çocuklarımızın ölümüne sebep olan olanlar alttaki iş yeri, kolonu kesmiş, kirişi kesmiş, perde duvarları kesmiş, resmen binanın altını oymuş. Bakın şu etraftaki binaların hepsi ayakta. Mimar Sinan Mahallesi'nde sadece iki bina yıkıldı. Az ileride Fazilet Apartmanı yine onun da 12 yıldan bu yana süregelen bir davası var. Ezgi Apartmanı da şikayet edilmiş. Bu şikayet dilekçesini görmezden gelen kamu personelleri neden yargılanmıyor? Neden duruşmaya gelme zorunlulukları yok? Yani biz mağdurlar sanki sanıkmış gibi biz mahkemelere geliyoruz. Biz yargılanıyoruz. Onların gelme zorunlulukları bile yok yani. Biz adalet istiyoruz. Dediğim gibi biz 3 yıldan bu yana tüm aileler olarak bizim tek talebimiz var. Adalet istiyoruz. Dosyamıza gelen bilirkişi raporları var. Bu bilirkişilik raporları, kolonları, kirişleri ve perde duvarları kesen alttaki iş yeri sahiplerinin kusursuz olduğunu söylüyor. Peki soruyorum ben buradan. Acaba bu bilirkişi raporlarını hazırlayan heyet, kendi oturdukları binanın altında kesik kolonu kesik bir binaya otururlar mı? Taşıyıcı unsurlarına zarar verilmiş bir binaya otururlar mı? Kendi evlatlarını oturur oturttururlar mı? Benim evlatlarımın hiç kıymeti yok muydu?”
“ADALETİN GELMESİ BU KADAR ZOR OLMAMALI”
Adaletin sağlanmasıyla bütün ailelerin yüreğine bir nebze de olsa su serpeceğini dile getiren Göksu, “Bizim gerçekten gücümüz kalmadı. Daha ne kadar acı çekebiliriz. Ben bir anneyim. Üç tane evladını toprağın altına koymuş, üç yıldan bu yana da mücadele eden bir anneyim ben. Normal bir şekilde ölmemiş benim çocuklarım. Günlerce yardım beklemişler, günlerce aç susuz enkazın altında donarak hayatını kaybetmiş. Altı aylık Asude için bu adalet sağlanmasını istiyorum ben. Altı aylık Asudemin bezini bile çıkarmadan siyah torbalarla kefensiz, kefen yok, yıkamadan o şekilde toprağa verdim ben çocuklarımı ve hepimiz aynı şekilde toprağa verdik evlatlarımızı, sevdiklerimizi. Adaletin gelmesi bu kadar zor olmamalı. 35 kişinin buradaki kendi evlatlarımın adaleti sağlansın ki biz de köşemize çekilelim ve yasımızı tutalım artık. Yani benim hayattaki payıma evlatlarımın kaybedip evlatlarının yasını tutmak benim payıma düştü. Ama ben evlatlarımın hala yasını bile tutamadım. Çünkü adalet için mücadele veriyorum. Daha dosyaya ne katabilirim ne ekleyebilirim? Yeter artık. Gerçekten bazı şeyler artık tahammülü kalmıyor insanın. Nasıl bu kadar adaletsizlik? Adalet niye bu kadar geç kalır? Neden bu kadar gecikir? O insanlar en ağır şekilde ceza alıp, yargılanıp ceza alıncaya kadar bu anne burada 35 tane kişinin ailesi var burada. 35 kişiyi kaybettik biz burada. Biz mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Bilsinler bunu böyle” şeklinde konuştu.


