F Oturum’da hasta tutsak Hayati Kaytan’ın serbest bırakılması istendi

17.11.2018 15:19 GÜNCEL

ZEYNEP KURAY

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun gerçekleştirdiği 347. F Oturum’nda tek başına ihtiyaçlarını karşılayamamasına rağmen tecride tutulan hasta tutsak Hayati Kaytan’ın derhal serbest bırakılması istendi.



Hasta tutsakların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturumu’nun 347.Oturumu yine polis tarafından engellendi. Polisin engeli üzerine açıklama, İHD şube binası önünde yapıldı. Müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 15 yıldır hapishanede olan hasta tutsak Hayati Kaytan’ın durumuna dikkat çekildiği oturumda, “Hasta mahpus Hayati Kaytan serbest bırakılsın” yazılı pankartı açıldı, hasta mahpuslarının fotoğrafları taşındı.

TECRİT HASTA EDİYOR

Bu haftaki oturumda açıklamayı okuyan Hapishane Komisyonu üyesi Emine Küçükbumin, devletin, kendisine muhalif olan her kesimi suçlayıp, düzmece iddianamelerle F Tipi betonlarına gömdüğü karanlık günlerden geçildiğini hatırlattı. Küçükbumin, Ortaçağ'ın zindanlarını aratmayan F Tiple’ri açıldığından bu yana sistematik işkence ve tecrit ile kişiliği yok etmenin bir aracı olmaya devam ettiğini vurgulayan Küçükbumin, insan üzerinde son derece yıkıcı etkileri olan uzun süreli tecrit ile mahpusların fiziken ve ruhen kimlik kaybına uğraması sağlanarak, iradeleri teslim alınmaya çalışıldığına işaret etti.

Tecrit ile aynı zamanda mahpusun hastalanması, bedensel ve ruhsal bütünlüğünün yok etmeyi amaçladığını belirten Küçükbumin, tecridin yarattığı tahribatları şöyle açıkladı:

“Hekimler uzun süreli tecridin, mide, bağırsak, kas iskelet sistemi rahatsızlıkları, bağışıklık sisteminin zayıflaması hatta tümör büyüme hızının ciddi artışına neden olduğunu, görme duyusunda daralma, işitme duyusunda azalma, sinirsel tipte sağırlık, çınlama, viral enfeksiyonlarda artış, erken menapoz, saldırgan davranışlar, depresyon, konsantrasyon problemleri, uyku bozuklukları, işitme-görme halüsinasyonları gibi pek çok hastalığa sebep olduğunu belirtiyorlar. Hasta mahpus sayısının her geçen gün artmasında tecrit koşullarının payı büyük.”

BEYNİNDE UR ÇIKTI AMA HAPİSHANEDE KALABİLİR RAPORU VERİLDİ

Bu haftaki oturumda yıllardır tutsak tutulan hasta mahpus Hayati Kaytan’ın durumuna dikkat çeken Küçükbumin, 2003 yılında tutuklanıp, 2005 yılında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla hüküm giyen Kaytan’ın, 15 yıldır hapishane olduğunu belirtti. Hayati Kaytan’ın sağ elini kullanamadığını; kar donmasından dolayı sol ve sağ ayağının tüm parmakları kesilmiş durumda olduğunu aktaran Küçükbumin, Kaytan’ın yaşadığı eziyetli süreci şöyle anlattı:

“2009 Yılında art arda geçirdiği 3 atak sonrası bilinci kapanınca hastaneye kaldırılır ve MR çekilir. Beyninin sağ frontal bölgesinde kitle tespit edilen Hayati Kaytan, hemen ameliyat edilir ve beynindeki ur alınır. Ameliyat sonrası 2,5 ay Ankara Numune Hastanesi mahpus koğuşunda kalır ve tedavi sonrası hastane, 'cezasının hapishanede infazının hayati tehlike arz etmediği düşünülmektedir' şeklinde rapor düzenler.

f-oturum-da-hasta-tutsak-hayati-kaytan-in-serbest-birakilmasi-istendi-531904-1.

İŞKENCEYİ ARATMAYAN HASTANE SEVKLERİ

2009 - 2011 yılları arasında 3 ayda bir Kırıkkale F Tipi Hapishanesi'nden Ankara'ya tedaviye gönderilir. Bu işkenceyi aratmayan hastane sevkleri sırasında bel fıtığı hastalığı gelişir. Bel fıtığı hastalığını 7-8 ay sonra da boyun fıtığı hastalığı takip eder. Bu arada avukatı beyin tümöründen dolayı ilk hastalandığı dönemde cezasının ertelenmesi için Adli Tıp Kurumu'na başvuruda bulunsa da hiçbir sonuç alınmaz. 2012 yılında hastalığı İçin kontrol süresi 6 aya çıkarılır ve Kırıkkale Savcılığı tarafından Ankara'ya sevk edilmesi için Kırıkkale Tıp Fakültesi Hastanesi'nden sağlık raporu alması istenir. İki kez hastaneye gitmesine rağmen ne doktorlarla görüşebilir ne de heyete çıkabilir. Hapishane idaresi İse heyet raporunu beklemeden Hayati Kaytan'ı Denizli D Tipl Kapalı Hapishanesi'ne sürgün eder. Denizli'de 4 ay, tek kişilik bir hücrede tecrit koşullarında kaldıktan sonra 'beyin tümörü ameliyatından dolayı epileptik nöbetler geçirmekte, epileptik nöbet geçirdiğinde hızlı müdahale edilebilmesi için tek başına kalamayacağı öngörülerek, bir koğuşta kalmasının uygun olduğuna oybirliğiyle karar verildi' yazılı Denizli Devlet Hastanesi raporuna istinaden 3 kişilik hücreye konulur. Aynı hastane, 2013 tarihinde düzenlediği başka bir raporda ise "hapishane koşullarında kalabileceği ve hayatını yalnız idame ettirebileceğini' belirtir.”

TEK BAŞINA İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMADIĞI HALDE TECRİT

Tedavisi için yoğun uğraşlar sonucu 2014 yılında Sincan F Tipi'ne sevk edilen Hayati Kaytan burada da infaz savcısı önünde hapishane müdürü tarafından darp edilmekle tehdit edildiğini belirten Küçükbumin, “15 Gün boyunca tek kişilik hücrede ağır tecrit koşullarında tutulan Kaytan 10 dakikada bir gardiyanlarca uyandırılarak başka bir işkenceye daha maruz kalır” dedi. Sincan F Tipi'nde toplam 4 yıl kaldıktan sonra Bolu F tipi Hapishanesi'ne sevk edilen Kaytan’ın bugün üç kişilik hücrede tutulduğunu aktaran Küçükbumin, el ve ayaklarında uzuv kayıpları olan, boyun ve bel fıtığı hastalıkları yaşayan, geçirdiği beyin ameliyatı sonrası epileptik nöbet atakları devam eden Kaytan’ın yaşadığı ağır tecrit koşulları nedeniyle tek başına ihtiyaçlarını karşılayamadığını kaydetti.

TEKMİL DAYATMASINI KABUL ETMEDİĞİ İÇİN 2 YILDIR AİLESİYLE GÖRÜŞTÜRÜLMÜYOR

Küçükbumin, nörolojik rahatsızlıkları olmasına rağmen, “bir şeyin yok” denilerek hastaneye götürülmeyen Hayati Kaytan'ın ayrıca telefonda tekmil dayatmasını kabul etmediği için 2 yıldır ailesiyle görüştürülmediğine dikkat çekti.

KAYTAN SERBEST BIRAKILSIN!

Hapishane idaresinin keyfi tutumlarına son vermesini, Adalet Bakanlığı başta olmak üzere yetkililerin İnsan hakları evrensel beyannamesi şartlarına uymasını ve gereğini yerine getirmesini isteyen Küçükbumin, “Hayati Kaytan İle birlikte tüm hasta mahpuslara uygulanan tecrit işkencesi kabul edilemez bir tutumdur. Hayati Kaytan serbest bırakılmalıdır” vurgusunu yaptı.

Sloganlar eşliğinden sona eren oturumun ardından polisin basın açıklamasını okuyan Küçükbumin’in Genel Bilgi Tarama’dan (GBT) geçirmesi dikkat çekti.