Faşist darbe iktidar eliyle yaşatılıyor
Bugünkü iktidarın taşlarının döşendiği 12 Eylül faşist darbesinin üzerinden 45 yıl geçerken, yapılan açıklamalarda 12 Eylül ile hesaplaşmanın bugünkü rejim ile mücadeleden geçtiği vurgulandı.

Politika Servisi
12 Eylül 1980 Darbesi’nin üzerinden 45 yıl geçti. O günden bugüne Cumhuriyet’in ilerici birikimleri tek tek budanırken siyasal İslamcı rejimin önü açıldı.
Yaşanan dönüşümle beraber halk siyaset sahnesinin dışına itilirken Meclis dahil tüm kurumlar ve devlet yeniden dizayn edildi. 12 Eylül’ün yıldönümünde yapılan açıklamalarda darbe ile gerçek bir hesaplaşmanın bugün tek adam rejimine karşı mücadeleden geçtiği vurgulandı.
CHP Lideri Özgür Özel yaptığı açıklamada, “12 Eylül 1980, demokrasi tarihimize kara bir lekedir. O gün darbenin karşısındaydık, bedel ödedik. Bugün de 19 Mart darbesinde aynı yerdeyiz, yine karşı duruyoruz, yine bedel ödüyoruz. Çünkü biz demokrasiye inanıyor, sadece milletimize güveniyoruz. 12 Eylül’ün ve demokrasiyi kesintiye uğratan her darbenin karşısında her daim milletin yanındayız” dedi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından yapılan açıklamada Türkiye’de anayasal düzenin defalarca darbelerle kesintiye uğradığı belirtildi. Açıklamada, “12 Eylülcülerin asker postallarıyla yaptıkları, hatta daha fazlası bugün sivil organlar eliyle yürütülmektedir. Son olarak, CHP İstanbul İl Yönetimi’ne kayyum atanmasıyla, siyasi partilerin varlığına ve örgütlenme hakkına doğrudan bir saldırı söz konusudur. Üstelik 12 Eylül Darbecilerini ‘gururlandıracak’ tek hukuksuzluk bununla sınırlı değildir. İşçi grevleri, ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle yasaklanmakta; emeğin en temel hakları hiçe sayılmaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri engellenmekte, barışçıl gösterilere polis şiddetiyle müdahale edilmektedir” denildi
KESK Yürütme Kurulu tarafından yapılan açıklamada ise, “Tüm insanlarımızın eşit yurttaşlık temelinde buluştuğu, barışın, kardeşliğin, demokrasinin, adaletin, temel hak özgürlüklerin, sendikal halk ve özgürlüklerin önünün açıldığı, hiç kimsenin gündüzleri işsiz kalmadığı, geceleri yatağa aç girmediği yeni bir ülke yaratma mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz'' ifadeleri kullanıldı.
SOL Parti tarafından yapılan açıklamada, açıklamada, şu ifadeler yer aldı: ''12 Eylül’de alkışlanan Kenan Evren ve diğerleri, aradan geçen yılların ardından, arkalarında onları destekleyecek tek kişiyi bulamadıkları büyük bir yalnızlık ve zavallılık içinde ölüp gittiler. Baskı ve zorbalıkla seçimlerin göstermelik hale geldiği bir rejim hayali görenler; bunun için muhalefet partilerini polis zoruyla işgal edenler, gençleri tutuklayıp hapse atanlar ülkeyi 12 Eylül cuntasını aratmayacak bir hoyratlıkla yönetiyor. Bir kez daha ifade edelim ki bugünkü iktidar sahiplerinin sonu Kenan Evren’den hiç de farklı olmayacak!
Emek Partisi’nden (EMEP) yapılan açıklamada ise faşist darbenin anayasasının ve yasaklarının yaşatıldığına dikkat çekildi. Açıklamada, “45 yıl sonra 12 Eylül’ün ilkeleri, anayasası ve yasakları hâlâ yaşatılıyor. Bugün giderek aslına dönerek siyasal ve toplumsal ilişkileri 12 Eylül faşizmi koşullarına doğru geri çekmeye çalışan tek adam rejimi, cuntanın sağladığı olanakları sürekli olarak kullandı, kullanıyor” ifadeleri kullanıldı.
∗∗∗
TÜM KURUMLARIYLA 12 EYLÜL SÜRÜYOR
12 Eylül 1980 darbesinin 45’inci yıldönümünde eski Dev-Genç Başkanı Bülent Forta BirGün Tv’ye açıklamalarda bulundu.
12 Eylül’ün ülkede adım adım gelen bir darbe olduğunu belirten Forta, “Aslında darbenin provası 12 Mart döneminde yapıldı ve Türkiye’deki sol hareketler bastırılamayınca o dönemlerde iç savaş taktiğine yol verildi. Ancak küçük çaplı iç savaş şartları da solun gelişmesini engelleyemeyince açık bir askeri darbeye ihtiyaç duydular “dedi.
“Bu anlamıyla vahşi bir dönemin başlangıcı da oldu. İşkenceler, idamlar, örgütlerin dağıtılması gibi faşizan yöntemler artırılmaya başlandı” diyen Forta şu ifadelere yer verdi: “Aradan geçen 45 yılda da yönleriyle bu zamana kadar çok konuşurdu. Ama çok net ifade etmek gerekir ki Cumhuriyet tarihi çok kesikli bir tarih. Darbeler ve çeşitli müdahalelerle kesiliyor. Sonuç olarak bugün geldiğimiz nokta aslında 12 Eylül’ün rejiminin çeşitli şekillerde devam etmesi.
Darbe ya da askeri vesayet karşıtlığı ile yapılan ideolojik bombardıman aslında darbenin ürünü olan bugünkü mevcut yönetimin önemli araçlarından bir tanesi.
Bugün 12 Eylül’ün düzeni ile devam ediyor. Medya düzeni bunun bir örneği. O dönem de ilerici yayınlar, Cumhuriyet gibi Demokrat gibi gazeteler kapatıldı. Sansür uygulandı. Ekran karartmalar, muhalif basının ortadan kaldırılması ve yerine yandaş basın desteklenmesi gibi o güne çok benzer uygulamalar devam ediyor. Üniversitelere düzenine bakın. 12 Eylül üniversiteleri tehlike olarak görüp YÖK gibi antidemokratik bir yapıyı ortaya çıkardı. Bugün bu devam ediyor. Sendikalara bakınca da grev hakları sürekli erteleniyor, sendikalar zayıflatıldı ve etkisiz bir hale getirildi. Parlamentonun etkisiz bir figür haline gelmesi, seçim yasalarındaki yüksek barajlar da yine bu rejime 12 Eylül’ün mirası oldu.
Yani sonuç itibarıyla 12 Eylül sadece tarihsel bir olgu değil hala devam eden bir şeydir.
Bir de ilginç olan noktalardan biri 12 Eylül’ü simgeleyen şey hapishaneleriydi. Diyarbakır, Mamak, Metris… Bugünkü rejimi de Silivri cezaevi sembolize ediyor.
Dolayısıyla bugüne kadar geçen sürede hiçbir şey ortadan kaldırılmadı. Aksine 12 Eylül 2010’da yapılan referandumundaki aldatmacayla darbe dönemi tasfiye ediliyor dense de bütün 12 Eylül’ün kurumlarıyla varlığını sürdürdüğü bir durumla karşı karşıyayız. Muhalefet gerçekten ortak bir hedef etrafında birleşmeyi becerebilirse, bugünkü rejimin 12 Eylül rejiminden daha farklı bir yenilgiyi tadacağını söyleyebilirim"


