Fatmanur ve Hifa İkra: Fail aklayan düzenin resmi
O tabutları kadınlar omuzladı. Gericilerin, istismarcıların elinden aldığımız kız kardeşimizin ve yavrusunun cenazesinde tabutlara omuz veren her kadının gözyaşı birer isyan bayrağıydı.

Av. Müjde Tozbey - Önce Çocuklar ve Kadınlar Der. Başkanı
Fatma Nur Çelik'in yıllarca süren kişisel mücadelesi, sadece karanlık bir adama karşı değil, aynı zamanda o karanlığı besleyen ve koruyan koca bir sisteme karşıydı. Bu böyle okunmalı.
Çünkü Fatma, Kuran Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler'in yaşattığı istismara ve şiddete karşı asla pes etmedi. Defalarca kamuoyuna seslendi, adalet nöbetleri tuttu, kapı kapı dolaşıp kızı Hifa İkra ve kendisini kurtarmak için feryat etti. O, bu ülkenin gerici kuşatmasına karşı tek başına bir barikat olmaya çalıştı. Ancak bu anlamlı çığlık, ne yazık ki devletin sağır ve soğuk duvarlarına çarptı.
Bu süreçte bırakılan ihmaller zinciri, bu katliamın en büyük suç ortağıdır. Ortada öylesine kuvvetli deliller varken, Ayhan Şengüler gibi bir istismarcı nasıl oldu da tutuksuz yargılanabildi sorusunun cevabı, yargının kimleri koruduğunda gizlidir. Vakıftan gelen sayısız tehdide rağmen, Fatma Nur devlet tarafından zerre kadar korunmadı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın, göz göre göre gelen bu acı sonun ardından çıkıp anneyi suçlayan, reddedici tutumları oldu diyerek sorumluluktan kaçan açıklamaları, faili aklayan bu düzenin resmidir. Koruma kararları sadece birer kağıt parçası olarak kalırken, müvekkilimiz ve kızı göz göre göre ölüme terk edildi.
Ümraniye Hidayet Camii'nde yaşananlar ise kalplerimize kazınan o tarifsiz acının ve öfkenin fotoğrafıydı.
Çok öfkeliyiz. Çok üzgünüz.
Fatma Nur ve kızı İkra'yı yaşarken korumayan, onları Zeytinburnu sahilinin o karanlık sularına iten devletin yetkilileri o cenazede hiçbir şey olmamış gibi boy gösterirken, asıl sahiplenmeyi yine biz kadınlar yaptık. Buna mecburuz. Hayatta iken çığlığını işitmeyenler ölünce tabutun altına girip gösteriş yapacaklar öyle mi?
O tabutları kadınlar omuzladı, kadınlar taşıdı. Erkek egemen zihniyetin, gerici vakıfların ve istismarcıların elinden aldığımız kız kardeşimizin ve yavrusunun cenazesinde, tabutlara omuz veren her bir kadının gözyaşı birer isyan bayrağıydı. Ihlamurkuyu Mezarlığı'na defnettiğimiz sadece iki can değil, aynı zamanda bu ülkenin çürümüş adalet sistemidir.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak söz veriyoruz. Bunu bir açıklamanın içinde yer alsın diye değil. İnanarak söylüyorum.
Söz veriyoruz.
Gericilerin kuşatmasına ve kendilerine yaşatılan bu ağır acıya daha fazla dayanamayan müvekkillerimiz Fatma Nur ve İkra'nın hesabını sonuna kadar soracağız. Kadınların dayanışması ve mücadelesiyle bu karanlığı yırtıp atacağız, laik ve özgür bir ülke kurana dek hiçbir kadını, hiçbir çocuğu yalnız bırakmayacağız.



