birgün

23° AZ BULUTLU

KADIN 13.06.2020 06:00

Feminist enerji kadrajda

Filmmor’dan Melek ve Rabia’yla 18 yıldır feminist enerjiden aldıkları güç ve dayanışmayla sürdürdükleri Kadın Filmleri Festivali’ne ilişkin konuştuk. Salgın nedeniyle dijital ortamda gerçekleştirilen festival, 22 Haziran’a kadar sürecek

Feminist enerji kadrajda

SEDA BALMUMCU

Kadınlarla kadınlar için sinema yapmak, itiraz etmek, üretmek, düşlemek ve eylemek için Filmmor” diyen kadınların bu yıl 18’incisini düzenlediği Filmmor Kadın Filmleri Festivali dün başladı.

Mart ayında, yıllardır olduğu gibi gezici festival gerçekleştirilecekken her birimizin hayatını alt üst eden koronavirüs salgını nedeniyle bu aya kadar ertelendi ve yeni normalimiz olan dijital ortamda gerçekleşiyor.

Bu yıl ‘Hak odaklı sinema, kameralı kadınlar, feminist bellek, cins-iyet-ler’ gibi kategorileri olan festivalde, birbirinden güzel feminist sinema eserleri izleyecek, ‘hiç bitmesin’ dediğimiz söyleşilere katılacağız. Ancak ‘nasılsa online’ rahatlığına sakın ola kapılmayın çünkü bin bir emekle yapılan bu festivalde önceden kayıt yaptırmanız ve filmlere saatinde girmeniz gerekiyor. 5 dakika gecikecek olursanız hakkınızı kaybedersiniz.

2001 yılında 3 kadının feminist enerjiden aldığı güçle ördüğü Filmmor nedir, 18 yılda festivalde neler değişti, erkek yönetmenlerin geleceği var mı, bu yıl bamya hasadı ne durumda? gibi soruları Filmmor’un kurucularından Melek ve gezici festivali heyecanla beklerken ilk yılında online festivalin bir parçası olan en yeni gönüllüsü Rabia ile konuştuk.

Filmmor’un ofisinde ya da havalar da bu kadar güzelken çimlere yayılıp konuşmayı çok isterdik ama son 3 ayda ekmek, su kadar kullandığımız Zoom oturumunda bir araya geldik. Mesafelere rağmen bir hayli keyifli geçen sohbetimizi keyifle okumanız dileğiyle sözü Melek ve Rabia’ya bırakıyorum.

feminist-enerji-kadrajda-743512-1.Filmmor nedir, nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?

Melek: Oturup, tartışıp kuralım gibi bir süreç olmadı. Hepimiz feminist hareketten gelen, birbirini bilen, bir geleneği miras alan kadınlardık. Hepimiz sinemacı değildik ama medyada çalışan 3 kadındık. 2001 krizinde tazminatlarımızı alıp işten çıkarıldık. Ne zamandır aklımda olan, çekmek istediğim bir üçleme vardı. ‘Klitoris nedir?’ ile başlayacaktım ve bunu duyan ama hiç sinema bilmeyen feministler de dahil olmak istediler ve biz bir ekip olduk. Hepsi ilk defa film çektiği için heyecanlandılar ve “Biz film yaptık” diye dünyanın her yerine gönderdiler. İlk eserimiz hiçbir festivale baş vurmadan underground dolaştı ve dünyanın farklı yerlerinde versiyonları çekildi. Daha sonra dünyadan birçok kadının ilgisini çekti ve Women Make Movies (Film yapan kadınlar, New York merkezli bir medya sanatları örgütü) “Sizinle ortak olmak istiyoruz” diye bize yazdı. Ortada hiçbir şey yokken bir anda festival yaptık.feminist-enerji-kadrajda-743519-1.

O zamanlar 3 feminist bir araya gelince dünyayı değiştirebileceğimize inandığımız bir enerjimiz vardı. Şu an aynı enerjimiz var mı bilmiyorum. Hepimiz yoksul kadınlarız ama işte tazminatlar var ya çok paramız var sanıyorduk ama filmlerin nakliyesini ödedik bitti. Women Make Movies’in genel koordinatörü gelecekti, bussines class fiyatlarına bakıyoruz, çok yüksek. Ne yapacağımızı bilmiyoruz.

Sonra Debra geldi, halimizi gördü ve bütün masraflarını karşıladı. Hep böyle can simidi gibi bir feminist dayanışmayla başladı ve sürdü sanırım. Festivalin ilk 3 yılına dönebilsem tekrar yaşamak isterdim. O heyecan muazzam bir şey ve her şeyi keşfetme süreci çok güzel. Her sene yeni şeyler öğreniyoruz ama ilk 3 yılın heyecanı bambaşkaydı.

Rabia: Benim en yakın arkadaşım 2016’da Filmmor’a katıldı ve büyük bir heyecanla bana anlattı. Ertesi yıl festivalde gönüllü olarak gittim ve açılışta Şirin Tekeli’nin bir videosu gösteriliyordu. Onu izledikten sonra bu insanlarla olmak gerektiğini düşündüm ve orada feminist mücadelenin içinde örgütlü olmanın hissi bana çok iyi geldi. Mezun olduktan 15 gün sonra Melek beni aradı sonra ekibin bir parçası oldum. Gezici festival için çok heyecanlıydım ancak pandemi nedeniyle gidemedik. Bu da bambaşka bir deneyim ama seneye çok daha güzel olacak.

HAK, SİNEMA KOŞULLARINDAKİ HER ALANI KAPSAMALI

Bu sene festivalin teması ‘Hak odaklı sinema’. Neden hak odaklı sinema? Ayrıca kategorilerinizde bulunan ‘Feminist bellek’ de dikkatimi çekti. Biraz bununla ilgili konuşalım mı?feminist-enerji-kadrajda-743516-1.

Melek: 20 yıl önceki halim bugün bunlarla uğraşacağımı, hak diyeceğimi hiç düşünmezdi. “18’inci festivalde temanız ne olur?” diye sorulsaydı herhalde ‘Haz’ falan derdim ama kaç yıldır hak diyoruz, hak savunuculuğu diyoruz. Hâlâ hak demek gereken bir dönemdeyiz. ‘Hak odaklı sinema’ Türkiye’de çok kullanılmıyor biraz bunu da tartışalım istedik. Kameraya bir sürü filtreler koyuyoruz, bir tane filtre de hak odaklı olsun istiyoruz ama bu kameranın da arkasını kapsasın diyoruz.

Rabia: ‘Hak kavramına sinema nasıl yaklaşıyor’ diye sorgulatmak istedik. Aslında bir sinema yapıtının hakla ilgili olması değil, sinema koşullarını oluşturan her alandaki haklardan bahsediyoruz burada. Bir prodüksiyonda bir hayvana zarar veriliyor mu? O sette ne yaşanıyor? Bunların içinde. Çok konuşulmuyor ama sette uzun saatler çalışıyorsun, ben et yemiyorum her gün kaşarlı pide geliyor. Bu ciddi bir haksızlık bunu dile getirebileceğin, tartışacağın bir ortamın olması da hak odaklı sinemanın içinde. Tüm canlıların hakkını gözeterek sinema yapmak istiyoruz. Bu bölümdeki filmlerimizde verilen hak mücadelelerini göreceğiz.

Kadınlar da çoğunlukla hak odaklı sinema yapıyor. Sanki tek bir hakkımız var diye düşünüyoruz ve en önemli konu neyse onu çekelim deyip hak odaklı çekiyoruz.

Melek: Erkekler hak odaklı olabilir mi? Neden olmasın çok çalışırlarsa olabilirler.

Rabia: Fırsat verilirse neden olmasın (gülüyor)

feminist-enerji-kadrajda-743513-1.SİNEMANIN MUCİDİ BİR KADIN

Feminist bellekten biraz bahsedelim…

Melek: Daha objektifmiş gibi yapan sinema kitaplarında dip notlar vardır. İlk kurmaca sinemayı yapan Melies diye geçer ama o kitapların dip notlarında “Ondan önce Alice Guy-Blaché diye bir kadın kurmaca bir film yaptıysa da bildiğimiz anlamda uzun metraj yapan Melies’dir” yazar. ‘Bildiğimiz anlam’ neyse… Biz oradaki dip notlardan onu bulduk. Women’s Film Pioneers Project (Sinemanın Kadın Öncüleri) de sinema tarihindeki kadınları ortaya çıkarıyorlar biz Alice’in filmlerini de onlar sayesinde izliyoruz. “Alice Guy-Blaché’ın Anlatılmamış Hikâyesi” diye bir film var. Herkesin festivalde izlemesini öneriyorum. Bize okulda sinema tarihi öğretilirken hep Einzeinstein okuttular ama sonradan öğrendik ki Einzeinstein’ın yaptığı her şeyi çok önceden Alice keşfetmiş. Sinemanın mucidi bir kadın! Bunun altını hep çizmekten çok sıkıldım. Erkeklerin ıssız bile denmeyecek kadar sığ hallerini görmekten çok sıkıldım. İzleyici hâlâ izliyor ama daha ne kadar sürebilir ki? Erkek yönetmenlerden değil, izleyiciden umutluyum. Konuşamayan erkekler sineması görüyoruz sürekli. Konuşamıyor çünkü ergenliğinden kalan bir takım sorunları var ve bunu izliyoruz. İzleyici artık yeter dediği zaman erkek filmlerinde de umut olabilir.

Rabia: Ben erkeklerimize güveniyorum bir yandan ve başarabileceklerine inanıyorum. Ama odaklarını belki değiştirmeliler. Bir erkeklik filtreleri var ve onu çıkarsalar değişebilir. Dünyaları feminist-enerji-kadrajda-743518-1.kendilerinden ibaret olduğu için kısıtlı kalıyor gibi geliyor bana. Marriage Story (Evlilik Hikâyesi) filmini kahkahalarla izledik sonra film eleştirilerine baktığımda erkeklerin bu filmle ağladığını gördüm. Erkekler film izlemeyi de yapmayı da bilmiyorlar galiba kendi kendilerine ya eğleniyorlar ya ağlıyorlar. Erkeklik gururları orada bile kırılıyor.

Melek: Bunun eski bir versiyonu var ‘Kramer Kramere Karşı’ diye. Yani kadınların sürekli yaşadığı şeyleri erkekler yaşıyor ve bu film oluyor. İlk 3 yılımızdaki festivallerden birine Laura Mulvey gelmişti ve rakı içerken “Benim makalem eski ve geçti, şu an siz her adımınızla sinemanın görsel hazzını alt üst ediyorsunuz” demişti ama ben yine de onu anacağım. Sinema eril röntgenci haz üzerine kurulu bir şey ve patriyarka insanların sinema alışkanlıklarını çok belirlemiş. O yüzden Marriage Story izleniyor. Çok yakında kadınlar kendi keşfettikleri sinemayı, kamerayı tekrar eline alacak ve erkekler oturup ‘Erkek filmleri festivali düzenleyecek.’ Buradan öyle görünüyor.

Gezici bir festival organize ediyorsunuz. 18 yılda çok fazla insan dokundunuz ama şimdi online olacak hedef kitlesi çok daha farklı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Melek: Çok mutlu değiliz, sürekli eski festivalleri anıyoruz. Zor bir süreç ama pandemi başlayınca ilk iş festivali iptal etmeyi konuştuk. Çünkü sağlığın önünde hiçbir şey yok. Ofisi de uzun süre açmayacağız. Ama salonda olmak isterdik…

BU SENE ÇOK BAMYA YAPTIfeminist-enerji-kadrajda-743514-1.

Festivalin kapanışı Altın Bamya Ödülleri’yle olacak. Liste kabarık mı?

Melek: Olağan Şüpheliler’in listesi çok uzun. Kavgaya girmeden önce karısını ve çocuğunu öldürten karakterlere hayran yönetmenler metaforları, çok bamya dolu… Bu yıl çok bamya yaptı. Bütün koşullarda her yıl Altın Bamya ile gözümüze batan bir şeyi gündeme getiriyoruz. Bu yıl da çok büyük bir şey olmazsa bültenimiz hazır.

Rabia: Mesela Can Yaman…

Melek: O kim? Bilmiyorum, çok önemli değil galiba. Bamya bu yıl arttı mı emin değilim. Belki hep böyleydi ama biz kadınlar, feminist sinemacılar bu kadar örgütlü değildik… Susma Bitsin yoktu, bu kadar haberleşmiyorduk. Eskiden istedikleri gibi at koşturuyorlardı ama şimdi yakalıyoruz, üstlerine gidiyoruz. Erkeklik de biliyorsunuz kırılgan bir şey. Üstüne gittikçe daha çok kırılıyor, daha çok hata yapıyor.

GÖRMEYE DEĞER OLMAYAN ŞEYLERİ GÖRMEYELİM

Can Evrenol’un eleştirilere verdiği tepki de çok gündem olmuştu

Rabia: Benim için hep Elif Domaniç’in eşi olarak kalacak, onun dışında bir şey ifade etmiyor. Biraz kimmiş diye baktım, çok önemli değil.

Melek: Kırılgan erkekliğin, ergen oğlan çocuğu döneminden taşıdığı travmaların sinemadaki uzantıları, sosyal medyada daha başka bir hal alıyor. Erkeklik komplekslerle de örülü bir şey. Dijital alanlarda bunun tersine çevrilmesi erkekliğin yeni helyum gazları gibi. Görmeye değer olmayan şeyleri görmeyelim istiyorum. Erkekler çok yoğun bir simgesel şiddet uyguluyor. Festivallerde, filmlerde kadınları simgesel olarak yok ediyorlar. Bazı şeyleri tersine çeviriyoruz ya ben bunu da çevirmek istiyorum ve erkekleri simgesel olarak yok etmek istiyorum.

feminist-enerji-kadrajda-743515-1.Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi programınızda var… Film, Akademi’de yer bulamadı ancak tecavüz suçlusu Polanski ödül kazandı. Başrol oyuncusu Adele, Fransa’daki ödüllerde protesto ederek salonu terk etti. Bu protestolar sinemacılarla da sınırlı kalmadı, başka ülkelerdeki seyircilere de sıçradı. Me Too hareketi seyirciyi de dönüştürdü mü sizce?

Melek: Me Too’nun çok öncesi var aslında. Cannes’da Berlin’de tüm adayların erkek yönetmenler olduğu dönemde kadınlar lobiler yapıyorlardı, sektörün erkek egemen yapısını protesto ediyorlardı. Şöyle bir algı var: “Kadınlar da orada kendi festivallerinde takılıyorlar, buralar bizim festivalimiz.” Erkekler bunun konforuna çok güveniyorlar. Burası bizim buluşma, dayanışma, güçlenme alanımız ama biz öbür alanı onlara bırakacak değiliz. Feminist sinemada Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi gibi filmler görmek çok ilham verici. Oscar’ın o filmi görmemesi, Akademi’nin eril kafalılığı.

Rabia: Kadınlar, Fransa’da Polanski karşıtı büyük bir kampanya yaptılar, afişlerin üzerine afiş yapıştırdılar. Adele’in festivali terk ettiği gün başlayan ve hiç bıkmadan usanmadan aylarca devam eden kampanyalar ördüler. Bu çok değerli.

Son olarak Filmmor’dan kadınların da yer aldığı festival afişinizden konuşalım biraz.

Melek: Görüntü yönetmeni, yapımcı, sesçi, festival ekibinden kadınlardan oluşan bir ekip kurduk. 3-4 saat sürdü çekimler. Klaketin, kameranın, sözün kadınlarda olduğu bir afiş yapmak istedik. İBB bize 100 tane billboard verdi, afişleri bastırdık ama pandemi çıktı kimse billboardları göremedi. 2 sokak ötemizdeki billboarda bakamadık. İBB tekrar billboard verdi gerçi de bizim bastıracak paramız kalmadı. Her şeyi dijital mecralarda duyurmaya çalışıyoruz ama biliyorsun hâlâ Türkiye’de ve dünyada kadınların dijital alana erişimi çok az. Oraya da erişiyoruz, bir şekilde dijital, çevrimiçi de olsa buluşuyoruz.

***

feminist-enerji-kadrajda-743517-1.
Festival programına kaydolmak için görsele tıklayın

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız