birgün

21° AZ BULUTLU

‘FETÖ borsasından’ uyuşturucuya neden bütün yollar İzmir’e çıkıyor?

SİYASET 03.07.2021 04:00
Abone Ol google-news

İstanbul’da ‘FETÖ borsasının’ nasıl işlediğine ilişkin iddialar ilginç noktalara ulaşmış, olaylar birbiri ile örtüşmüş ancak, siyasi iktidar bu konuya suskun kalmıştı. EKBA Holding A.Ş.’nin sahibi Cihan Ekşioğlu kısa zamanda büyük bir servet kazanmıştı. Bu servetin kazanılmasında 2 faktör olduğu iddiası vardı.

EKŞİOĞLU’NUN SERVET KAYNAKLARI

Biri, Ekşioğlu’nun savunma alanında önünün açılmış olmasıydı. ‘İsrail’den Türkiye’ye malzeme satışı aracısının’ Ekşioğlu olduğu ileri sürülüyordu. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, 2009’da Davos’ta İsrail’e karşı ‘one minute’ çıkışı ile gündeme gelmişti.

Ancak 2 yıl sonra 2011’de, İsrailli bir istihbarat, lojistik, ilaç ve inşaat firması Türkiye ile anlaşma imzaladı. Hala yürürlükteki bu anlaşma, Ekşioğlu’nun faaliyet alanları ile yakından ilişkili. Ekşioğlu’nun kaynaklarından biri ise mucidi olduğu söylenen ‘FETÖ borsasından’ geldi.

Sistem basitti. 15 Temmuz darbesi sonrası bir kaynak yaratıldı. ‘Kafa koparma’ ya da ‘mala çökme’ olarak tabir etmek mümkün. İktidar ‘FETÖ’ ile sonuna kadar mücadeleden söz ederken, ‘bu mücadeleden’ birileri servet kazanıyordu. Peker’in anlattıkları kapsamında çark, İstanbul’da Akmerkez’e çıktı.

BAŞLILAR’IN ÖNEMİ!

Tutulan 2 katlı ofiste, Cihan Ekşioğlu ve Burak Başlılar, ortak çalışıyordu. İddialar yine sansasyoneldi: “Ekşioğlu, nasıl bakanın kasasıysa, Burak Başlılar da Cihan Ekşioğlu’nun kasasıydı.” Akmerkez’de, ‘kafası koparılacak’ iş insanlarını araştıran da oydu. Bu görevin neden ona verildiği açıktır.

Namlı bir ‘FETÖ’cüydü, Bank Asya, yardım dernekleri ve ilişkileri üzerinden bağ kurabiliyordu. Zengin iş insanı araştırmasına, daha doğrusu avına çıkmıştı. Hiç alakası olmayan kişiler bile Bank Asya ve derneklere yapmış oldukları küçük bağışlar kapsamında ‘FETÖ’ iltisaklandırıldı. Hemen ardından şikâyet dilekçeleri yazıldı ve yargı harekete sokuldu.

En fazla soruşturmaların olduğu yıllarda, şimdi emekli olan eski Yargıtay Başkanı İsmail hakkı Cirit ile Cihan Ekşioğlu’nun ‘hediye seansı karesinin’ anlamı olabilir. Bu süreçte Burak Başlılar’ın cemaatle ilişkileri kapsamındaki birden fazla dosyasına takipsizlik verilmesinin de.

İSTANBUL’DAN İZMİR’E

İstanbul’da olanlar böyleydi. Ama anlaşılan ‘FETÖ borsası, bir ille sınırlı kalmamıştı. Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, eski AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş cinayetine ilişkin olarak şunları kaleme aldı:

“Cinayete dair yürüyen yeni soruşturma dosyasına gizlice birileri baktı mı? Birileri FETÖ borsası soruşturmasının nerelere uzanacağını mı merak ediyor?” diye yazdı. Sedat Peker de bu konuyu ele aldı ve teyit eder mahiyette bilgiler sundu. Üzerine yeni soru işaretleri eklemek mümkün.

Ahmet Kurtuluş’un aileden gelen dramatik öyküsü şaibeli bir biçimde İzmir’de son buldu. Babası intihar etmiş, bu eylemi yaparken eşi ve engelli kızının yaşamına da beraberinde son vermek istemişti. Eşi ve kendisi öldü, kızı hayatta kaldı ama yaşamsal fonksiyonları daha kalitesiz hale geldi.

TAM İSABET: KAFASINA 9 KURŞUN

Kurtuluş, engelli kardeşinin de yaşadığı evde ve kızının gözleri önünde, kafasına sıkılan 9 kurşunla öldürüldü. İzmir’de, ‘FETÖ borsası’ çarkının dişlilerinden biriydi. Ama daha az kazanç elde etti ve kurban olarak seçildi. Cezaevindeydi. Suçları çok ağırdı, Manisalı bir işadamının oğlunun öldürülmesi dosyasında da adı geçiyordu.

“KONUŞACAĞIM” DEYİNCE…

Peki nasıl oldu da evine çıkabildi? Cevap çok basit! Yıl 2018; “Konuşacağım” dedi. 1 hafta sonra Ankara’dan ziyaretçileri geldi. “Tahliye olacaksın” dediler. İnanmadı. Ancak sağlık sorunları nedeni ile sık sık hastaneye götürülüyordu. Dosyada gizlilik kararı olmasına rağmen, kimlik tespitinde bütün adres bilgileri okunmuştu.

‘Ankara’dan gelenlerin dediği oldu, ev hapsi aldı ve hemen sonra öldürüldü. Bütün dosya ‘bir başka Kurtuluş’a, adı Suriye silahlarına da karışan Serkan Kurtuluş’a uzanıyor. Oysa o sadece tetikçi ekip içinde. Cinayet keşfini yapan şahıs 2008’den beri onun ekibindeydi.

BASİT BİR CİNAYET Mİ?

Serkan Kurtuluş şimdi Arjantin’de hapiste ve Türkiye’nin onu almak için büyük baskısı var. Anlaşılan o ki, Ahmet Kurtuluş bildiklerini anlatacak olsa yer yerinden oynayacaktı. Polis yelekli bir şahıs tarafından öldürüldü. Basit bir cinayet mi? Açıkçası öyle kalması istendi.

Önemli bir cinayet dosyası neden önce Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları savcısına verilip uzun süre onda tutulur ki? Neden dosyada gizlilik kararı var ve Ahmet Kurtuluş’un ses getirecek telefon kayıtları niye bu gizlilik kapsamında. Çok daha önemli iddialar da var. Bu çark içindeki makamlarının Binali Yıldırım ekibi olduğuna ilişkin bilgileri bulunuyor.

ÇOK SORU VAR!

Sorulacak soru çok. Emniyet ve savcılık neden yeterli araştırmayı yapmadı? Bir ekip varsa, Yıldırım’ın ilgisi nedir? Son noktada nereye bağlanıyor? Kokainden, ‘FETÖ borsasına’ bütün yollar neden mutlaka İzmir’e çıkıyor?

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol