Feyzioğlu: Kurultay isteyen barolar çözümsüzlükten besleniyor

09.09.2019 10:16 GÜNCEL

52 baronun tepkisine rağmen Saray’daki adli yıl açılış törenine katılan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, yandaş Sabah’a ‘içini döktü.’ Kurultay isteyen baroları, “Çözümsüzlükten besleniyorlar” diyerek hedef alan Feyzioğlu, bir baronun karşı bildirisine ise “PKK ağzıyla yazılmış” dedi. Feyzioğlu, bugün yargıyı eleştirenlerin geçmişte FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz’ün iddianamelerini ellerinde salladıklarını savundu.

Feyzioğlu’nun Sabah’tan İsa Tatlıcan’a verdiği söyleşiden dikkat çeken bölümler şöyle:

Metin Bey eleştirilerden rahatsız mısınız?

Ben değilim meslektaşlarım rahatsız. Atanan avukat rahatsız. Bakın staj yapan meslektaşlarım besin zincirinin son halkası muamelesi gördü. Kölelik şartlarında çalıştırıldı. En kötü şartlara razı hale getirildiler. Bunu düzeltecek sihirli değneğimiz yok. 4-5 yıl içinde ideal oluşacak bir adımı attık.

ÇÖZÜMSÜZLÜKTEN BESLENİYORLAR

Bazı baroların Kurultay talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Onların geleneğinde sürekli kurultay var sanırım. Türkiye Barolar Birliği'ni kongreye götürme girişiminin çok verimle olmadığını düşünüyorum. Kamuoyu keşke bizim bu önerilerimizi tartışsaydı çok doğru bir iş yapmış olurdu. Ben çözüm istemediklerini düşünüyorum. Çünkü çözümsüzlükten besleniyorlar.

"Söz konusu vatansa gerisi teferruattır" sözünüz de çok eleştirildi. Ne demek istediniz?

Ben "ben vatan söz konusuysa hukuk teferruattır" dedim mi? Tam aksine bütün konuşmam hukuk devleti üzerine. Ne demek istediğimi söyleyeyim. Vatan söz konusuysa benim canımı da alsanız teferruattır. Söz konusu vatansa bana saldırılar teferruattır. Ben bilmiyor muydum Millet Kongre Sarayı'na gittiğimde bir grubun seçim harekatı başlatacağını. Ben meslektaşlarım için oraya gittim. Bunu anlamayanlara ne söyleyebilirim ki.

YARGI REFORMU DEVLETİN YÖNETİLDİĞİ YERDE AÇIKLANIR

Külliye'deki toplantıya gelmeyen Barolar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu tamamen kurumsal ya da kişisel bir tercihtir saygı duyarım. Niye gittin diyerek acımasız eleştiri yapanlara ise içerliyorum. İstanbul, Ankara gibi bazı barolar "Yargı reformu Külliye'de mi açıklanır" demiş. Ben de dedim ki "Sizin evinizde mi açıklayacak, benim ofisimde mi açıklayacak." Devlet kurumlarının uyumlu çalışmasından anayasa gereği sorumlu olan Cumhurbaşkanı millete bir söz veriyor. Cumhurbaşkanı açıklamasın demek büyük bir çelişki. Yani devlet buradan yönetilmesin diyorlar. Devletin nerden yönetileceğine millet karar verecek. Anayasaya göre devletin nerede yönetileceği açıklanmış.

PKK AĞZI İLE YAZILMIŞ

Barolar da bazen eleştirinin dozunu kaçırmıyor mu?

Bir mektup var. Sayın Baro Başkanı'nın Yargıtay Başkanı'na yazdığı bir mektup. O mektup bizi çok düşündürmeli. Orada "tutsak gazeteciler, tutsak avukatların olduğu bir ülkede Külliye'ye gidemezsiniz." diyor. Benim ömrüm PKK ile entelektüel düzeyde mücadele ile geçti. PKK ağzını iyi bilirim. Çok talihsiz bir yazıdır bu. Diliyorum ki kasıt içinde yazılmış olmasın. "Tutsak" kelimesi savaşan tarafların esirleri için kullanılır. Türkiye devleti ve PKK ya da DHKP-C savaşan taraflar değildir. PKK, DHKP-C ve FETÖ terör örgütüdür. Bu terör örgütlerinden tutuklu bulunanlara tutsak derseniz örgüt tezlerini benimsemiş olursunuz.

ZEKERİYA ÖZ'ÜN İDDİANAMELERİNİ SALLIYORLARDI!

250 bin avukatlık işinden bahsettiniz. Bunu biraz açar mısınız?

Kendini, solcu ve sosyalist olarak tanımlayan arkadaşlarıma diyorum ki slogan atmayı bırakın. Burada bir şey yapmaya çalışıyoruz. İşçinin yanına avukat vermeye çalışıyoruz. Bugün işçi kardeşim tek başına arabulucunun ve işverenin yanına gidip pazarlık ediyor. Ona hakkının dörtte birini veriyorlar. Çünkü hakkını savunacak yanında bir avukat yok. Bir yıldır buna bastırıyorum. Ben bu konuyu Külliye'de kürsüden dile getirdim. Sayın Cumhurbaşkanı ilgilendi, Yargıtay Başkanı da destekledi. Şimdi benim Adli Yıl Açılış Toplantısı'na gitmemi yerden yere vuranlar gitsin bunu işçiye anlatsınlar. Yılda 250 bin müzakere oluyor. Burada işçiyi benim genç avukat arkadaşlarım temsil edecek.

Son yıllarda yargı kararları üzerinden ülkenin kutuplaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bundan artık kurtulacak mıyız?

Bakın elin devlet başkanı "papazı bırak" diyor. Elin Şansölyesi "gazeteciyi bırak" diyor. Biz niye bunlara pirim verelim? Toplumu ilgilendiren her dava bizi neden kutuplaştırsın. Ben o konuşmada önerilerimi sundum. Biz sorunlara ortak akılla çözüm bulmak zorundayız. Bu strateji belgesi yaşayan bir belge. Her sorun dile getirilmeli ve sakin sakin anlatılmalı. Türkiye 2010 kendi öncesinde kendi ideolojisini siyasete dayatan hakimler gördü. Çok iyi hakimler de gördü. Seçilmedikleri halde kürsüden seçilmişlere talimat veren hakim ve savcılar gördük. Ben hayata hiç ideolojik gözlüklerle bakmadım.

2010 yılına vurgu yaptınız. O dönemde FETÖ çok mu belirleyiciydi yargıda?

FETÖ tek belirleyiciydi. Yargıda tek belirleyici bu örgüt oldu. FETÖ'nün hazırladığı HSK listesi birebir geçti. HSK neredeyse eksizsiz FETÖ'ye teslim oldu. Yargı yoluyla gazetecilere, avukatlara, siyasilere kumpas yapıldı. Bugün yargıyı eleştirenler o dönemde Zekeriya Öz denilen militanın iddianamelerini ellerinde sallıyordu.