birgün

15° SİSLİ

DÜNYA 15.08.2020 06:00

‘Filistin davasına ihanet’

Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail arasında yapılan İbrahim Anlaşması, gizli gerçekleştirilen görüşmelerin resmiyete dökülmesi anlamını taşıyor. Filistinliler bu anlaşmanın bir ihanet olduğunu savunurken, taraflar memnun olduklarını dile getirdi.

‘Filistin davasına ihanet’

Dış Haberler Servisi

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile İsrail arasında önceki gün yapılan İbrahim Anlaşması’na tepkiler gecikmedi. İsrail’de sağ muhalefetten tarafından anlaşma olumsuz karşılanan anlaşma özellikle Filistin tarafından büyük tepki gelirken İsrail ve BAE ile ABD memnun. ABD anlaşmaya ek yeni ikili anlaşmalar yapılacağını da duyurdu. Anlaşmanın Trump için seçim öncesi bir hamle olduğu düşünülüyor. Yapılan analizlerde Beyaz Saray’ın imaj tazelemeye çalıştığı ifade ediliyor.

BEYAZ SARAY İMAJ TAZELİYOR

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada söz konusu anlaşmanın Orta Doğu’da barış ortamı sağlayacağı, tarafların karşılıklı olarak yatırım, turizm, direkt uçuşlar, elçilikler açılması gibi adımları kapsayacağı belirtildi. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Arap ortaklığını bozma adına böyle bir anlaşmaya imzalaması önümüzdeki dönemde bölgedeki aktörlerin dengesinin Amerika tarafından tekrardan şekillendirilme çabası olarak görülüyor. Salgının yarattığı ekonomik yıkım ve hükümetin yeterince önlem alamaması, George Floyd’un öldürülmesinin ardından gerçekleştirilen protestolarda polis şiddetinin orantısızlığı Trump’ı anketlerde düşüşe geçirmişti. Seçimler öncesinde atılan bu adım, Beyaz Saray’ın aradığı “imaj tazeleme” olarak yorumlandı.

BAE, Arap ülkeleri arasında barış anlaşmasını imzalayan üçüncü ülke olurken bölgede işgalci tavrına rağmen İran karşısında konum alan ülkelerin, İsrail ile ittifak kurmasını zorunlu bir hale getirmiş gibi görünüyor. Gizli gerçekleştirilen görüşmelerin, İran’ın sabote edeceği gerekçesiyle gizli gerçekleştiği bildirildi.

İLHAKLAR DURDURULMADI, ASKIYA ALINDI

İlhak tartışmalarının boyutu ise İsrail ve Filistin’de tartışmalara neden oldu. Kudüs ve Washington’dan diplomatik kaynaklar ilhakın sadece “askıya” alındığını bildirdi. Bunun altının çizilmesini önemli bulan kaynaklar, ilhakın ne kadar askıda kalacağının belli olmadığını ama bu yılın sonuna kadar herhangi bir şey gerçekleşmeyeceğini söyledi. Ülkedeki sağcı seçmen, Netanyahu’yu “Egemenlik haklarımızdan vazgeçiyor” şeklinde suçladı. Netanyahu ise bu haklarından kesinlikle vazgeçmediklerini belirtti.

Yıllardır işgale karşı mücadele eden Filistinliler ise bu anlaşmanın kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Arap Barış Girişimi’ne rağmen atılan bu adımın, Filistinlilerin haklarını gasp eden ve İsrail’in işgalini meşrulaştıran bir yerde durduğunu açıkladı. Bu anlaşmanın imzalanmasının aynı zamanda Filistin davasının merkezini oluşturan Kudüs kavgasına bir ihanet olduğunu ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ettiğini beyan edeceklerinin altını çizdi.
ABD Başkanı Trump yaptığı açıklamada, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında imzalanan İbrahim Anlaşması ile ilişkilerin normalleşeceğini söyledi. Bu anlaşmanın Arap coğrafyasının son anlaşması olmayacağı ise Trump’ın perşembe günü yaptığı açıklamada açıkça belli oluyor. Trump açıklamasında, “Görüşmeye devam ettiğimiz ülkeler mevcut” demişti. Hangi ülkeler olduğunu açıklamayan Trump’ın ve İsrail’in; Bahreyn ile Suudi Arabistan’ın son dönemdeki yakınlaşmaları biliniyor.

SUUDİLER İLE BİR ANLAŞMA MÜMKÜN MÜ?

Körfez ülkeleri ile ilişkilerini toparlamak isteyen İsrail’in, bu yönde çaba harcamaya devam edeceği ise gündemde yerini koruyor. Amerika merkezli New York Times’ta yer alan bir analizde bu anlaşmanın, iki Körfez devletinin İsrail ile ilişkileri resmileştirmede Birleşik Arap Emirlikleri’ni takip edebileceğini, ancak yine de ‘büyük oyuncunun’, Arap dünyasının en zengin ülkesi ile Mekke ve Medine’deki İslami kutsal yerlerin bekçisi olan Suudi Arabistan olarak kalacağını aktardı. Analistler, krallığın fiili hükümdarı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın böyle bir adım atmak istediğini ancak ülkesindeki muhafazakâr unsurlardan kaçınacağından şüphelendiklerini söyledi.

Anlaşmaya ilişkin birçok açıklama geldi. İlhakın bir süre askıya alınacağının açıklanmasının ardından Netanyahu ise “Birlikte mükemmel bir gelecek yaratabiliriz” dedi. İsrail’deki sağ seçmenin bu anlaşmayla birlikte tepkisini toplayan Netanyahu “Bir Arap ülkesiyle sağladığım barış gibi, egemenliği de getireceğim” diye konuştu.

Filistin merkezli Al-Quds gazetesinin aktardığına göre ise Umman ve Bahreyn de önümüzdeki dönem “normalleşme” çizgisine yakın gibi görülüyor.

filistin-davasina-ihanet-768896-1.

FİLİSTİN'İN İŞGAL KARŞITI MÜCADELESİNE İHANET

Filistin Kurtuluş Örgütü yürütme komitesi üyesi Hannah Ashrewi ise Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarda, bu geçici ilhak tartışmasının bir kandırmaca olduğunu, işgal altında bir ülkede yaşamanın nasıl bir şey duygu ifade ettiğini anlayamadıklarını söyledi.

Anlaşmaya İsrail solu da tepki gösterdi. İsrail Komünist Partisi’nin yaptığı açıklamada anlaşmanın Amerika ve İsrail’in emperyalist planlar ile bölgeyi yeniden şekillendirme amacı taşıdığını söyledi. Körfez devletleri ile ilişkilerin yeni olmadığı vurgulanan açıklamada, resmi olarak atılan bu adımların emperyalistlerin yeni bir bölge düzenlemek isteyerek, diğer güçlerin etki alanlarını daraltmak olduğunu aktardı.

GERÇEK NEDENLER GİZLENMEYE ÇALIŞILIYOR

Gazeteciler ve araştırmacılar da anlaşmaya olumsuz yaklaştı. Şu anda Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda uzun süredir Orta Doğu barış müzakerecisi olarak çalışan Aaron David Miller, anlaşmanın BAE, Netanyahu ve Trump için diplomatik zaferler kazandığını belirtti: “En büyük kaybedenler, Arap dünyasının İsrail’e yaklaşmasını izleyen Filistinliler gibi görünüyor.”

Electronic İntifada sitesinde Tamara Nassar, “Suudi Arabistan ve BAE dahil olmak üzere İsrail ile Körfez Ülkeleri arasındaki ilişkiler İran’a karşı karşılıklı düşmanlık üzerine kuruludur. Amerikan gözetimi altında gerçekleştirilen bu anlaşma, İran’a karşı kurulacak ittifak ile birlikte Filistinlilerin haklarının gasp edilmesi ve atlatılmaya çalışılmasıdır” dedi. Üç dinin peygamberi olarak görülen İbrahim’in adının verildiği anlaşma için Filistinli gazeteci Tamara Nassar, “Bölgedeki çatışmayı dinler arasındaki anlayış eksikliğinden kaynaklanan bir tablo olarak resmetmek, gerçek nedenlerini gizlemenin bir yoludur: İsrail’in Filistinlileri şiddetle mülksüzleştirme çabası ve devam eden askeri işgal altındaki topraklarda etnik temizlik” dedi.

ERDOĞAN'DAN AÇIKLAMA

Anlaşmaya ilişkin açıklama yapan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şu ifadeleri kullandı: “İsrail’le şu anda gerek Mısır gerek Yunanistan arasında dayanışma, bir taraftan da Filistin’e yönelik adım yenilir yutulur adım değil. Şimdi Filistin, büyükelçiğini kapatıyor ya da geri çekiyor. Aynı durum bizim için de geçerli. Ben de Dışişleri Bakanı’na talimatı verdim. Abu Dabi yönetimiyle özellikle diplomatik ilişkileri askıya almak veyahut bizim de büyükelçiyi geri çekme gibi bir adımımız olabilir. Çünkü biz Filistin halkının yanındayız. Filistin’i de hiçbir zaman yedirtmedik, yedirmeyeceğiz.”

AB ANLAŞMADAN MEMNUN

Avrupa Birliği de dün varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin her iki ülkeye de fayda sağlayacağını ve bölge istikrarı için önemli olduğunu belirterek Ortadoğu sorununda iki devletli çözüm vurgusu yaptı.

Borrell, açıklamasında ilhak planının askıya alınmasının olumlu bir adım olduğu, ancak bu yöndeki plandan tamamen vazgeçilmesi gerektiği mesajını vererek "AB, üzerinde uluslararası mutabakat bulunan parametreler temelinde iki devletli bir çözüm için İsrail-Filistin müzakerelerinin yeniden başlatılmasını ummaktadır" dedi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da daha öncesinde yaptığı açıklamada, İsrail ile BAE arasındaki anlaşmayı "tarihi” olarak niteleyerek iki ülke arasındaki normalleşmenin bölgedeki barışa önemli katkı sağlayacağını ifade etmişti. Maas, anlaşmanın Ortadoğu'da barışa yeni bir devinim kazandırması umudunu da dile getirmiş, "Ortadoğu'da kalıcı barışın ancak müzakere edilmiş iki devletli çözümden geçtiği şeklindeki konumumuzu sürdürüyoruz" diye eklemişti.

Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian de anlaşma kapsamında İsrail'in ilhak planını askıya almasını "olumlu bir adım” olarak gördüklerini belirtmiş, İsrail'in tartışmalı ilhak planından tamamıyla vazgeçmesi çağrısında bulunmuştu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız