Fırat'ın doğusunda da batısında da kriz: Yolun sonu görünüyor

22.08.2019 06:45 SİYASET
Suriye politikası iflas eden Ankara’nın ABD ve Rusya ile aynı anda iş tutma stratejisi çıkmazda. Fırat’ın doğusunda ABD, batısında ise Rusya ile kriz var. Her iki gücün kapışmasından yararlanma oyunu tutmayan Ankara’yı zor günlen bekliyor.

AKP iktidarının Suriye çıkmazı gün geçtikçe derinleşiyor. Rejim ihraç etme politikasının iflası sonrasında devreye sokulan ABD ve Rusya ile aynı anda işi tutma stratejisi de çökmek üzere. Fırat’ın doğusunda güvenli bölge dolayısıyla Washington, batısında ise İdlib yüzünden Moskova ile ipler gerilmeye başladı. Hem ABD hem de Rusya’yı kullanma politikası artık yürümeyen Ankara’nın iki küresel gücün kapışmasından nemalanmaya dayanan denge oyununun sonuna gelindi. İki küresel gücün Suriye kapışmasının ortasında kalan Türkiye’yi her iki cephede de zor günler bekliyor.

ŞANTAJ DİPLOMASİSİ

Suriye politikası iflas eden AKP hükümeti uzunca bir süredir ABD ile Rusya’yı birbirine karşı kullanmaya çalışıyordu. Bir tarafta ABD ile işbirliği yapılırken diğer yandan da Rusya ile ortak hareket ediliyordu. Kimi zaman ABD kimi zaman da Rusya’ya yaklaşarak isteklerini hayata geçirmeye çalışıyordu. Moskova ve Washington da Türkiye’yi kendi yörüngelerinde tutmak, rakibinden uzaklaştırmak için Ankara’nın bu stratejisine göz yumuyorlardı.



MOSKOVA’DAN ULTİMATOM

Astana mutabakatı çerçevesinde verilen sözlerin neredeyse hiçbirini yerine getirilemeyen Ankara’nın Fırat’ın doğusunda ABD ile anlaşmasının ardından Rusya İdlib’te harekete geçti. Ev ödevinin yerine getiremeyen Türkiye’ye ültimatom çeken Rusya’nın İdlib’e yönelik operasyonu Ankara’yı kızdırdı.

Suriye ordusu ile cihatçılar arasında tampon görevi gören TSK’ye ait gözlem noktalarının hedef alınması ve TSK konvoyunun vurulması krizi tırmandırdı. Ankara operasyona ve TSK konvoyunun vurulmasına tepkili. Harekatın durdurulması teklifi Moskova tarafından karşılık bulmuş değil. Ankara’yı bilgilendirdiklerini kaydeden Moskova İdlib’in cihatçılardan temizleneceğini açıkça deklare etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de üç gün önce Fransa’da yaptığı açıklamada Ankara’ya doğrudan mesajlar verdi.

Rusya ile varılan Soçi Mutabakatı’nın fiilen işlememesi sonucu İdlib’de açmaz yaşıyor. Suriye ordusunun TSK askeri konvoyunu vurmasına Rusya’dan gelen destek açıklaması, Moskova ile İdlib konusunda fikir ayrılıklarının derinliğinin işareti. Astana Mutabakatı gereği bölgede oluşturulan tampon bölgedeki TSK gözlem noktaları iki ateş hattında. Rusya, Han Şeyhun’daki 9. Gözlem noktasının taşınmasını isterken, Ankara bu teklife olumsuz bakıyor.

Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye konusunda başlattığı üçlü zirvenin beşincisi Eylül ayında Türkiye’de yapılacak. Üç ülke Suriye konusuyla ilgili meseleleri bir kez daha masaya yatıracak. ABD ile Fırat’ın doğusunda kurulması planlanan güvenli bölge konusunda anlaşmazlık yaşayan Ankara, Rusya destekli Suriye ordusunun İdlib operasyonlarına hız vermesinin ardından Rusya’yla da kriz yaşamaya gerildi.

Rusya ile yaşanan gerginliğin bir benzeri de ABD ile yaşanıyor. Washington ile Fırat’ın doğusunda güvenli bölge oluşturulması konusunda varılan uzlaşıya rağmen, çok sayıda belirsizlik var. Oluşturulacak “güvenli bölge” çalışmaları hız kazanırken, bölgenin çapı, genişliği, derinliği ve yönetimi konusunda yaşanan anlaşmazlık haftalardır giderilmiş değil. Her iki başkentten gelen açıklamalar anlaşmazlığın devam ettiğini, belirsizliğin giderilemediğini ortaya koydu. Fırat’ın doğusuna yönelik olası harekatın tarihi de belirsiz.

CİHATÇILAR KAÇIYOR

Öte yandan radikal İslamcı grupların Han Şeyhun beldesinden çekilmeye başladıkları bildirildi. Rusya destekli Suriye ordusunun ilerleyişi devam ederken, çatışmalardan kaçan kalan binlerce kişi Türkiye sınırına yığılmaya başladı.

TÜRKİYE BÖLGEDEN ÇEKİLMEK ZORUNDA KALABİLİR

Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut:

Türkiye kendince ABD, Rusya ve Avrupa Birliği’nin arasındaki çelişkilerden faydalanarak işini yürütmeye çalışıyor. Esas olarak Türkiye’nin son birkaç yıllık politikası bu gibi çelişkilere dayanarak ilerliyor. Bu tavrını tüm politik durumlarda uyguluyor ama en barizi İdlib üzerinden karşımıza çıkıyor. Rusya, Türkiye ile ABD’nin arasını açmaya çalıştı, bu noktada ne kadar Türkiye’ye esneklik payı bırakırsam o kadar ABD’den uzaklaşır mantığıyla yaklaştı. AKP’nin ideolojik yapısı ABD’nin yanında durmaya müsait. Bazı çelişkilerde Rusya’nın yanına gidip gelse de her zaman ABD’nin yanında olmaktan yanaydı. Putin AKP’nin bu noktada durduğunu görmek istemedi ya da ne koparırsam kardır mantığına başvurdu. Güvenli bölge mutabakatı olduğu zaman ise ABD, Türkiye’yi feda etmek istemeyerek belli tavizlerle Türkiye’yi yanına çekti. Türkiye şu anki sürecin bir adım ötesine geçecek olursa Putin’in verdiği tavizler büyük ihtimalle son bulacaktır. Hal böyle olunca, Türkiye’ye karşı tavır almaya başlayan Rusya, Türkiye’nin bölgeden çekilmesini isteyebilir; Türkiye, İdlib’te kaybetmesinin ötesinde diğer bölgelerden de çekilmek zorunda bırakılabilir. Böyle olursa Türkiye sırtını daha da ABD’ye yaslamaya çalışacaktır ve bölgede gerginlik artacak, çatışmalar meydana gelecektir.

SORUMLULUKLAR YERİNE GETİRİLMEDİ

Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu:

Soçi Anlaşması ile varılan uzlaşma en başında sakat bir uzlaşmaydı. Türkiye’nin üstlendiği sorumlulukları yerine getirme şansı başlangıçtan itibaren yoktu. Dolayısıyla varılan anlaşma aslında hiçbir zaman hayata geçirilemedi. Başlarda bir sessizlik oldu ama sonradan Şam yönetimi muhaliflerin bulunduğu İdlib’e yüklenmeye başladı. Türkiye bu arada güvenli bölge konusu nedeniyle ABD ile meşgul olduğu için Şam yönetimi bunu daha da fırsat bilerek daha fazla yüklenmeye başladı ve dolayısıyla TSK’ya karşı saldırılar da gerçekleşti. Aynı şekilde Rusya da kendi sorumluluklarını yerine getiremedi. Şam yönetimini İdlib’in dışında tutması gerekiyordu ama Şam ordusu İdlib’in belirli yerlerini ele geçirmiş durumda. Bu gidişat Türkiye-Rusya ilişkilerini olumsuz etkiler. İki taraf da Soçi Anlaşması ile üstlendikleri sorumlulukları yerine getiremedi.

Güvenli bölge konusunda atılan ciddi bir adım yok

Güvenli bölge konusuna baktığımızda, orada sanki bir mutabakat varmış gibi görünüyor ama bu bölgeyi oluşturma yolunda ciddi bir adım atılmış değil. Ortak harekât merkezi, ABD Türkiye’yi oyalamak istediği, Türkiye de oyalanmak istediği için kabul edildi. Fakat olumlu bir anlamda Fırat’ın doğusuna bir operasyon şıkkı şimdilik gündemden düştü. Türkiye’nin yeni bir askeri operasyona girişmemesi aslında olumlu bir sonuçtur. İdlib’in neticede Şam’ın bir toprağı olduğunu unutmamak lazım. Türkiye, İdlib’i savunmak yerine oradaki Şam yönetiminin saldırıları neticesinde oluşacak kitlesel sığınmacı akımlarını durdurmak için Rusya ile ve daha çok Şam yönetimi ile görüşmesi lazım.

Şam yönetimi ile temasa geçilmeli

Türkiye, ABD ve Rusya karşısında içine düştüğü sıkışık durumdan çıkabilmek için öncelikle Şam yönetimiyle bir temas kurması lazım. Türkiye gelişmeler nedeniyle ne Rusya’ya ne de ABD’ye yaklaşmamalı. Yaklaşması gereken tek yer Şam yönetimi. Gerek Rusya, gerekse ABD bölge dışı ülkeler; Suriye ve Türkiye ise komşu ülkeler. Türkiye’nin ilkesel olarak savunduğu politikanın hakkını vermesi, ağırlığını barıştan yana vermesi lazım.