birgün

22° AÇIK

Firmino’dan çok zaman önce: Rushie

SPOR 14.06.2020 10:02
Abone Ol google-news

İngilizlerin efsane takımı Liverpool’un, futbol mabedi Anfield Stadında…

Bir lig maçıydı sanırım. Geçmiş zaman… Hatırladığım, tribünlerin yine tıka basa dolu oluşu. “Kop” diye bilinen, kemik Liverpool taraftarının meskeni, o meşhur kale arkası tribünü henüz yıkılmamıştı. Binlerce kırmızı formalı Liverpool taraftarı, ayakta maçın başlamasını bekliyordu. O pek bilindik tezahüratı hep bir ağızdan söylemeye başlamışlardı, hani insanın tüylerini diken diken eden, yalnız yürümeyenlerin, futbolun en güzel şarkısını…

Uğultunun başlaması ile birlikte, ‘Main Stand’ adI verilen eski maraton tribününde, oturduğum koltuğun hemen sağındaki iyi giyimli yaşlı adamı fark ettim. “You Will Never Walk Alone” şarkısına kısık bir sesle eşlik ediyor, aynı zamanda gözlerini ayırmadan sahada ısınmakta olan kırmızı formalı futbolculara bakıyordu. Yanında, kendisi gibi yaşlı bir arkadaşı vardı. Arkadaşı işitme özürlü olmalıydı, kulağındaki kocaman işitme cihazı göze batıyordu. Muhabbetlerine bakılırsa, maçlara beraber geliyorlardı. İkisi de, eski Türk filmlerinden kopup gelmiş babacan karakterleri andırıyordu, pek neşeli, pek konuşkan, pek sevimli. Üstelik futbol tutkunu. Çocukluk her ikisinde de hiç geçmemiş gibiydi. Pek şirin Galler aksanı dikkatimi çekti, en katısından. Etraflarında oturan herkes onları tanıyor gibiydi. Kim bilir, ne maçlar izlemişlerdi bu futbol mabedinde, kim bilir anlatacak ne çok futbol hikâyeleri vardı. Sonraları öğrenecektim, her ikisi de senelerdir, Liverpool’un Anfield’de oynadığı hiçbir maçı kaçırmamışlardı. Maçın başlamasına yakın, ısınmakta olan 9 numaralı futbolcu, bizim yöne doğru baktı ve elini kaldırarak selamladı. Bunu gören, yaşlı adam ayağa kalktı ve o selama karşılık verdi. Sonra bana dönerek, “Bugün oğlum bu sahada ilk kez Liverpool formasını giyiyor, rüyası gerçek oldu,” dedi.

O kısa cümle, uzun yıllar sürecek dostluğumuzun başlangıcı olmuştu… Ve kim bilebilirdi ki, tribünde yanı başımda oturan babasını sahadan selamlayan o cılız, çelimsiz, pek de topçuya benzemeyen, bıyıklı 9 numara, gün gelecek Liverpool tarihinin en büyük golcüsü olacaktı. Sene 1980 idi…

Sonraki zamanlarda, o iki yaşlı Liverpool taraftarı ‘Mr Rush’ ve Ned ile o gün o tribünde başlayan dostluğum ilerledi, onlarla uzun yıllar beraber maçlar izledim. Tribünü, futbolu, sevinçleri, üzüntüleri ve belki en önemlisi dostluklarını paylaştım. 30 sene aradan sonra Liverpool’un şampiyonluk kupasını kaldırmasına az kaldığı zamanlarda hatırlayalım efsane golcüyü.

20 Ekim 1961 tarihinde Galler’in 3 bin nüfuslu St Asaph kasabasında dünyaya geldi. Futbol kariyerine, 1979 senesinde, o zamanlarda 4. Lig’de oynayan Chester City takımında başladı. Daha ilk sezonunda, 34 maçta attığı 14 gol ile kendisini yakın takibe alan Liverpool Teknik heyetinin dikkatini çekti. Nisan 1980’de Bob Paisley’nin ısrarı üzerine, o yıllarda rekor sayılacak 300.000 Sterlin transfer ücreti karşılığında Liverpool’a transfer oldu. Liverpool formasını ilk kez 13 Aralık 1980’de deplasman da Portman Road da oynanan maçta, Ipswich Town’a karşı giydi. O maçta forma numarası 7 idi ve o gün oynayamayan Kenny Dalglish’in yerine sahada yer alıyordu. 1-1 biten maçta, pek göze batmamıştı. O maçtan sonra, uzun bir süre gol atamadı, hatta çoğu zaman ilk 11’de oynama fırsatı bulamıyor, genç takımda kendini göstermeye çalışıyordu. Ama Liverpool teknik heyeti ona olan güvenini yitirmedi ve beklenen gol, 30 Eylül 1981 tarihinde, bir Avrupa Kupası maçında geldi. Zayıf Finlandiya takımını, Liverpool’un 7-0’lık skor ile geçtiği maçta gollerden birini o attı. Bu gol, onun Liverpool’daki müthiş rekorunun başlangıcı oldu. O sezon, 49 maçta 30 gol atarak takımının en büyük golcüsü oldu. İlk sezonunda, gollerinin 17’sini lig maçlarında kaydetmiş ve Liverpool’un şampiyonluğunda büyük pay sahibi olmuştu. 1980–87 yılları arasında Liverpool forması ile oynadığı 224 maçta 129 gol kaydetti. 1987-88 sezonunun başında, İtalyan devi Juventus takımına transfer oldu. Onun transferini kabullenemeyen Liverpool taraftarları kulübü uzun bir süre protesto etti. Rushie, İtalya’ya uyum sağlamakta zorlandı, 29 maçta ancak 7 gol kaydedebildi. Kendisine “İtalya’da futbol oynamak nasıl bir duygu?” diye soran gazeteciye verdiği, “Sanki yabancı bir ülkede gibiyim…” cevabı hâlâ belleklerde…

O sezonun sonunda tekrar Liverpool’a transfer oldu. Ayrılık uzun sürmemişti. 1996 senesine kadar Liverpool’da kaldı ve ikinci döneminde 245 maçta 90 gol kaydetti. Attığı 346 gol ile Liverpool tarihinin gelmiş geçmiş en büyük golcüsüdür. Aynı zamanda bir zamanlar formasını giydiği Galler Milli Takımının da en golcü futbolcusu ünvanı halen ona aittir: 73 maçta 28 gol… Bilmeyenler için, Liverpool formasını giydiği zamanlarda, Ian Rush’n gol attığı 148 maçta takımı mağlup olmamıştır ki bu inanılması güç bir rekordur. Görünmez bir hayalet misali rakip savunmanın arkasına sarkma özelliği nedeniyle “The Ghost” (hayalet) olarak nam saldı.

1990’lı yılların sonlarına doğru, bir gün Anfield’de oynanan bir maçta, her zamanki yerlerinde göremedim Mr. Rush ve Ned’i.

Merakla sordum.

Tanıyanlar, “Ne yazık ki Ned aramızdan ayrıldı,” dediler.

Mr. Rush da o günden sonra hiç bir maça gelmedi. Arkadaşının kaybına dayanamamıştı. Her maçta, yanımda boş duran koltuğa takılır kalırdı gözüm. Onu en son gördüğümde, Flint’teki sade evinde, hasta yatağında yatıyordu. Yorgun, takatsizdi. O gün futboldan, Liverpool’dan hiç konuşmadık. Keşke, ona, o güzel zamanlarda, tribündeki dostluğu için teşekkür etme cesaretini kendimde bulsaydım. Mr. Rush, tribün arkadaşı Ned’i çok bekletmedi, kısa bir süre sonra o da ayrıldı aramızdan. Benimse, hiç çekilmemiş bir fotoğraf kaldı aklımda, o iki sevimli ihtiyar ve ben… Hani derler ya, “Mezar taşlarında dökülen acı gözyaşları hiç söylenmemiş sözler içindir,” diye, keşke her ikisine de o çekilmemiş fotoğraf, o güzel günler için teşekkür etme fırsatım olsaydı…

Yakında, 30 sene aradan sonra hasret kaldığı şampiyonluk kupasını kaldıracak o futbol şehrinin kırmızılı takımı. Ama o iki yaşlı Liverpool sevdalısı orada olmayacak, göremeyecekler onca seneden sonra gelen şampiyonluğu. Rushie ise kulüp tarihinin en büyük golcüsü olarak kalmaya devam edecek…

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol