fizy İstanbul Müzik Haftası kapsamında 'teknoloji ve müzik' konuşuldu

21.09.2018 11:00 KÜLTÜR SANAT

fizy İstanbul Müzik Haftası; Atlantis Yapım, Zorlu Performans Sanatları Merkezi ve SM Production Group organizasyonuyla, fizy ana sponsorluğunda 2. gününü tamamladı.

MediaCat sponsorluğunda, katılımın ücretsiz olarak gerçekleştiği “Teknoloji ve Müzik” temalı panellerde 21. Yüzyılda plak, modern dünyada sanatçının keşfedilme yöntemleri ve remiks kültürü konuşuldu. Panellerin ardından Ayhan Sicimoğlu ve Erlend Øye & La Comitiva konseri ile müzikseverler unutulmaz bir gün yaşadı

Türkiye’nin ilk popüler kültür festivali olarak hayata geçirilen fizy İstanbul Müzik Haftası, ikinci gününde Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleşen “Teknoloji ve Müzik” konulu panellerle katılımcılara ufuk açıcı bir deneyim yaşattı.

fizy-istanbul-muzik-haftasi-kapsaminda-teknoloji-ve-muzik-konusuldu-512451-1.

“Dijitalde başka bir albümü dinlemeye başladığını fark etmeyebilirsin.”

“Müziğin Hazine Avcıları: 21. Yüzyılda Plak” başlıklı oturum, gazeteci Kanat Atkaya’nın moderatörlüğünde gerçekleşti. Zengin bir plak arşivine sahip olan İzzet Öz, plağın tarihsel gelişimini anlatarak oturuma bir giriş yaptı. Vietnam Savaşı ve bunun getirisi ‘hippie’ akımıyla plakta bir patlama olduğuna değinen Öz’den konuyu koleksiyoner ve DJ Murat Meriç “Eninde sonunda plağa dönüş olacağı muhakkaktı. Plak sesi en iyi ileten araçtır. Bense plakta ritüeli severim.” diyerek sözü devraldı. 80’li yıllara kadar baş tacı olarak görülen plağın, 2007’de gözle görülür biçimde yeniden dirilişine kadar dijital devrimler sebebiyle rafa kalktığına değinilen oturumda, dünya genelinde kutlanmaya başlanan ‘Record Store Day’ ve plağın ‘havalı’ bir obje olarak konumlanması gibi sebeplerle günümüze yeniden döndüğü gibi çıkarımlar yapıldı. Kontra Plak’ın sahibi Okan Aydın, oturumda 90’ların ilk yarısının plak için en talihsiz dönem olarak adlandırılabileceğini belirtti. Aydın, o dönemde yapılan albümlerin şimdilerde plak formatında basılmaya başlandığının altını çizerek, bu oranın toplam pazar içinde payının düşük olduğunu sözlerine ekledi. Yeni müzik keşfinde dijital tarafın önemli olduğu ama müzik üretiminin fazlalığı sebebiyle kalite filtresinin zor yapılabileceği dinleyicilerle paylaşılırken, plak dükkanlarının bu filtre konusunda önemli bir destek sağladığı konuşmacılar tarafından aktarıldı. Günümüzde sadece İstanbul’da 50’den fazla plak dükkanının olduğu ifade edilirken İstanbul’un plak dükkanları sayısı ve çeşitliliği konusunda önemli bir üs olarak konumlandığı konusuna değinildi.

fizy-istanbul-muzik-haftasi-kapsaminda-teknoloji-ve-muzik-konusuldu-512452-1.

Dijitalleşme, sanatçı için bir avantaj mı?

fizy İstanbul Müzik Haftası’nın ikinci gününde gerçekleşen bir diğer oturum “Modern Dünyada Sanatçının Keşfedilme Günlüğü” paneli ise müzik yazarı ve sunucu İpek Atcan’ın moderatörlüğünde sanatçı Serel Yereli, The Away Days grubundan Can Özen ve BirGün Gazetesi yazarı Burak Abatay’ın katılımıyla gerçekleşti. Bu ilgi çekici oturumun sanatçı bölümünü oluşturan Serel Yereli ve Can Özen, dijital dünyanın müzik kariyerinde hızlı ilerleyebilme etkisine değinirken bu durumun hızlı tüketime de sebebiyet verdiğini açıkladılar. İnternetin varlığının sanatçı açısından kısa vadeli pozitif sonuçları olduğunu kabul eden Serel Yereli, ancak uzun vadede kişinin kendi potansiyelini keşfetmesi önünde bir duvar olarak gördüğünü açıkladı. Sosyal medyanın müzik endüstrisindeki varlığının da hızlı tüketime sebebiyet verdiğine değinen Can Özen “Bir albümün ömrü 4 yılken, bu süre 4-5 aya indi. Sonrasında her şey hızlı tüketilmeye başlandığı için 5 ay geçtikten sonra kimse o albümü ya da o grubu konuşmuyor, bunun yerine dijital kanallarda onlara ne denk gelirse onu tüketiyor. Müzisyenler de hızlı tüketildikleri için, hızlı üretmeye başlamak zorunda.” dedi.

Bu noktada tüm sanatçıların single’lara yönelerek sektörde kalmaya çalıştıklarına dikkat çeken Burak Abatay, dijitalleşme ile global anlamda da sanatçılara ulaşmanın kolaylaştığından bahsetti. Müzik endüstrisine yeni giriş yapan müzisyenlerin başlangıçta menajerlikten halkla ilişkilere kadar birçok farklı konuyu kendilerinin hallettiği dinleyicilere örneklerle aktarılırken süreç içinde iş yükünün artmasıyla desteğe ihtiyaç duyulduğu belirtildi.


fizy-istanbul-muzik-haftasi-kapsaminda-teknoloji-ve-muzik-konusuldu-512450-1.

Kendi kültürünü özümsemek…

Müzik yazarı Taner Turna’nın moderatörlüğünde gerçekleşen “Nesiller Arası Köprü: Remiks Kültürü” ise günün son oturumu oldu. Efsane Moğollar grubundan Cahit Berkay ile DJ ve prodüktör VEYasin’in katılımıyla gerçekleşen oturum, Cahit Berkay’ın 1965’te profesyonel anlamda giriş yaptığı müzik kariyerinden sahip olduğu anekdotlarla tamamlandı. “1965 yılında sinema ve müzik sektöründe bizim ülkemizde kullanılan araçlar Batı’da müzede sergileniyordu.” diyen Cahit Berkay, sektör içinde teknolojinin önemine değindi. Her kuşağın kendini farklı bir biçmde ifade etmesinin oldukça doğal olduğunu aktaran Berkay, bunu yaparken insanın kendi kültürü içinden bir şeyler üretmesinin önemini katılımcılarla paylaştı. Hip Hop kültürüyle başladığı müzik hayatıyla yaptığı gözlemleri oturumda dinleyicilere aktaran VEYasin, “Hip Hop’da bir enstrüman yok, ABD’de doğmuş bu müzik 70’ler ve 80’lerde yapılmış blues ve funk şarkıların altyapılarıyla hazırlanıyor. Cartel, bunun tersi bir bakışla Hip Hop’ı ülkemize yerli enstrümanlarla sunmuş olsa da, biz teknolojinin bize getirdiğini dinleyerek yerli Hip Hop geleneğimizi buna göre oluşturduk. Ben Hey! Douglas projemle bu kalıbın dışına çıkarak kendi plaklarımızı, kendi müziğimizi kullandım. Böylece müziğimin bir amaca ulaştığını hissediyorum.” dedi.

Etkinliğin üçüncü günü ise “Dünya ve Müzik” başlığı altında yer alan panelleriyle katılımcıları ağırladı. Gecenin devamında gerçekleşen fizy Müzik Ödülleri ve Kalben ile Bülent Ortaçgil konserleriyle, müziğin her yönüne dokunulan bir gün tamamlandı.

Biraz müzik ‘seyredelim’ mi?

Günün ilk oturumu “Dünden Bugüne Toplum, Kültür ve Müzik” başlıklı oturum, Okan Üniversitesi Kültürlerarası Diyalog Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü Prof. Dr. Ali Tayfun Atay’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Atay’ın, müzik eleştirmeni Naim Dilmener’i ağırladığı oturumda müziğin dinlenebilir olmaktan çıkıp seyredilebilir olmaya dönüşmesi çıkarımı yapıldı. 19. yüzyıl sonlarında müziğin ilk defa kaydedilebilir bir hal almasıyla ciddi bir kırılım yaşandığını dinleyicilerle paylaşan Naim Dilmener, müziğin kayıt anlamında yapılan ilk buluş günlerinden itibaren para kazanmak adına türlü formatlara girdiği ve dönüştüğünün altını çizdi. Prof. Dr. Ali Tayfun Atay ise müziğin toplumun içinde olduğu gündemden ayrı düşünülemeyeceği belirterek televizyonların evlere girmesiyle gazinoların boşalması, 12 Eylül ile tavernaların doğuşu gibi örneklerle şimdilerde müziği ekran aracılığıyla tükettiğimizi vurguladı.

90’ların altın kelimesi: Üretim

fizy İstanbul Müzik Haftası’nın üçüncü gününde gerçekleşen bir diğer oturum “Türkçe Pop’un Altın Çağı: 90’lar” paneli ise yazar, sunucu ve seslendirme sanatçısı Yekta Kopan’ın moderasyonunda yönetmen ve koleksiyoner İzzet Öz ile müzik tarihçisi ve koleksiyoner Murat Meriç’in katılımıyla yapıldı. Müziğin ‘izlenme’ formatına dönüştüğüne bu oturumda da değinilirken 90’lar bu kavramın emekleme yılları olarak gösterildi. Özel televizyon ve radyolar ile insanların üretim anlamında ciddi bir çalışmanın içine girdiğinin paylaşıldığı oturum, televizyon ve radyo kanallarının çoğalmasıyla müzikal anlamdaki her üretimin bir tüketicisi olacağı için yapılan işlerin sayısal anlamda artış olduğu vurgulandı. Müzik üreticilerinin kendilerini benzerlerinden sıyırmak adına, müzikal üretimleri dışında ‘imaj’ çalışmaları da yürütmelerinin 90’larda bu sebeple gündeme geldiği dinleyicilerle paylaşıldı.

MediaCat Dergisi editöryal kadrosundan Alev Kaynak moderatörlüğündeki “Müzikte ‘Yüzey’sellikler: Tasarım Kültürü, Afişler ve Albüm Kapakları” oturumu ise günün son oturumu oldu. 60’lı yılların yabancı albümlerine telif sebebiyle yerli tasarımlar yapan efsane Prof. Dr. Betül Atlı oturumda anılarını aktararak Pop Art döneminin Türkiye’deki en özgün işleri olarak görülen kapak tasarımlarının görsellerini dinleyicilerle paylaştı.

Oturumda reklamcı Gökhan Yücel, kendisine yönelttiği “60’lı ve 70’li yılların müziklerini nasıl duymadım?” sorusuyla 2014’te başladığı illüstrasyon yoluyla eski şarkıların yeniden dirilmesini amaçlayan Anatolian Rock Revival Porject’i anlattı. Birçok albüm kapağında imzası bulunan moda fotoğrafçısı Tamer Yılmaz, 90’larla birlikte ülkemizde dönüşen albüm kapağı sürecini kendi kariyerine global örnekleri kopyalayarak başladığı, sonrasında kendi tarzını oluşturabildiğini paylaşarak izah etti. Alametifarika Kurucu Ortağı ve Kreatif Direktörü Uğurcan Ataoğlu’nun da ağırladığı oturumda Ataoğlu, bu işte tasarımcıdan ziyade tasarım yönlendirici olarak kaldığını belirterek günün sonunda tüm yönlendirmelere karşın karar vericinin müziği icra eden olduğu ve albüm kapaklarının sanatçılarından bağımsız düşünülemeyeceğinin altını çizdi.



21 Eylül 2018 Cuma

14.00 - “Jingle’dan Öte Reklam Müzikleri”

14.55 - “Müziğe Destek Verenler”

19.00 – D&R imza günü: Tuna Kiremitçi

22 Eylül 2018 Cumartesi

16.00 – D&R imza günü: Kürşat Başar – Bazen Unutmak İstersin

18.00 – D&R imza günü: Göksel Arsoy – Altın Çocuk

23 Eylül 2018 Pazar

17.00 – D&R imza günü: Burak Aksak – Leyla ile Mecnun