Google Play Store
App Store

İstanbul Gayrettepe’de bulunan Masquerade gece kulübünde çıkan, 29 işçinin hayatını kaybettiği yangının üzerinden tam bir yıl geçti. Mekân önünde bir alaya gelen aileler, adalet taleplerini yenileyerek “Olası kast suçundan yargılama talep ediyoruz” dedi. BirGün’e konuşan aileler, “7 Nisan’daki duruşmada bizi yalnız bırakmayın” çağrısında bulundu.

Gayrettepe'deki yangın faciasının üzerinden bir yıl geçti: Adalet arayışı hâlâ sürüyor

Tuğçe ÇELİK 

İstanbul Gayrettepe’de Masquerade gece kulübünde 2 Nisan 2024’te çıkan ve 29 kişinin yaşamını yitirdiği yangın faciasının üzerinden bir yıl geçti. Faciayla ilgili açılan davanın bugüne dek 7 duruşmasının görülmesine karşın etkili bir yargılama gerçekleştirilmedi. Aileler ise adalet arayışlarını sürdürüyor.

Bugün, yangının gerçekleştiği mekân önüne giden aileler, yakınlarını kaybedişlerinin yıldönümünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Bu davayı unutturmayacağız” diyen aileler, “2 Nisan’da Gayrettepe yandı, adalet hâlâ yanmadı” yazılı dövizler taşıdı. “Gayrettepe İşçi Katliamında Hayatını Kaybedenlerin Aileleri” imzasıyla basın açıklaması yapan aileler, bir kez daha sorumluların taksirle değil, olası kast suçundan yargılanması 
talebinde bulundu.

OLASI KAST İLE YARGILAMA TALEP EDİYORUZ

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Yaşananlar ve sonrasında hazırlanan bilirkişi raporları gösterdi ki tüm sorumlular, yaşanacak felaketi öngörebilecek durumdaydılar. Ancak buna rağmen önlem almadılar. Bu nedenle sadece ihmal değil, olası kast kapsamında sorumlulukları vardır. Yani bu kişiler, 29 insanın hayatını kaybedeceğini öngörmelerine rağmen tedbir almamayı tercih etmiş, bile isteye bu sonucun doğmasına zemin hazırlamışlardır. Bu bir dikkatsizlik değil, bir tercihtir. 29 insanın hayatını kaybedeceği öngörülmesine rağmen hiçbir işlem yapılmaması, bilinçli bir kayıtsızlık, ölümle sonuçlanacağını bilerek görevini yapmama halidir. Bu cezasızlık düzenini kabul etmiyoruz.”

Aileler, açıklamada taleplerini şöyle sıraladı:

“1.Belediye ve kamu görevlileri hakkında açılan davada yargı sürecinin şeffaf, bağımsız ve etkin biçimde yürütülmesi, cezaların caydırıcı olması sağlanmalıdır.

2. İşletme sahipleri, yetkilileri, taşeronlar ve belediye görevlileri hakkında olası kast kapsamında yargılama yapılmalı, 29 kişinin ölümüne neden olan ihmallerin hesabı verilmelidir.

3. Resmi makamlara verdiği gerçeğe aykırı beyanlarla aslında gerçek taşeron işveren konumunda olan Ercan Erkan hakkındaki takipsizlik kararları kaldırılmalı ve bu kişi hakkında iddianame düzenlenmelidir. Aynı şekilde eğlence işletmesinde verdiği talimatlarla işçilerin ölümüne sebep olan Berna Çaltepe ve Arda Arman Perihan hakkında da iddianame düzenlenmelidir.

4. Tüm eğlence mekânlarında yangın güvenliği denetimleri sıklaştırılmalı, risk taşıyan işletmeler kamuoyuna açıklanmalıdır.

5. İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri zorunlu hale getirilmeli, taşeron firmaların sorumluluğu yasal olarak netleştirilmelidir.”

MEKÂN NASIL RUHSAT ALDI?

Aileler, facianın yıldönümünde BirGün’e konuştu. 7 Nisan’da görülecek 8’inci duruşmayı hatırlatan aileler, “Bizi yalnız bırakmayın” dedi.

Yangında abisini kaybeden Tuğba Okumuş, şunları söyledi:

“Bu hayattaki tek abimi, Mehmet Okumuş’u yangında kaybettim. Hukuk mücadelesinin abimi geri getirmeyeceğini biliyoruz fakat onun temiz anısına yaraşır şekilde tüm suçluların en ağır şekilde yargılanması için elimizden geleni yapacağız. Bizim gözümüzde Başta İBB, Beşiktaş Belediyesi, itfaiye, işveren, taşeronlar, mekânı kiraya veren mülk sahibi ve tadilatta sorumlu olan, şu an yaşamına devam eden tüm çalışanlar suçludur.

Mekân ruhsatsız işletilen, tadilatı izinsiz yapılan, denetlenmeyen bir yer. 2006 yılında ilk kez itfaiye uygunluk raporu verilmiş fakat daha sonra ruhsatlar yenilenip el değiştirdikçe hiç itfaiye uygunluk raporu alınmamış. Bir işletme nasıl bu şekilde ruhsat alabilir ki? İlaveten bilirkişi raporu ile de sabit olmak ile beraber alan 1500 metre kare, 2006 itfaiye uygunluk raporunda 750 metrekare olarak kaydedilmiş, ruhsatta ise 900 metrekare… Bu nasıl olabilir?

Bu davada çok eksiklikler var, neden bir kişiyi bile sağ kurtaramadılar? Neden 29 canımızı göz göre göre kaybettik? Neden hala kamu görevlileri tutuklu değil?

Bizler hâlâ keşiften çıkacak bilirkişi raporunu bekliyoruz.

Bu duruşmalara katılan her aile ya evladını ya kardeşini kaybetti. Biz bu dünya üzerindeki en büyük iki acı olan evlat ve kardeş açısını çekiyoruz. Benim annem babam bu hayattaki tek oğullarını kaybetti, ben abimi, en yakın arkadaşımı, birlikte aynı evi paylaştığım biricik abimi kaybettim. Acımızın tarifi yok. Tüm sorumluların akla ve vicdana uygun şekilde en ağır şekilde yargılanmasını diliyorum! Alacakları cezaya bizim 2 Nisan’dan beri çektiğimiz acının da eklenmesini istiyorum!"

BİR GÜN ÖNCE SÖYLEMİŞTİ

Efe Demir’in babası Adem Demir ise şunları söyledi:

“Efe olaydan 1 gün önce konuştuğumuzda ‘Baba 15-20 katlı binanın eksi 2’nci katında çalışıyoruz. Eğlence mekânı gibi bir yer, içerisi labirent gibi. Birden fazla firma çalışıyor. Bayramda açılış olacakmış, o yüzden düzensiz bir çalışma var, Allah korusun içeride bir şey olsa kimse oradan çıkamaz’ demişti. Efe bunları dedikten bir gün sonra facia yaşandı. Hâlâ çıkmayan bilirkişi raporu var, dışarıda elini kolunu sallayarak gezenler var… Davanın bir an önce sonuçlanmasını ve sorumluların en ağır cezayı almalarını istiyoruz.”