Google Play Store
App Store

Gayrettepe Masquerade yangını davasının 10’uncu duruşması dün görüldü. Ailelerden Fatma Getizmen “Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz”, 17 yaşında ölen Efe’nin babası Adem Demir, “Hukuksuz ülkede hak arıyoruz” dedi.

Gayrettepe yangını davasında ‘olası kast’ talebi yanıtsız kaldı: Adalet gelene dek yas tutmak yok
Fotoğraf: BirGün

Melisa AY

Gayrettepe gece kulübü iş cinayetinde yakınlarını kaybeden aileler bir kez daha adalet çağrısı yaptı.

Gayrettepe Masquerade gece kulübünde 1'i çocuk 29 kişinin ölümüne neden olan yangına ilişkin davanın 10'uncu duruşması dün İstanbul Silivri'de görüldü. İstanbul Beşiktaş'ta 2 Nisan 2024'te gece kulübünde tadilat sırasında çıkan ve 29 kişinin iş cinayetinde yaşamını yitirdiği yangına ilişkin 4'ü tutuklu 22 sanığın yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya kayıp yakınlarının yanı sıra CHP PM Üyesi Baran Seyhan ve EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel de katıldı.

Kayıp yakınları ile avukatlarının, ayrıca sanıkların dinlendiği duruşma, ek bilirkişi raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı 3 Kasım'a erteledi. Tutuklu sanıklar işletmeci ve patronlar Kahraman Erdem, Çağatay Altunel, Şahzade Şazi Şekergümüş ve Mehmet Memduh Ceylan'ın tutukluluk hallerinin devamına, tutuksuz sanıkların tutuklaması taleplerinin ise reddine hükmedildi. Sanıkların "bilinçli taksirle ölüme neden olma"dan yargılandığı davada yakınlarını kaybedenlerin "olası kastla yargılama" talebi ise yine karşılıksız kaldı. Savcılığın gece kulübünün kağıt üzerindeki patronu öğretmen Fatma Dörtgül'ün tutuklanmasına yönelik talebi ise reddedildi. BirGün'e konuşan aileler bir kez daha adalet çağrısı yaptı.

Yangının yaşandığı gün mekândan kaçabilmesine rağmen geri dönerek arkadaşlarına yardım eden ve burada yaşamını yitiren Şivan Dolu'nun ablası Fatma Getizmen "Kardeşim geri gelmese de o insanların gerçek cezalar almasını istiyorum" dedi.

17 yaşında marangoz çırağı olarak çalışırken iş cinayetinde yaşamını yitiren Efe Demir'in babası Adem Demir de "Benim oğlumun nefesini 3 saniyede kestiler. Adil yargılama yapılmadığı için mezarına bakmaya utanıyorum. Sanıklar tahliye istemiş, bizim evlatlarımız mezardan çıkabilecek mi" diye sordu.

TUTUKLU YARGILAMA TALEPLERİ REDDEDİLDİ

Müşteki avukatlarından Ahmet Ergin, adalet arayışını anlattı. Duruşmaların Silivri'de görülmesinin, kayıp yakınları için güçlük oluşturduğunu anlatan Ergin, "10 duruşmadır Silivri’ye gidip geliyoruz. Silivri, İstanbul’un oldukça dışında, ulaşımı zor bir kampüs. Bu, açıkça yargılamanın aleniliği ilkesine aykırı. Yurttaşların yargılamayı takip etme olanağını ortadan kaldıracak kadar zorlaştırıyor. Ayrıca aileler için de oldukça sınayıcı. Pendik’te ikamet edip Silivri’ye gelen müvekkillerimiz var. Adalet arayışı içinde kentin bir ucundan diğerine ulaşmaya zorlanıyorlar. Bu sebepten bir sonraki duruşmanın Çağlayan Adliyesi’nde görülmesini talep ettik, mahkemeden de kısmi olumlu karar geldi" dedi.

Av. Ergin, tekrar hazırlanmak üzere ikinci bir heyete gönderilen bilirkişi raporunun henüz tamamlanmadığını belirterek "Raporun ilk raporla çelişmesi durumunda üçüncü bir rapor dahi talep edilebilir. Daha ilk duruşmadan tahliye edilen ve bizce hâlâ tutuklu olması gereken sanıklar var. Örneğin sahne kuran şirketin sahibi Dursun Çelik tutuksuz yargılanmasını teyit eden bir savunma yapmamasına rağmen tutuklu değil. Bu sebepten sanıklar Dursun ve Sibel Çelik, Fatma Dörtgül, İbrahim Bildirici ve İsmet Şen'in tutuklu yargılanmasını talep ettik. Ailelerin talebi de bu yöndeydi ancak reddedildi" diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İtfaiye Daire Başkanlığı'nda kemikleşen ihmallerin, AKP dönemine dayandığını ifade eden Ergin, "Kamu görevlilerinin yargılanması konusunda kısmi bir ilerlemeden söz etmek ancak mümkün. İtfaiye yetkililerinin yargılamaya dahil edilmelerini sağlayan şüphesiz ki İBB’nin artık AKP yönetiminde olmaması. İtfaiye Daire Başkanlığı’nda ihmal zinciri AKP döneminde kemikleşiyor. Üstelik tutuklu yargılanan sanık da yok. Kamudaki idari sorumsuzluğunun yargılanabilmesi noktasında hâlâ yol kat edemedik. Hele başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü olmak üzere davaya sanık olarak eklenmesi gerekenler sürece dahil edilmedi. Aynı durum belediye başkanı ve belediye çalışanları için de geçerli. Biz bu davanın takipçisiyiz. Aileler düne göre daha azimli, daha kararlı" dedi.

∗∗∗

BOTLARINI DAHA YENİ BOYAMIŞTIM

Biz sesimizi duyurmaya çalışıyoruz ama kamuoyunda ilgisizlik hissediyoruz. Duruşma yaklaşırken ya da duruşma sonrası akla geliyoruz. Ülkede adalet olduğuna inanmıyorum, adalet olmayan yerde adalet arıyoruz. Asli kusurlular belli, suç belli, unsuru belli, suçlular belli, tutuklu 4 kişi var. Bu ölümlere yol açan usulsüzlükler ortada. Beşiktaş Belediyesi’nde ruhsat imzalarını atan kişi, belediyede dahi bulunmadan imzayı atmış deniyor, avukatlardan öğrendik. Şimdi tutuklu sanıklar tahliye talep ediyor, bizim çocuklarımız mezardan tahliye olacak mı? Sanık avukatları yangın için ‘öngörülemez’ diyor. Benim 17 yaşındaki oğlum öldü. İki gün önce konuşmuştuk; işini, patronunu sormuştum. ‘Gayrettepe’de 15-20 katlı binanın eksi 2’inci katı, içerisi labirent gibi, içeriyi bilmeyen çıkamaz’ demişti, ‘Orada bir şey olsa kimse çıkamaz.’ Bu çocuk tehlikeyi öngörebiliyor ama taşeron firma, mekân sahibi, sanıklar öngörememişler, neden? Çünkü her şey usulsüz. Üst ya da alt işveren risk analiz raporu çıkarmamış mı? Herkes biliyor ki buradaki tadilat kaçak. Mekân sahibi, hâkime gözümüzün önünde söyledi ‘Ben bu işler için izin almam, belediyeye gideriz, belediye bağış yap der, biz de yaparız’ diye. Bu zamana kadar mekân sahibinden duyduğumuz tek savunma şu: Ölenler suçlu.

Yangına suyla müdahale ettikleri için suçlularmış. Benim çocuğumun parmakları bükük bulundu. Bir çıkış yolu açmayı denerken ölmüş. Oğlum 50 dakika mücadele etmiş otopsi raporuna göre. İtfaiye 7 dakikada geldi dediler, peki benim çocuğum nasıl 1 saat can çekişti? Üst kattaki yöneticiler anahtarlarıyla kapıları açmış, terk etmişler o insanları. Biz yargılamanın olası kastla yapılmasını istiyoruz. Bu iş kazası değil, apaçık cinayettir. Mekânın sahibi, alt işveren, kaymakamlık, valilik, belediye, polis herkes suçludur. Yıllar önce yapılan şikâyetler dikkate alınsaydı ben 17 yaşındaki evladımı kaybetmeyecektim. Sabah evden işe gitmek için beraber çıktık, akşam ben döndüm eve, o dönemedi. Sanık avukatı terbiyesizce ‘Yanarak değil, dumandan öldüler’ dedi. Bu duman nargile dumanı mıydı?

Bu yargılamanın adil olduğunu düşünmüyorum. Efe’nin kâğıt üstündeki patronu orada öldü, gayrı resmi ortağı Ercan Erkal dışarıda. Mekânın sahibi kağıt üstünde Fatma Dörtgül, gayrı resmi sahip Şazi Şekergümüş tutuklu yargılanıyor. Aynı şey Erkal için yapılmayacak mı? Ercan Erkal’a yangın esnasında söndürme tüpünü oğlum vermiş. Efe bizim ilk göz ağrımız, biz o dünyaya gelmeden önce 3 yıl uğraştık. Benim oğlumun 3 saniyede nefesini kestiler. Ben o gün çocuğumun botunu boyadım, temiz giysin diye. Zayıf bir çocuktu, okurken çalışmak istiyordu, ‘Kaldıramıyorsan bırak’ dedim hep, bana derdi ki ‘Sen 50 yaşındasın, ben senden çay parası isteyemem.’ Biz çocuğumuzun mezarına bakmaya utanıyoruz. Oğlum benimle, kardeşleri annesiyle yaşıyordu, kardeşlerini göremeden öldü. O mekân mezarı oldu. Bu acıdan ötesi var mı? Bu yargılama benim 17 yaşındaki çocuğumun hakkını koruyup yüreğimize su serpebilecek mi?

Adem Demir
Efe Demir’in babası

∗∗∗

MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ

Her duruşmaya katılıyorum. 10 duruşma da Silivri’de oldu. Biz mücadele ede ede davamızı Çağlayan’a aldırdık. Çoğu müşteki toplu taşımayla geliyordu, gelemeyen katılamayan bir sürü aile vardı. Artık hiç değilse duruşmalara daha rahat gidilebilecek. Bu duruşmada da değişen bir şey olmadı. Bizim tutuklanmasını istediklerimiz serbest. Avukatlarımız da dikkat çekti, Fatma Dörtgül bilirkişi raporunda kusurlu sayılıyor ama dışarıda. Mehmet Memduh Ceylan tutuklu yargılanıyor. Kağıt üstündekiler ile resmi sahipler ve ortaklar aynı şekilde yargılanmıyor. Adalet istiyoruz, nasıl olacak bilmiyoruz. Belki geri gelmeyecekler ama o insanların gerçek cezalar almasını istiyoruz. Bizim yaşantımız 2 Nisan 2024’ten sonra tamamen değişti. Kendi halimizde bir aileydik, hayatımız altüst oldu, ruh gibi yaşıyoruz. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Kardeşim geri gelmiyor ama benim acım da bir nebze böyle diner. Şazi Şekergümüş ifadesinde olay günü evde olduğunu söylemiş. Hakime sordum, bu adam kaçta aranmış, arandığında hemen tahliye emri vermesi gerekiyordu. Müdahale edilseydi 29 kişi hayattaydı, kardeşim yanımızda olacaktı. Yasaya göre de sorumluluğunu yerine getirmemiş. Biz suçluların olası kastla yargılanmalarını istiyoruz. Olası kast ne demekmiş, bilirkişi neymiş, taksir neymiş, kaynak yapılırken ne yapılırmış biz bu sürede hepsini öğrendik. Hepimiz yasaları okuduk, ezberledik. Bunlar bilmek zorunda mıydık? Çok zor şeyler yaşıyoruz. Ailelerin ne yaşadığını kimse anlayamaz.

Fatma Getizmen
Şivan Dolu’nun ablası