Google Play Store
App Store

Gazeteci Ercümet Akdeniz’in "örgüt üyeliği" iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Akdeniz, savunmasında "Saat 5’te evden çıktıktan sonra gözaltına alındım. Bana saati geldiğinde evimin basılacağı söylendi. Anahtarla kapıyı açma teklifimi kabul etmediler ve levye kullandılar" ifadelerini kullandı. İddianamenin maddi hatalarla dolu olduğunu söyleyen Akdeniz, Savcı 'Faşizme Karşı Beleştepe' diye bir kitap ismi yazmış. Bahsedilen kitap 'Faşizme Karşı Birleşik Cephe', yazarı Dimitrov" dedi. Mahkeme heyeti Ercüment Akdeniz hakkında "tutukluluğa devam" kararı vererek duruşmayı 23 Ekim 2025'e erteledi.

Kaynak: Haber Merkezi
Gazeteci Ercüment Akdeniz hakkında "tutukluluğa devam" kararı!

18 Şubat 2025’te HDK’ye yönelik İstanbul merkezli operasyonlarda ev baskınıyla gözaltına alınan ve 22 Şubat 2025’te tutuklanan gazeteci Ercüment Akdeniz hakim karşısına çıktı.

Akdeniz’in  "örgüt üyeliği" iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmayı DİSK Basın-İş, DFG, MLSA Eş Direktörü Barış Altıntaş, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, EHP, DEM Parti, Türkiye İşçi Partisi, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile Ercüment'in ailesi ve gazeteciler takip etti.

Savcı Akdeniz'in tutukluluğun devamını istedi. Mahkemeye karar için 13.56'da ara verildi.

Aranın ardından 14.15 sıralarında mahkeme heyeti Ercüment Akdeniz hakkında "tutukluluğa devam" kararı vererek duruşmayı 23 Ekim 2025'e erteledi.

Erteleme kararı Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde bulunan tanık dinlenemediği için verildi.

Öte yandan Mahkeme heyeti başkanı geçici olduğu esas mahkeme başkanının izne çıktığı öğrenildi.

"BANA SAATİ GELDİĞİNDE EVİMİN BASILACAĞI SÖYLENDİ"

Gazeteci Ercüment Akdeniz 160 gündür tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden duruşma salonuna getirildi.

Salonun küçük olması nedeniyle avukatlar ve çok sayıda kişi dışarıda kaldı.

Mahkeme başkanı, Akdeniz’in avukatlarının büyük salona geçilmesi talebini kabul etmedi. Sanık avukatı sayısını da 3 ile sınırladı

Ercüment Akdeniz, savunmasında şunları söyledi:

"Saat 5’te evden çıktıktan sonra gözaltına alındım. Polis otosunda yarım saat bekletildim. Avukatım evde  olmasına rağmen erişimimi engellediler. Bana saati geldiğinde evimin basılacağı söylendi. Anahtarla kapıyı açma teklifimi kabul etmediler ve levye kullandılar."

Ercüment Akdeniz, "İddianame maddi hatalarla dolu. Savcı 'Faşizme Karşı Beleştepe' diye bir kitap ismi yazmış. Bahsedilen kitap 'Faşizme Karşı Birleşik Cephe', yazarı Dimitrov" dedi.

Akdeniz’in savunmasında öne çıkanlar şu şekilde:

"Salondaki katılımcıları selamlıyorum, tüm kurumlara desteği için teşekkür ediyorum.  2012'den itibaren göç haberciliğine yoğunlaştım. Bu alanda yayımlanmış beş kitabım mevcut. Herhangi bir siyasi partiye üyeliğim yoktur, DİSK Basın-İş üyesiyim. Hakkımda hazırlanan iddianame haksız, yanlış şekilde düzenlenmiştir. İddianamede basın özgürlüğü, demokratik eylem yapma hakkım suç çemberine sokulmaktadır. Hesap vermeyeceğim hiçbir soru yoktur, suçlamaları reddediyorum.

Bu suçlama torbasına neden atıldım hiç bilmiyorum. HDK'de çalışmanın suç sayılması çelişkidir. İddianame mantığı açısından söylüyorum. Kimin marjinal olup olmadığı değişkendir. 18 Şubat operasyonu ve devamında bu iddianame neden 14 yıl bekletildi? Bu soru cevaplanmaya muhtaçtır.

Bir haber sitesindeki habere dayandırılarak ESP Kongresi'nde yapmış olduğum konuşma iddianameye konulmuş. Konuşmayı hatırlamıyorum, söz konusu site de erişime engellenmiş. Delil olarak gösterilen tapelere tek tek baktım. 14 kişiyle görüşmem var. Bu kişilerin 13'ü Emek Partisi'nden üyeler, yöneticiler. O bir kişi de Hayat TV sunucusu. Konuşmalarda bir tane HDK'li yok. Bu tapelerde kaç kişinin adı geçmiş, bunları da çıkardım. 25'in 24'ü Emek Partisi'nden, bir kişi de sendika başkanı.

Bana yöneltilen suçlamalar çok yanlış ve maddi hatalarla dolu, suçlamalar dayanaksızdır. Bir gazeteci ve yazar olarak basın özgürlüğüm kısıtlanmıştır. 160 günlük tutukluluk sürecinde çok kritik haberleri kaçırdım. Dolayısıyla sadece gazeteci olarak ben değil, okurlar ve izleyiciler de mağdur olmaktadır. Hakikat ve adalet için tahliyemi talep ediyorum.

"EMEK PARTİSİ FAALİYETLERİ DIŞINDA BİR ŞEY YOK"

Savunmalarla devam eden duruşmada konuşan avukat Özgür Urfa, "Suçlama konusu iddianameye göre HDK'nın bir terör örgütü olduğu ve müvekkilin de bu örgüte üye olduğu iddiasıdır. 2025 yılındayız bizim bildiğimiz kadarıyla HDK'nın silahlı örgüt olduğuna dair kesinleşmiş bir karar yok. HDK siyasi faaliyet gösteren bir oluşum ve faaliyetlerine de devam ediyor. Fezlekelerdeki subjektif yorumla hareket ediliyor. Dosya içerisinde müvekkile dönük bir örgüt şeması göremedik. Buna dönük bir iddia da yok sadece buna yönelik tapeler var. Müvekkilin tüm faaliyetleri izlenmiş, dinlenmiş sonuç olarak ortada EMEK Partisi faaliyetleri dışında bir şey yok. Ortaya delilleri konulamayan suçlamayla müvekkil beş buçuk aydır tutuklu. Öncelikle tahliye edilmesini sonra da suçun unsurlarının oluşmaması sebebiyle beraatine karar verilmesini talep ediyoruz" dedi.

"GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR"

DİSK Basın İş Sendikası üyeleri, Akdeniz için adliye önünde duruşma öncesinde basın açıklaması yaptı. "Tutuklu gazetecilere özgürlük" pankartı açan sendika üyeleri, "Özgür basın susturulamaz", "Özgür basın özgür ülke" , "Ercüment Akdeniz yalnız değildir" sloganları attı.

Aynı soruşturma kapsamında bir süre tutuklu kalan DİSK Basın İş Sendikası'ndan Elif Akgül yaptığı açıklamada Ercüment Akdeniz'in 160 gün sonra bugün ilk kez hakim karşısına çıktığını belirterek şöyle konuştu:

"Ercüment yürüttüğü gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek tutuklandı. İddianamede haber kaynaklarıyla yaptığı görüşmeler katıldığı paneller ve toplantılar suç olarak gösterildi. Ercüment Akdeniz'in karşı karşıya olduğu durum ülkede gazeteciliğin içinde bulunduğu karanlık tabloyu bir kez daha gözler önüne seriyor. İçinde bulunduğumuz dönemde yürütülen barış arayışı ile Ercüment'in tutukluluk sebebi, baştan sona çelişmektedir. Bir yandan barış mesajları verilirken, bir yandan gazetecilere, siyasetçilere yargı eliyle sopa gösterilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Her şeyden öte basın emekçilerinin haber verme, gerçekleri yazma görevi ve halkın haber alma hakkı siyasal iktidarın baskısıyla adım adım yok edilmek isteniyor. Bunun karşısında hakikati ve mesleki dayanışmayı sürdüreceğiz. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilik hakikati savunmaktır. Gazetecilik halkın haber alma hakkı için yapılır. Bugün sadece Ercüment Akdeniz'i değil birçok gazeteci benzer gerekçelerle yargılanıyor ya da cezaevinde tutuluyor. Yine sendikamızın üyesi gazeteci Furkan Karabay, hiçbir somut gerekçe gösterilmeden tutuklandı ve aradan aylar geçmesine rağmen hakkında hala daha bir iddianame hazırlanmış değil."

"YAŞANAN DURUM BİR SUSTURMA OPERASYONUDUR"

Yaşanan durumun bir susturma operasyonu olduğunu belirten Akgül, "DİSK Basın İş olarak şunu açıkça söylüyoruz; Ercüment Akdeniz yalnız değildir. Furkan Karabay yalnız değildir. Hiçbir gazeteci yalnız değildir. Basın emekçileri gerçekleri yazmaktan, sormaktan, sorgulamaktan kamuoyunu bilgilendirmekten vazgeçmeyecek. Çünkü hakikat susturulamaz. Duruşmada bir gazeteci değil aynı zamanda basın özgürlüğünün yargılandığının farkındayız. Bu nedenle sadece bir dayanışma için değil, demokrasi ve özgürlük talebiyle de buradayız. Burada hem Ercüment'e hem Furkan'a ses olan bizimle dayanışmak için aramızda bulunan herkese teşekkür ediyoruz. Danışmayı büyüterek bu karanlığı parçalayacağımızı çok iyi biliyoruz. Bu memlekette basın emekçileri çaresiz ve yalnız değildir. Biz güçlüyüz. Ercüment Akdeniz serbest bırakılsın. Furkan Karabay serbest bırakılsın. Gazetecilik suç değildir. Tutuklu tüm gazeteciler serbest bırakılsın" dedi.

Basın açıklamasına DİSK Basın İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, Ercüment Akdeniz'in avukat oğlu Umut Akdeniz, basın örgütü temsilcileri, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve DEM Parti Erzurum Milletvekili, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da katıldı.