birgün

18° AÇIK

SİYASET 08.07.2021 04:00

Geleceğin mirasını yiyenlere ne denir?

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın;” kamu kaynaklarının maksadına uygun azami tasarruf prensiplerine riayet edilerek kullanılmasının her kamu kurumu ve görevlisi için görev ve mecburiyet olduğunu belirten” kararnamesi yayımlandı…

Kararnamede özetle; “Yurt içinde ve yurt dışında hizmet binası, lojman, memur evi, kamp, kreş, eğitim, dinlenme ve benzeri ve bunlarla ilgili arsa ve arazi satın alınmayacak, kamulaştırılmayacak, yeni kiralama yapılmayacak ve yeni inşaata başlanmayacak.

“Kamu kurumlarında 2020 yılındaki taşıt sayıları, 2023 sonuna kadar en az yüzde 20 oranında azaltılacak” denilmekte.

Dahası, “günlük gazete alımı yapılmayacak, görev alanı ile ilgili olmayan alanlara abone olunmayacak. İdare faaliyetlerini tanıtmaya yönelik, rapor, kitap, dergi, bülten ve benzeri yayınlar basılmayacak ve açılış, konferans, seminer, yıl dönümü ve benzeri kutlama yapılmayacak…”

***

Yani tasarruf deyince AKP’nin aklına hemen, devletin, okuma, bilinçlenme ve aydınlanma yolunda yurttaş için yapılacak tüm faaliyetleri durdurmak geliyor…

Tasarruf, ulusal kutlamaları itibarsızlaştırma bahanesi olarak da kullanılıyor…

Çöken ekonomide AKP’nin bu kaçıncı tasarruf genelgesi bilemem.

Kamuyu iflas ettiren esas konulara el atmadan, gazete alımını durdurarak, kitap basmayarak ya da konferans düzenlemeyerek tasarruf yapılacağını zannetmek saflıktır!

***

AKP, eğitilmemiş kişilerden din sömürüsü yaparak oy alıyor!

Çünkü düşünemeyen, algısı kıt, kindar insanları kandırmak kolay.

Bu insanları eğiteceği ve çağdaş bir düzende yaşamalarını sağlayacağı yerde siyasal İslamı kullanarak onları aldatmayı temel hedef olarak seçiyor…

Biliyor ki, biat eden insanlar din tacirliği yapan AKP’den vazgeçemezler! Ve tüm bu politikaların sonucunda AKP’liler zenginleşirken, Türkiye, her yurttaşıyla aç, işsiz ve sömürülen bir konumda yaşamaya mahkûm ediliyor…

***

Tasarruf diyerek hamaset yapılıyor ama, milyonlar harcanarak Okluk Koyu’ndaki yapılan Yazlık Saray, milletin gözünden kaçmıyor...

Diyebilirler ki, o saray daha önce başlatılmış ve tasarruf tedbirlerinin dışında bırakılmış!

Üstelik; “itibardan tasarruf edilemez” saçmalığına da uygun bir harcama!!

Güzel de; millet aç ve açıktayken beylerin saraylarda yaşaması biraz ayıp olmuyor mu?

***

Biliyor musunuz? Okluk Koyu’nda Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde inşa edilen 4 odalı, 230 m2 olan cumhurbaşkanlığı konutunun yerine, 2018-2021 yılları arasında 650 milyon 500 bin lira harcanarak 92 dönümlük arazi üzerine bir saray yapıldı.

Saray için 50 bine yakın ağaç kesildi.

13 bin 166 metrekare kapalı inşaat alanına sahip üç ana bloktan oluşan Saray arazisinin, 10 bin 966 m²’lik kısmı kum ve çakılla doldurularak bir plaj oluşturuldu.

300 odalı yazlık Saray’da havuzlar, hobi ve eğlence alanları bulunuyor. Yapımı sırasında ağaç kesildiği ve plaj dolgusuyla ilgili haberlere erişim engeli getirildiği de başka bir utanç noktası.

Ayrıca; plaj dolgusunda Salda Gölü’nün kumlarının kullanıldığı iddiası da var...

***

Okluk Koyu’nda bulunan Saray alanı, Benim Kültür Bakanlığım sırasında sit alanı olarak ilan edilmişti.

Özellikle o koy, eşi bulunmaz bir tabiat alanıdır! Doğası kıyılarımız içinde benzersiz bir dokuya sahiptir. Dünya çapındaki tüm yayınlarda Okluk Koyu övgüyle yer alır…

Bu nedenle Özal ve sonrası Cumhurbaşkanları Okluk Koyunda tatillerini geçirmediler.

Merhum Süleyman Demirel de Ahmet Necdet Sezer de hukuka ve devlet kurumlarına olan saygıları nedeniyle sit alanında bulunan bu yere hiç dokunmadılar…

***

Bu vesileyle bir anımı paylaşmak isterim.

Sit alanı ilanı sonrası Merhum Özal beni Okluk Koyu’na Davet etti.

Semra Hanım, mutfak, salon ve 2 yatak odasından oluşan o mütevazı evi dolaştırdı. Cumhurbaşkanı’nın yattığı odada ütü tahtası vardı.

Bana “Gördün mü? Yaşadığımız yeri. Burasını sit ilan ettiniz!” dedi.

Bende “Sizin yaşam biçiminizi değil, içinde yaşadığınız bu eşsiz doğayı korumakla görevliyim” diye cevap vermiştim...

Sonra değerli gazeteci Can Pulak’tan öğrendim ki; “Özal, Sağlar doğru söyledi!” demiş…

***

Ya şimdi? Doğayı katleden, kendini çevreden daha çok düşünen yani geleceği yok edenlerle yönetiliyoruz!

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol