Gençler depreme karşı daha duyarlı

06.10.2019 07:29 YAŞAM

SEDA BALMUMCU sedabalmumcu@birgun.net

Marmara ve Düzce depremlerinin 20. yıl dönümü sebebiyle İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yapılan sempozyumda, depremden korunmak için bilgi sahibi olmanın önemi üzerinde duruldu. Travma ve Afet Ruh Sağlığı Programı ile Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği tarafından yapılan sempozyumda konuşan Prof. Dr. A. Tamer Aker, “Gençler, depremi çok canlı bir şekilde yaşamamalarına rağmen, depreme karşı daha duyarlı.

Bu olgu onlara doğru aktarılırsa, 5,8’lik depremin yarattığı korkunun esiri olmaktansa daha süregelen, depreme ilişkin bir kültür değişikliği oluşturabiliriz” dedi. Prof. Dr. Okan Tüysüz ise “Türkiye’nin Depremleri: Bilinenler, Bilinmeyenler ve Önlemler” başlıklı bir konferans gerçekleştirdi. Türkiye’nin üzerinde yer aldığı Alp-Himalaya dağ sisteminin eski okyanusların kapanmasıyla oluşan aktif bir sıkışma kuşağı olduğunu söyleyen Tüysüz, bu sistemin Pasifik ateş çemberinden sonraki en büyük deprem kaynağı olduğunu belirtti.

Tüysüz, “Bu kuşaktaki her ülke deprem acısını yaşamıştır ve yaşayacaktır. Anadolu uygarlıklarının büyük çoğunluğu depremlerden etkilendi ya da bu nedenle yıkıldı. Türkiye, depremin faturasını en ağır ödeyen ülkelerden biri” dedi.

Levhaların hareket hızı ile tırnaklarımızın uzama hızının aynı olduğunu belirten Tüysüz, kayma nedeniyle İstanbul’da yaşayan birinin Datça’da yaşayan birinden her yıl 5 cm uzaklaştığını, tırnak örneğinde olduğu gibi insanların bunu fark edemediğini ifade etti. Tüysüz, deprem hasarını önlemek ya da azaltmak için en önemli şeyin ‘Bilmek’ olduğunu da sözlerine ekleyerek “Depremin ne olduğunu, nerede hangi büyüklükte olabileceğini, olası etkisini, depremde ne yapılacağını, nasıl korunacağını bilmek hasarı azaltır” dedi.