birgün

22° AÇIK

author

Gençlerin Göçü-II

Çocuklar okula geç başlayıp erken ayrılıyor. Zamanlarının büyük bir bölümü tarla ve çadır ortamında geçiyor. Kendileri çalışmasa bile aileleri çoğu zaman haftada yedi gün çalışıyor. Kız çocukları ayrıca yemek yapıyor, küçük kardeşlerine bakıyor. Şimdi yeni dönemde, bu çocuklar mutlaka çadırlarında online eğitime devam ederler. Bakanımız, “Her türlü önlemi aldık” dedi çünkü.

BİRGÜN PAZAR 30.08.2020 09:51
Gençlerin Göçü-II
Abone Ol google-news

Yolculuk bazen otobüsle, bazen kamyon, bazen traktör kasasında… Yanlarında yatak, yorgan, denkleri... Yiyecek çıkınlarda, su bidonlarda... Çocuk işçilerimiz onlar... Çöp toplayan, cam silen, mendil satan, sanayide, tarlada ter döken çocuklarımız...

Uluslararası sözleşmelere göre 18 yaş altı çocuk sayılıyor ve çocukların çalışması yasak. Ancak kalkınma, ekonomi ve para söz konusu olunca çocuklar sadece bir teferruat. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) temel sözleşmelerinden olan ve alanı düzenlerken bir yandan da çocuk işçiliğini meşrulaştıran “İstihdama Kabulde Asgari Yaş” ile ilgili 138 sayılı sözleşmeye Türkiye 1998 yılında taraf oluyor. Daha sonra da 2001 yılında; biraz da olsa çocukların eğitimine, gelişimine engel oluşturacak, ağır ve kötü iş koşullarından korumaya yönelik amaçlı hazırlanan, çocukların kesinlikle çalıştırılamayacağı “En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına” ilişkin 182 sayılı sözleşmeyi imzalıyor1. Bu, çocukların çalışmasını gerektirmeyecek koşulları sağlayamıyoruz, bari biraz korumaya çalışalım anlaşması.

TÜİK’e göre 2019 yılı sonu itibariyle ülkemizde 22,9 milyon çocuk nüfus var. Toplam nüfus içindeki çocuk nüfus oranı ile Türkiye, AB üyesi ülkeler arasında birinci.

Bu çocuk nüfusunun ortaokul düzeyinde okullaşma oranı yüzde 83,58 (14-17 yaş). 720 bini, tarım, sanayi ve çoğunlukla da hizmet sektöründe çalışıyor. Tabii bunlar kayıtlı olanlar. Merdiven altı ve küçük ölçekli işyerleri, kayıtsız çalıştırma için en çok çocukları tercih ediyorlar. Çalışan çocukların yüzde 4,4’ü henüz 5-11 yaş aralığında. 2019 yılında 67 çocuk, iş cinayetinde can verdi. Bu çocukların 29’u 14 yaş ve altı grupta. Aslında çocukların çalışma yaşı ve çalışabilecekleri işler kanunla net olarak belirlenmiş durumda. ‘Çocuk işçi’ terimi 14 yaşını tamamlamış ama 15 yaşını bitirmemiş, zorunlu ilköğretimini tamamlamış çocuklar için kullanılıyor. 15-18 arası ‘genç işçi’ olarak tanımlanıyor. 14 yaşından küçükler sadece çok özel şartlarda, kültür, sanat ve reklam gibi işlerde her bir iş için tek tek izin alınarak çalıştırılabiliyor. Fakat eminiz ki bu 29 çocuk, hayatını bir televizyon dizisinde oynarken kaybetmedi.

2019 yılı resmi nikah sayısının yüzde 3,1’i 6-17 yaş grubuna ait kız çocuklarının.

Çocuğun sosyal-duygusal, zihin ve dil gelişiminde, kişilik formasyonunda en önemli yılları kapsayan okul öncesi eğitime katılım ise sadece yüzde 39,1.

2017 yılında Arjantin’de yapılan Çocuk İşçiliğinin Kalıcı Biçimde Sona Erdirilmesi IV Küresel Konferansı’nda, bir kısmı en ağır şartlarda olmak üzere dünyada 152 milyon çocuğun çalıştığı belirtildi. Ayrıca “en kötü şartlar olan işlerde” çalışmanın 2015 yılında sona erdirilmesi hedefi de 2025 yılı olarak revize edildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı’nda (2017-2023), çocukların çalışmasının sona erdirilmesi gereken alanları;

♦ Sokakta Çalışma,

♦ Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışma,

♦ Tarımda Aile İşleri Dışında-Ücret Karşılığı Gezici ve Geçici Tarım İşlerinde Çalışma, olarak tanımlamıştır.

TÜİK Çocuk İşgücü Anketi, tarla ve hasat işlerinin en aza indiği ve okulların açık olduğu ekim-aralık ayları arasında yapılmaktadır. İnsan Hakları Derneği’nin raporuna2 göre bu aylarda yapılan anketle, “En ağır/kötü koşullardaki çocuk işçiliği” olarak tanımlanan tarım işçisi çocukların, istatistiklere eksik yansıdığı belirtilmektedir.

İŞÇİSİN SEN İŞÇİ KAL!

Milli Eğitim Bakanımız temmuz ayında, sosyal medyada “... mevsimlik işçilerin çocukları ile tarladaydım. Yaz tatili kitaplarını bir salkım domatesle takas ettik:) Öğretmenlerimizden, müdürlerimizden bir ricam var: Yolunuzu tarlalara düşürün bu yaz. Çocuklara kitabını verin, sohbetinizi verin lütfen...” diye yazarak bir fotoğraf paylaştı. Fotoğraf çocuk işçiliğini meşrulaştırıyor, diye çok tepki topladı. Fotoğrafta çocuk önünde kovası ile gerçekten çalışıyor gibi görünüyor. İlk bakışta görünen, tarladaki bir işçi çocukla Milli Eğitim Bakanı'nın iç ısıtan görüntüsü. Fotoğrafa ve altındaki yazıya göre her şey yolunda, her şey olması gerektiği gibi, herkes mutlu. Devletimiz orada! Bir itiraz olmadığına göre demek ki çocuğun tüm hakları koruma altında!

Diyelim tarlada çalışmıyor, çalışanlardan birinin çocuğu. Çocuklarımızı emanet ettiğimiz Sayın Milli Eğitim Bakanımız, fotoğraftaki çocuk eğer işçi değilse keşke çocuğu tarlada değil de; işverenin sağlamakla yükümlü olduğu yaşama ortamlarında, onlar için hazırlanmış bir alanda görebilseydik. Sorun bu fotoğrafta gördüklerimizden çok, görmediklerimizde. Çocuğun kaldığı, uyuduğu, yemek yediği, banyo yaptığı, tuvalete gittiği yerlerde. Sohbetiniz de mutlaka çok güzeldir ama çocuk çocuktur. İyi gıda, temiz su, eğitim, oyun, oyuncak, kitap ve iyi bir uyku ister.

Genelde tarım işçileri çalıştıkları bölge yakınında kendi kurdukları çadırlarda, bütün aile bir arada, hasadın mevsimine göre soğukta, sıcakta, bazen elektriksiz kalıyorlar. Anayol ya da su kanalı kenarlarına kurulan çadırlarda yaşam koşulları çocuklar için birçok risk taşıyor. Bu çocuklardan biri, 16 yaşındaki Zeynep, şöyle anlatıyor hayatını:

“Tarlada çalışmıyorum. Çadırda kalıyoruz. Güneşin altında, çok sıcakta ekmek açıyoruz. 16 yaşındayım. Havalar çok sıcak yaşam çok zor. Okula gitmiyorum. Bitirdim. Zaten ortayı bitirdikten sonra okul yok bize. Yaşamımız zor olduğu için okumuyoruz. Mecburen çalışmak zorundayız.”3

Gezici ve geçici tarım işçiliği, hasat yerlerine ve zamanlarına göre, yaklaşık 10 ay sürüyor. TÜİK’in Çocuk İşgücü Anketi verilerinde bile 221 bin çocuğun bu alanda çalıştığı görülüyor.

Peki, okul günlerinde bu çocuklar ne yapıyor? Okula geç başlayıp erken ayrılıyorlar. Zamanlarının büyük bir bölümü tarla ve çadır ortamında geçiyor. Kendileri çalışmasa bile çoğunun aileleri haftada yedi gün çalışıyor. Kız çocukları ayrıca yemek işlerini yapıyor, küçük kardeşlerine bakıyor. Şimdi yeni dönemde, bu çocuklar mutlaka çadırlarda online eğitime devam ederler. Bakanımız, “Her türlü önlemi aldık” dedi çünkü.

ZALİMSİN DÜNYA!

Salgının en etkili olduğu mart-nisan ayında özellikle refah ülkelerinde bir telaş. Hasat mevsimi geliyor. Ama bir yandan “Evde Kal”, “Hayat Eve Sığar” gibi kampanyalar yapılıyor. Can korkusu ile herkes evde kalmak istiyor. Kim yapacak hasadı? Hay aksi köle ticareti de artık kalktı! Olsun, geçimini sağlamak için evde kalamayacak olanlar var!

Ne yazık ki bu virüs, canı çok kıymetliler ile az kıymetlileri bir kez daha kesin olarak ayırdı. -Bu arada, ayrıca biliyoruz ki düzenli olarak Covid-19 testi yaptıran canı en bi kıymetliler de var.-

En ufak dolaşıma bin bir şart koyan hükümetler; mevsimlik tarım işçilerini (yerli veya göçmen), “temel ve zorunlu işgücü” olarak kabul etti ve her türlü ülke içi ulaşım kısıtlamalarından muaf tuttu. Norveç, İngiltere ve Almanya, Romen işçilerin ülkelerine gelebilmeleri için charter uçak seferleri düzenlemiş, 80 bin Romen geçici tarım işçisi Almanya’ya getirilmiş. Kanada hükümeti, Meksika hükümeti ile anlaşarak 20 bin tarım işçisine onay vermiş ve Guatemala ile de aynı şekilde anlaşma yapmış. ILO’nun 2020 Mart ve nisan ayını kapsayan “COVID-19 ve Çalışma Dünyası” adlı raporunda, tarım sektöründe çalışan işçilerin en riskli grup içinde oldukları belirtilmiştir.

Ne şanslıyız ki(!) ucuz ve ağır çalışma konusunda dışa bağımlı olmayan ülkemizde öyle yurtdışından uçaklarla işçi getirmek gerekmemiştir. Salgının hepimizi tamamen evlere kapadığı, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı, kardeşin kardeş cenazesine gidemediği günlerde; 4 Nisan 2020’de yayımlanan bir kararla tarım işçilerine, çocukları da dahil olmak üzere seyahat izni verilmiştir.

Ancak, ne yazık ki raporlar, çocukların durumu için o kadar da pembe değildir:

“Bilinmektedir ki günlük yevmiye işinde 12 yaşından, götürü/kabala usulü ücretlendirilen işlerde 6 ya da 7 yaşından itibaren çocuklar aileleri ile birlikte çalışma sürecine katılmaktadır. İncelenen merkezi ve yerel tedbir kararlarında çocukların çalışma sürecine katılmasının nasıl engelleneceği ve onların eğitim sürecinde olanlarının eğitimlerine nasıl devam edeceklerine dair herhangi bir tedbir kararı yer almamaktadır. Çocuklar için güvenli alanların oluşturulmasının öngörüldüğü durumlarda dahi bu alanların nasıl düzenleneceği ve kullanılacağı açıkça belirtilmemektedir.”4

Bazıları “Evde Kal”ırken aç kalmasınlar diye, bazıları ekmek parası için kendilerini ve çocuklarını tehlikeye atmak zorunda kalıyor.

Çocuklar için yapılamayacak, yapılmayacak, hiçbir zaman gerekli para ayrılmayacak, vaatler arka arkaya sıralanırken; onlar minik elleri ile pamuk topluyor, çöp ayırıyor, bilet satıyor, ayakkabı boyuyor, çekiç sallıyor, zehirli yapışkanlarla ayakkabı üretiyor... Kocaman çocuk gözleri ile anlayamadıkları dünyaya korkuyla bakıyor. O gözlerin gördüklerinin vebali sadece, Çin’de, Amerika’da, ağalarda, ya da çaresiz ana-babalarında değil, önce devletlerin sonra hepimizin boynunda.

Hayatın gerçekleri mi? Bu gerçekler gökten zembille inmedi ki!

1Çocuk İşçiliği İle Mücadele Ulusal Programı, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, https://ailevecalisma.gov.tr/medias/11752/cocuk_isciligi_rev_23032017.pdf

212 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü, İnsan Hakları Derneği, https://www.ihd.org.tr/12-haziran-dunya-cocuk-isciligi-ile-mucadele-gunu/

3Kılıç, D., Askarova, M, Mevsimlik tarım işlerinde çalışanların hayat mücadelesi: Türkiye’nin ‘görünmez işçileri’, Euronews, 06.08.2020. https://tr.euronews.com/2020/08/06/turkiye-nin-gorunmez-iscileri-mevsimlik-tar-m-islerinde-cal-sanlar-n-hayat-mucadelesi

Agree & Clos

4Virüs mü Yoksulluk mu? Korona Virüs Salgınının Mevsimlik Gezici Tarım İşçileri ve Onların Çocukları ile Bitkisel Üretime Olası Etkileri, Kalkınma Atölyesi Raporu, http://www.ka.org.tr/dosyalar/file/Yayinlar/Raporlar/TURKCE/Virus mu yoksulluk mu.pdf

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol