birgün

24° AZ BULUTLU

GÜNCEL 02.06.2020 19:04

George Floyd protestoları ile Gezi’nin ortak yönü: Komplo teorileri

ABD’nin bütün eyaletlerine yayılan George Floyd eylemleri, protestoları itibarsızlaştırmak isteyen komplo teorisyenlerini de harekete geçirdi. Ortaya atılan iddialar, Türkiye’de Gezi Direnişi’ne karalamak amacıyla sarf edilen argümanlarla birebir örtüşüyor

George Floyd protestoları ile Gezi’nin ortak yönü: Komplo teorileri

ABD’de siyah Amerikalı George Floyd’un polis tarafından öldürülmesinin ardından başlayan protestolar tüm kitleselliğiyle devam ediyor.

Protestoların başlangıcından bu yana, eylemleri ve sokaklarda atılan haklı sloganları itibarsızlaştırmak amacıyla kimi komplo teorileri dile getiriliyor.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre BBC teyit birimi Reality Check, sosyal medyada dolaşan iddiaları inceledi. BBC’nin incelediği komplo teorileri, geçtiğimiz günlerde 7’nci yıldönümü kutlanan Gezi Direnişi’ne yönelik yapılan kara propaganda argümanlarıyla oldukça benzerlik gösteriyor: Eylemlerin arkasında Soros’un olduğu iddiası, dış mihrakların rolü ve ortaya atılan uydurma görüntüler… Dün Türkiye’de söylenen yalanların aynısı, bugün ABD’de sarf ediliyor.

‘SOROS FİNANSE EDİYOR’ İDDİASI REVAÇTA

Sosyal medyada, bir haftadır devam eden ve tüm ülkeye yayılan protestoların arkasında kimin olduğuna ilişkin pek çok spekülasyon yer aldı. Önde gelen bazı siyasetçiler, protestocuları Macaristan doğumlu Amerikalı milyarder Soros'un finanse ettiğini savundu.

Bu kişilere göre Soros'un amacı ABD'de bir "ırk savaşı" başlatıp Trump'ı devirmek. Trump'ın kendisini devirmeye çalışan "derin devletin" hedefinde olduğunu savunan QAnon Hareketi de benzer iddialar ortaya attı.

Bunun ardından Facebook, Twitter ve Instagram'da Soros'u provokatörlere para ödemekle suçlayan bir milyondan fazla paylaşım yapıldı.

ABD'den Avustralya'ya, Macaristan'dan Honduras'a birçok ülkede sağ iktidarların komplo iddialarının odağında olan Soros'un Açık Toplum Vakfı, bu iddialara Twitter'dan “Bay Soros ve Açık Toplum Vakfı her türlü şiddetin karşısındadır ve insanlara protestolar için ödeme yapmamaktadır” yanıtını verdi.

‘DIŞ MİHRAKLAR’ UNUTULMADI

ABD'de düzenlenen eylemlere ilişkin yürütülen kara propaganda faaliyetinde, ‘dış mihraklar’ da unutulmadı. Bunlar içinde en çok taraftar bulan komplo teorisi, eylemlerde Rusya'nın parmağı olduğu…

Binlerce kez paylaşılan bazı Twitter mesajlarında George Floyd'un ölümünde rolü olduğu öne sürülüyor ve bunun "Rus askeri istihbaratının bir operasyonu" ya da "çok iyi planlanmış bir komplonun parçası" olduğu iddia ediliyor.

Bazı sosyal medya paylaşımlarında Rus askeri istihbaratı GRU'nun ABD'deki gösterilerin arkasında olduğu iddia ediliyor. Ancak bu iddiaları destekleyecek bir kanıt ortaya konmuyor.

Bir başka komplo teorisi de ABD'deki protestoların arkasında Hong Konglu bağımsızlık yanlılarının olduğu. Bu iddia, Çin'de devlet denetimindeki Global Times gazetesinin genel müdürü Hu Şijin tarafından ortaya atıldı. Hu, "ABD genelindeki protestoların arkasında Hong Konglu vahşi isyancıların olduğu aşikâr" dedi.

Ancak daha sonra Çin Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yayımlayarak Hong Kong ve ABD'deki protestoların kıyaslanmaması gerektiğini belirtti.

UYDURULMUŞ GÖRÜNTÜLER, ESKİ VİDEOLAR…

Protestolar sırasında kamuoyunu yanıltıcı pek çok video paylaşıldı. Bir çocuğun gözaltına alınırken polis şiddetine maruz kalmasını yansıtan bir video son birkaç gün içinde 10 milyondan fazla kez izlendi.

Video gerçekte Kuzey California'da Nisan ayında meydana gelen bir olaya ait.

Protestolar sırasında, polisin bir protestoda eylemciler ve gazetecilere cop ve biber gazıyla müdahalesinde olduğu gibi son olaylara ilişkin videoların yanı sıra zaman referansı yer almayan görüntüler de paylaşıldı.

Bunlardan birinde Amerikalı siyah bir kadın polis şiddetine karşı öfkesini dile getiriyor. Paylaşımlarda zaman belirtilmediği için videonun son olaylarda çekildiği izlenimi uyandırılıyor.

Bu video gerçekte 2016'da Alton Sterling adlı başka siyahın yine beyaz bir polis tarafından öldürülmesini protesto için yapılan eylemlere ait.

28 Mayıs'ta Twitter'da paylaşılan bir başka videoda ise ABD'de bir polis karakolunun ateşe verildiği iddiası yer alıyor.

Gerçekte video 2015 yılındaki bir patlamaya ait. Videodaki yanan bina Çin'in Tianjin kentinde.

TÜRKİYE’DEKİ SÜRECE BENZİYOR

ABD’deki karalama kampanyasında kullanılan argümanların neredeyse aynısı, Türkiye’de 2013 yılında gerçekleşen Gezi Direnişi için AKP iktidarı ve kimi taraftarları tarafından dile getiriliyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da tıpkı ABD’deki devlet yanlıları gibi, eylemlerin arkasında halkın iktidarın baskıcı uygulamalarına karşı gelişen tepkisinin değil, milyarder George Soros’un bulunduğunu iddia ediyor.

Erdoğan bir keresinde, “Gezi’yi organize etmekle” yüklendiği Osman Kavala’dan bahsederken, "Gezi olaylarında teröristlerin finans kaynağı olan bir kişi. Şu anda içeride. Onun arkasında kim var? Meşhur Macar Yahudisi Soros” ifadelerini kullanmıştı. Aynı şekilde Kavala için peşpeşe verilen ‘tahliye’ ve ‘yeniden tutuklama’ kararlarının ardından da "George Soros’un Türkiye ayağını beraat ettirmeye kalktılar” şeklinde konuşmuştu.

Türkiye’de ‘dış mihraklar’ kavramı da Gezi eylemleriyle birlikte iktidar partisinin diline pelesenk olmuştu. Erdoğan ve hükümet kurmayları o dönemde sık sık, “Gezi’nin yabancı güçler tarafından organize edildiği” yönünde propaganda yaparak, kendi kitlesini konsolide etmeye çalışmıştı.

Yine ABD’deki eylemler için hazırlanan sahte video görüntüler de Türkiye’nin Gezi sürecindeki bir başka fenomeni oldu. Bunlardan en meşhuru olan Kabataş Yalanı’nda, Zehra Develioğlu adlı kişinin Gezi eylemcileri tarafından küçük düşürücü şekilde saldırıya uğradığı iddia edilmiş, birçok gazeteci ve siyasetçi bunu ‘doğrulayan’ açıklamalar yapmıştı.

Gezi Direnişi’ni itibarsızlaştırmak ve eyleme katılan milyonları ‘vandal’ gibi göstermeyi amaçlayan bu hikayenin, zaman geçtikte yalan ve tamamen uydurma olduğu ortaya çıktı

Kabataş Yalanı’nın ortaya atıldığı dönemde, hükümetin kontrolündeki Star gazetesinde editör olarak çalışan Murat Seçkin olayla ilgili şunları söylemişti:

“Elif Çakır, gelinle yaptığı röportajı gazetenin sistemine atıyor. Sayfanın editörü okuduklarını görünce şaşkınlığını gizleyemiyor. Yazı işlerine gelen Çakır’a birkaç soru soruyor editör arkadaş. İlk soru şu: Bunları bu kadın mı anlattı? Elif’in cevabı: Psikolojik olarak bitmiş durumda… Konuşacak hali yoktu. Ne anlatabilirdi ki? Ama ne demek istediğini ben anladım.”

Elif Çakır, bugün Ahmet Davutoğlu çizgisinde yayın yapan Karar gazetesinde AKP iktidarına muhalif köşe yazıları kaleme alıyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız