birgün

18° PARÇALI AZ BULUTLU

TEKNOLOJİ 14.10.2017 09:35

Gerçek içeriklere ihtiyaç var

Son dönemde bazı çok takipçili Youtuber’ların sürekli birbirlerine laf çarptığı videolar dikkat çekiyor (diss videoları deniyor). Bu durum içerik üretmekte zorlandıklarını akla getiriyor. Sonları bu yüzden gelecek gibi duruyor

Gerçek içeriklere ihtiyaç var

TİMUR AKKURT - @timurakkurt
timur@teknosafari.com

Yine bir YouTuber yazısıyla karşınızdayım. Sebebi bu YouTuberların bir kısmı nereden baksanız 10 milyon gencin, çocuğun izlediği kanallara sahip olması. Özellikle 7-15 yaş aralığının ‘hastası’ olduğu bu kanalların sahipleri onlar için idol pozisyonunda. Hal böyle olunca haber olmaları da normal.

Pek çok yazımda değindiğim bir konu aslında kolay ün, kolay para, kolay yok olma. Elbette hepsi için söylemiyorum ama pamuk ipliğine bağlı, iskambil kağıdından yapılma bu kariyerler çocuklarımız, gençlerimiz üzerinde inanılmaz bir etkiye sahipler. Pek çok gencimiz şuursuzca kolayca ünlü olacağına, kolayca para kazanacağına inanıyor. Bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki bu yeni nesil ünlülerin kariyerlerine gençlerimizin, çocuklarımızın ulaşması çok düşük bir ihtimal. Bunun pek çok sebebi var. Bu üst seviye başarıya ulaşmanın bir kaç farklı detayı var. YouTube’un ilk yıllarında içerik üreticisi olan, sınırları zorlayabilen, gerçekten farklı ve kaliteli olanların tutunması haliyle daha kolay oldu. Şimdi moda şeklinde bende YouTube işine gireceğim diyen milyonların olduğunu varsayarsak, işlerinin ne kadar zor olduğunu görmemek çok zor değil. Üstelik bununla birlikte berbat YouTube, Google, Facebook, Instagram algoritmasını da düşündüğümüzde neredeyse imkansızı deneyen milyonlar. Bakış açısı çok yanlış gidiyor. Özellikle ülkemizde bu konu çok problemli. Herkes içerik üreticisi olabilir, herkes kendi dünyasını paylaşabilir, herkes kendince bir kitle oluşturabilir. Aslında YouTube, Facebook, Instagram bu masum bakış açısıyla hayatlarımıza girdi. Sonradan yoldan çıktılar desek daha doğru olur. Çünkü arka planda dönen o kadar çok para var ki! Bu para platform tarafını çatlattı. Ünlülük, görünür tanınır olmak, bir de üzerine para kazanmak eklendiğinde içerik üretici tarafı da çatladı mı? Tam şenlik bir ortam oluştu. Markalar da bu tatlı rüzgarın etkisine öyle bir kapıldı ki işin ucu bucağı bir birine girdi. Fırsatçı ajanslar ve onların yanlış stratejileri de üzerine geldiğinde şekilsiz, tatsız, mide bozan bir pasta ortaya çıktı. Hep söylüyorum dijital dünya evrilmeye devam ediyor, bu sistem elbette oturacak. İyi olan kurumlar, ajanslar, içerik üreticiler bu durumdan elbet çıkacak ve sağlıklı işleyen bir sistem ortaya çıkartacaklar.

Asıl sorunumuz arada kaynayıp giden gençlerimiz. Onların beyni sünger gibi, ne versen onu alıyorlar. Alıyorlar da bir jenerasyon bu ‘dijital şerbeti’ bozuk içti! Pek çoğunu kaybettik. Pek çok şeyi onlara yanlış öğrettik. Onların durumu ne olacak bekleyip göreceğiz. Hayatı sadece eğlenmek, sadece günü yaşamak olarak algılayan bu neslin sorumlusu kim? Bu durumdan nasıl çıkılacak? Çıkılabilir mi?

Elbette çıkabilir, bunun için çok özverili olmalı, onları uyarmalı, doğru alternatiflere yöneltmeliyiz. Yoksa hem içerik üreticileri hem de çocuklarımız, dijital dünyaya çocuk akıllarıyla bıraktıkları izlerle uğraşmak zorunda kalacaklar. Büyüdüklerinde utanacakları şeyleri olmamalı insanların. Bildiğiniz gibi artık anılarda değil, dijital ortamlarda delil bırakıyoruz. Siz silseniz bile biri kopyalayıp bunu yayabiliyor. Eşini kaktüse oturtan, bunun videosunu çekip kanalına koyan adam var bu dünyada. Daha da bir şey söylemiyorum.

İşim gereği hem dünyayı hem ülkemizi elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum.

Dijital içerik üretmek, bu üretilen içerikler sayesinde para kazanmak çok ama çok normal. Hatta olması gereken bu. Neticede artık yeni dünyanın içerik üreticileri sadece dizi, film, klip yapanlar değil. Herkes içerik üreticisi, herkesin kendince bir kitlesi var. Önemli olan etik ve itibar. Yani değerleriniz, sınırlarınız, tarzınız olmalı ki bu sistem doğru kurgulansın.

‘Özgür ortam herkes istediğini yapar arkadaş sana ne?’ diyenler elbette vardır. Tabii ki özgürsünüz, bu konuda bir şey söyleyen yok zaten ama sonuçlarına da razı olmak durumundasınız. İtibarsız bir hayat, değersiz bir gelecek istiyorsanız sıkıntı yok.

Sonra neden böyle oldu demeyin yeter.

Bu işin nasıl düze çıkacağını defalarca söyledim. Tekrar söylüyorum;

Kurumlar yani bu dünyanın finans kanalları etik ve itibar kriterlerini birlikte çalıştıkları ajanslara net bir şekilde bildirmeli ve bunun paralelinde de bu değerlere uymayanlarla çalışmadıkları zaman sıkıntının büyük boyutu çözülmüş olacak. Para kazanamayan ‘dandik’ içerik üreticileri kendilerine çeki düzen verecek ve aslında kendi etik ve itibar değerlerini oluşturacakları için hem kendilerini hem gençlerimizi bu saçma sapan yozlaşmış ve hızla daha da yozlaşan tatsız pastayı yememiş, yedirtmemiş olacaklar.

Dünyanın önde gelen içerik üreticileri bu işi çok ciddiye alıyorlar. Elbette onlar da hata yapıyor, izlenmeyen içerikler, tepki çeken içerikler de üretiyorlar. Önemli olan her yaptıkları hatadan ders çıkartmaları, bunları tekrarlamayıp ileri doğru gitmeleri.
Ülkemizde de bu anlamda çok büyük bir potansiyel var. Dijital içerikleri tüketmeyi çok ama çok seviyoruz. Sadece bunu kontrollü bir şekilde yapamamak gibi bir sıkıntımız var. Bir markanın çok güzel bir lafı var tam bu durumu anlatıyor. Kontrolsüz güç güç değildir!

Son dönemde fark edenleriniz olmuştur. YouTube içerik üreticilerinin ‘bir kısmı’ bir birlerine ağır mesajlar yolladıkları videolar ile karşımızda. Bunlardan özellikle milyon aboneli bir kaç kanalın birbirlerine sataştıkları, dalga geçtikleri, ifşa ettikleri video serileri ile takipçilerinin karşısında çok ama çok gereksiz bir durum bu. Dünya da olan bizde moda olunca hemen uygulanmaya çalışılıyor. Büyük kanallarımız hemen bu işten ne prim çıkartırım diyerek kolları sıvıyor ve benzer ‘esinlenme’ içeriklerini üreterek izleyicilerinin karşısına çıkıyor. Atladıkları bir şey var. Takipçilerinin ilk yüzde 40’lık dilimi onları o ilk ürettikleri içerikler için seviyor ve takip ediyor. Kalan yüzde 60’lık kısım isimlerini her yerde duyduğu için meraktan takip ediyor. Ortamlarda evet izledim demek için takip ediyor. Son dönemde baktığımız zaman içerik üretme konusunda ciddi sıkıntı çektiklerini düşünüyorum. ‘diss’ rüzgarıyla şartları o kadar zorladılar ki şimdi yapacakları videolar o kadar izlenmeyecek ve tepki alacaklar. Çıtayı yükseltme konusunda ayarsızlığımız olduğu kesin. Şimdi normal, çok keyifli, sevimli bir video yapsalar alacakları tepki çok belli. Oluşturdukları kitle kalitesinin de etkisi yok değil tabi. Nasıl mı tepki alırlar? ‘Ne o paran mı bitti masa başı video yaptın?’ da olabilir. ‘Çok sıkıcısın hep aynı şeyleri yapıyorsun’ da. Bu tepkileri görmeleri bulundukları platformlarda ‘oluşan’ değişik bir kitleye sahip olmaları. Aslında ne demişler? Ne ekersen onu biçersin!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız