Gerçek mağdur çocuklar

03.09.2019 21:23 EĞİTİM

ÖZGÜR BOZDOĞAN*

Savaşların, yaşanan toplumsal sorunların veya doğal afetlerin en mağdur ettiği kesimler her dönemde çocuklar olmaktadır. Yaşam hakkı başta olmak üzere, pek çok hakları elinden alınan çocukların, sağlıklı olarak geleceğe hazırlanmaları mümkün olmadığı için, yaşadıkları travmaları tüm yaşamları boyunca taşımak zorunda kalmaktadırlar. Oysa başta Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi olmak üzere çok sayıda uluslararası ve tek tek ülkelerin kendi iç düzenlemeleri ile çocukların hakları güvence altına alınmaya çalışılmış olsa da bunun başarılabildiği söylemek mümkün değildir.



Türkiye son yıllarda bu anlamda ciddi bir krize tanıklık etmektedir. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’in Türkiye sayfasında bulunan aşağıdaki çağrı sorunun büyüklüğünü ortaya koymaktadır: ”Son yılların en büyük insani krizini yaşıyoruz, Suriye’deki savaş 2011’den bu yana devam ediyor. Çocuklar kriz karşısında en ağır bedeli ödeyen ve en ağır yükü taşıyan kesim olmaya devam ediyor: eğitimleri, duygusal sağlıkları, hatta yaşamları bile risk altında.

Türkiye’de çoğu Suriyeli olmak üzere yaklaşık 4 milyon mülteci yaşıyor ve onların yaklaşık 1.74 milyonu çocuk. Ocak 2019 itibarıyla okula kayıtlı olan 645 bin çocuğa karşı, yaklaşık 400 bin çocuk hâlâ okul dışında. UNICEF, ortaklarıyla birlikte krizin Suriyeli mülteci çocuklar üzerindeki etkilerinin en aza indirilmesi için çalışıyor.”

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Eylül 2018 verilerine göre ülkemizde 1.234.439 eğitim çağında yabancı öğrenci bulunmaktadır. Bu öğrencilerin 732.072'sinin ( yüzde 59,30 ) okula erişimi sağlanmıştır. 502.367 yabancı öğrencinin şu an eğitim hakkını kullanamadığı ve okula erişiminin olmadığının altının çizilmesi gerekmektedir. Çağ nüfusu içerisinde yer alan bu öğrencilerin büyük bir bölümünün çocuk işçi olarak, güvencesiz, düşük ücretle çalıştırıldığı açıktır.



Resmî okullarda ve geçici eğitim merkezlerinde öğrenim gören öğrencilerin eğitim kademelerine göre okullaşma oranları ana okul %33,86 , ilkokulda %96,50, ortaokulda %57,66 lise eğitimi ise %26,77 olarak gerçekleşmiştir.

Yabancı uyruklu öğrencilerin sayısının artması ile beraber 2012 yılında TBMM Türkiye’ye göç etmek durumunda kalan yabancı ülke vatandaşlarının kendi ülkelerine dönene kadar gereksinimlerinin karşılanması için karar alarak göç edenlerin “misafir” statüsünde barındırılmasına karar vermiştir. Bu kararın doğal sonucu olarak da yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim hakkını kullanması bulunmaktadır. Her ne kadar bu konuyla ilgili Temel Eğitim Genel Müdürlüğü 2014/21 sayılı bir genelge yayınlasa da yürütülen faaliyetin yeterli olduğundan söz etmek mümkün değildir.

Yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimi ile ilgili MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü bünyesinde “Göç ve Acil Durum Eğitim Daire Başkanlığı” kurulmuş olsa da bu birimin etkisi ve sorun çözme kapasitesi tartışmalıdır. Sayısal veriler yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim hakkı sorununun büyüklüğünü ortaya koysa da MEB bünyesinde bu sorunun çözümüne dair ayrı bir birim oluşturulmamış olması önemli bir eksiklik olarak ortada durmaktadır. Ayrı bir birim olmaması farklı genel müdürlüklerin koordinasyon içerisinde çalışamamasına da neden olmaktadır.

İkinci büyük eksiklik olarak da MEB’nın yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim hakkı ile ilgili faaliyetlerinin büyük bir bölümünü UNİCEF, Avrupa Birliği ve bağlı kuruluşlarla yapılan ve hibe alınan işbirlikleri oluşturmaktadır. Mülteciler ve göçmenlerle ilgili oluşturulan genel dış politikanın bir yansıması olarak eğitim alanında da MEB faaliyetleri genel olarak hibeler yoluyla yapmakta ve bu durum kalıcı çözümler üretilmesine engel olmaktadır.

Kapsayıcı bir eğitim yaklaşımı ile MEB sistemi yeni baştan yapılandırmak yerine, geçici önlemlerle süreci yönetmeye çalışmakta ve bu da her defasında farklı sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Öğretmen istihdamından, kullanılacak öğretim programlarına ve okulların fiziki mekanlarına kadar uzanan pek çok alanda acil adımların atılması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki ortak önceliğimiz tüm çocukların ayrımsız üstün yararıdır.

*Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri