Google Play Store
App Store

Margery Williams'ın klasik eseri "Kadife Tavşan"ı sahneye taşındı. Yönetmen Alper Kul, “Gerçek olmanın gücünü anlatıyoruz diyor. Aslı Tandoğan ise oyunun her yaştaki bireye hitap ettiğini vurguluyor.

Gerçek olmanın gücü
Sarya Toprak
Sarya Toprak
saryatoprak@birgun.net

BKM, Margery Williams'ın çocuk kitabı 'Kadife Tavşan'ını sahneye taşıdı. Alper Kul’un uyarladığı oyunun yönetmen koltuğunda Alper Kul ve Sevinç Erbulak oturuyor. Oyuncu kadrosunda ise Aslı Tandoğan, Yosi Mizhari, Mehmet Aybars Kaya, Uzay Karaca, Ahmet Berberoğlu, Aleyna Göktuna, Eftelya Bilen, Emine Kaymakcı,Kavin Midyat, Levent İçmeli, Mehmet Salih Demir bulunuyor.

İlk oyun, 23 Şubat'ta Maximum Uniq Hall’de seyirciyle buluştu. Sevgi, sadakat ve gerçek olmanın gücünü sahneye taşıyan ‘Kadife Tavşan’, 7’den 70’e herkese hitap ediyor. Alper Kul, Aslı Tandoğan ve Yosi Mizrahi Kadife Tavşan’ı BirGün’e anlattı.

Aslı Tandoğan, Alper Kul, Yosi Mizrahi. (soldan sağa) (Fotoğraf: BirGün)

Neden “Kadife Tavşan” gibi bir çocuk kitabını uyarlamayı tercih ettiniz?

Alper Kul: Beğendiğim bir alt metni var. Konusu gerçek olmakla ilgili bir şey. Gerçek olmak nedir onu anlatıyor. Tabii ki bu insanın kendi algısına göre değişen bir şey. Çocuk masallarını, çocuk hikayelerini, çocuk oyunlarını çok önemsiyorum. Çünkü çocuklar büyümeye çalışan bireyler. Yetişkinler onların psikolojisini tam olarak anlayamayabiliyorlar. Fakat onların zihinlerinde fırtınalar kopuyor. Bambaşka psikolojik durumlarla mücadele etmeye çalışıyorlar. O yüzden pedagojik destek almak önemliydi bu uyarlama sürecinde ve çok işimize yaradı.

Bir çocuk oyunu bu esasında. Peki yetişkinlere de hitap ediyor mu?

Aslı Tandoğan: O yüzden 7'den 70'e herkes bunu farklı şekilde anlayıp farklı bir şey çıkarabilir kendisine. Her yaştan insanın seyredebileceği bir oyun.

Yosi Mizrahi: Alt metinlerinden bir tanesi kendin olmak esasında. Yani “başkası gibi davranma kendin ol, kendi kendinin farkına var” diyoruz. Herkes özel esasında. Dolayısıyla kendin ol ve kimseyi kopyalamaya çalışma. Çünkü ‘sen özgünsün’ diyor metin. Bu yüzden de herkese hitap ediyor.

Çocuklara hitap eden bir oyunu oynamanın diğer oyunlara kıyasla nasıl zorlukları var?

Y.M.: Ben daha önce hiç çocuk oyunu oynamadım. Çocuğum da yok. Benim için inanılmaz bir deneme. Bolca interaktif ögeler içeren bir oyun. Biz istiyoruz ki oyunu seyretmeye gelen çocuklar sahneye biraz bulaşsın. Oyuncakların insan olmadığı yerde oyuncakların nasıl canlandığını görüyoruz. Fantastik bir dünya var orada. Çocukların çok ilgilerini çekeceğini düşünüyoruz.

A.T.: Çocuk oyunu oynamak hem çok heyecanlı bir şey hem de çok zor. Çünkü yetişkin oyunlarındaki gibi işlemiyor. Yetişkinler beğenmese de bazen geldiği zaman "Ayıp olmasın. Şu kişi oynuyor. Daha konsantre olalım” diyor. Ama konu eğer çocuğun ilgisini çekmiyorsa direkt aralarında sohbet etmeye başlarlar. O yüzden sahnede olan için oyununa, yönetmenine ve oyuncu arkadaşlarına gerçekten güveniyor olması gerekiyor.

Bizim oyunumuza ben çok güveniyorum. Hem yetişkinlerin hem çocukların çok ilgisini çekecek öğeler var içinde. Dansıyla koreografisiyle, kostümleriyle her şeyiyle çok göz alıcı oldu.

Oyundaki temel sorgulama ne?

A.K.: Oyunun temel sorguladığı cümle gerçek olmak. Bunu oyuncak özelinde bir tartışma cümlesi olarak ortaya koyuyor. Bizim de desteklemeye çalıştığımız alt metin kişinin kendisi olması. Kendin olduğunda öz değerinle sevileceğin, seveceğin ve ancak o şekilde gerçek olabileceğine dair bir alt metni var.

A.T.: Tabii ki gerçek olmak sadece fiziksel bir şey değil. Aynı zamanda duygusal ve manevi bir tamamlanmışlık.

Peki asıl hikayede değişiklikler yaptınız mı?

A.K.:  Değişti. 1920'de yazılmış bir oyun bu. Bizim dramaturgumuzun ve pedagogumuzun bize verdiği rapor bizi bir konuda çok aydınlattı açıkçası. Onun üzerine gittik.

Mucizeler yoktur, tek başınasındır bu hayatta dedik. Özellikle kız çocukları özelinde gelip bir beyaz atlı prensin ya da bir süper kahramanın senin hayatını değiştirmesini beklemek ve ona tabi olmaktan ziyade kendin mücadele etmen gerektiğini vurguluyoruz.

Epey interaktif bir kurgu var. En çok zorlayan noktalar neler oldu?

Y.M.: Sahnede dans ediyorsun, şarkı söylüyorsun. Ciddi bir hareket söz konusu. İyi bir kondisyon istiyor esasında çocuk oyunu dediğimiz şey. Genç bir ekibimiz var. Hepsi Alper’in Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden öğrencileri. Onlarla çalışmak biraz rahatlattı. İster istemez hayatta her şeyi takip edemiyoruz.  Gençlerle çalışmak, gençlerin neyle ilgilendiğini, neye güldüklerini, neye eğlendiklerini biliyor olmak bence büyük bir artı.

Kadife tavşan nasıl o gerçek olma yolunda neler yaşıyor? Nasıl maceralara atılıyor?

A.T.: Oyunda oyuncağın sahibi olan Ali’nin Kadife Tavşan’a olan sevgisi onu gerçek kılıyor. Zaten normal hayatta da öyle değil mi? Hepimiz varız ama birisi bize bir sevgi ve değer biçtiği zaman daha gerçek oluyoruz.  Oyunda bir de başka tavşanlar var. Kadife Tavşan o tavşanlardan biraz utanıyor ve onların onu beğenmeyeceğini düşünüyor. Sonunda gerçek olabilmek için ancak ve ancak kendisi gibi olması gerektiğini anlıyor.

Turnelere çıkacak mısınız?

Yosi Mizhari: İstanbul'un dışındaki çocuklara da Kadife Tavşan’ın hikayesini anlatmak istiyoruz. Çocuklar bu ülkenin geleceği. 20 yıl sonra bu ülkenin yönetiminde olacaklar belki de. Çocukların iyi insanlar olmasını sağlamamız gerekiyor.

Ülkede çocuk oyunları nasıl bir noktada?

Y.M.: Bazı tiyatrolar çocuk oyunu konusunda kolaya kaçıyor. "Çocuk oyunu zaten, gelecekler 40 dakika" gibi bir algı oluyor. Çocuk oyunu dediğimiz şey gerçekten çocuğun gelişimini etkileyen bir şey.