‘Geri dönüş’ün altyapısı
UĞUR KUTAY UĞUR KUTAY

2016’da, Trump başkan olabilmek için yabancı düşmanı kampanyasını sürdürürken, başta 15 Temmuz ve olağanüstü hal ilanı olmak üzere RTE’nin ‘tek adam’lığını sağlamlaştıracak hamleler yapılırken, dünyanın dört bir yanından şaşırtıcı faşizm haberleri gelirken Timur Vermes’in ünlü romanından uyarlanan Er ist wieder da/O Geri Döndü adlı film yapıldı.

Hitler’in bir zaman sıçramasıyla kendisini günümüz Berlin’inde bulduğu hikâyede, faşizmden çok çekmiş bir ülkenin faşizmi tekrar desteklemeye başlamasının ne denli kolay olabileceği anlatılır. İşleri pek iyi gitmeyen TV programcısı Sawatzki “Hitler kılığında Almanya’yı dolaşarak halkla sohbet eden adam” fikrini harekete geçirir, ‘Hitler taklidi’ olduğunu sandığı adamı yanına alıp yollara düşer. Başlangıçta Almanlar Hitler’in temsil ettiği tarihsel kötülük nedeniyle pek yüz vermezken, adam zamanla TV programlarının aranan yıldızı haline gelir. Çünkü yoksulluk ve işsizlik gibi konularda güya “herkesin düşündüğü ama kimsenin söylemeye cesaret edemediği şeyler”i söylemektedir.

Almanlar ‘büyük Almanya’ idealini dillendiren ‘parodi Hitler’in peşine takılır ve işler çığırından çıkmaya başlar. Finale doğru Hitler’in gerçek Hitler olduğunu öğrenen televizyoncu faşizmin yolunu kesmek ister; bir binanın tepesinde Sawatzki’yi elinde tabancayla Hitler’in karşısında görürüz: “Tarih tekerrür edecek, yine propaganda yaparak insanları kandırmaya çalışıyorsunuz. / Ah be Sawatzki… Anlamıyorsunuz. 1933 yılında halk propaganda yapılarak falan kandırılmadı. Bir Führer seçildi ve açıkça planlarını ortaya koydu. Beni Almanlar seçti. / Siz bir canisiniz. / Öyle miyim? Öyleyse bu caniye oy verenleri de suçlamanız gerekir. Hepsi de cani miydi? Gayet sıradan insanlardı. Vatanlarını sıra dışı olan birine emanet etmeyi seçtiler. Ne yapacaksınız Sawatzki? Seçimleri mi yasaklayacaksınız? / Hayır. Ama sizi engelleyeceğim. / Hiç oturup kendinize, insanların niçin beni takip ettiğini sordunuz mu? Onlar da özlerinde tıpkı benim gibiler. Aynı değerlerin peşindeler. İşte bu nedenle ateş etmeyeceksiniz. Benden kurtulamazsınız. Ben sizin bir parçanızım. Hepinizin bir parçasıyım.”

Filmdeki Hitler aslında Wilhelm Reich’ın “Kendimizi aldatmayalım; Alman halkı faşizmi istedi” derken kastettiği şeyi söylemektedir.

Peki neden? Alman halkı neden faşizmi ister? ABD’nin, Türkiye’nin, uygarlık beşiği Avrupa ülkelerinin halkları neden totaliter rejimlerin kurulmasına rıza gösterir?

Lider kültü faşizmin çok önemli bir parçasıdır ama faşizmi ortaya çıkaran şey lider değildir. 20. yüzyılın başından beri değişik şekillerde karşımıza çıkan faşizm olgusunu çözümlemeye çalışırken onu doğuran altyapıya, yani üretim ilişkilerine de bakmak gerekir: İnsanlığın bilim, akıl ve teknomlojiyle ilişkisinin tarihin hiçbir döneminde görülmemiş oranda yüksek düzeye çıktığı yeni bir binyıldayız. Bu ilerlemeye rağmen, 1933’ün dünyasıyla aramızda, başta gelişmişlik parametreleri olmak üzere her şeyi alt-üst eden devasa bir benzerlik var: Kapitalist sömürü düzeni. Max Horkheimer’ın “Kapitalizmden söz etmek istemeyen birinin faşizm konusunda da ağzını açmaması gerekir” diyerek vurguladığı, Mussolini’yi, Hitler’i, Trump’ı, AKPRTE’yi ve diğerlerini yaratan aynı düzen.

Özgürlükçü hareketler günümüzün totaliter aklını, parodi olan ve olmayan yeni faşizm modellerini çözümlemeye çalışırken liberal/neo-liberal ekonomik akıldan hareket etmenin imkânsızlığını anladığı gün Hitler’in geri dönüş yolu da kapanacak.